
Taha AKYOL
Objektif
Antik milliyetçilik
BİN yıllık yapı Akdamar Kilisesi'nin açılış kurdelesini Turizm Bakanı Attila Koç ile Ermeni Partiği II. Mesrob Mutafyan kesti. Çok güzel bir tablo. Düşmanlık değil, dostluk olunca böyle güzel tablolar gerçekleşiyor.
Bir Müslüman olarak Mutafyan için "Patrik Hazretleri" demekten hiçbir şekilde yerinmiyorum. Mutafyan hem saygın bir ruhani liderde olması gereken olgunlukla davranıyor, hem medeni bir "vatandaş" olarak ülkesi Türkiye'nin temel değerlerini ve duyarlıklarını daima gözetiyor, diaspora ve Taşnak aşırılığından uzak duruyor.
Patrik Hazretleri'nin bu dengeli tavrı Türkiye'de Türkler ve Ermeniler arasında iyi duyguların gelişmesine, vatandaşlık bilincinin güçlenmesine katkıda bulunuyor.
Taşnak veya diaspora kafalı bir patrik olsaydı, sadece gerilimi tırmandırmakla kalmaz, Akdamar'ın restorasyonunu da psikolojik olarak imkânsızlaştırırdı.
Dün Kültür Bakanı ile Patrik'in beraber kurdele kesmesi, tarihteki bin yıllık beraberliğe uygun bir tablo olduğu gibi, dinler ve kültürler arasındaki sorunların nasıl çözümlenebileceğine dair dünyaya da iyi bir mesajdır.
İmparatorluk dönemleri
İmparatorlukların tabiatında çok-kavimlilik, çok-dinlilik vardır. Roma, Sasani, Abbasi, Bizans Osmanlı ve Avusturya imparatorlukları böyleydi.
Osmanlı'da uzun asırlar dinler ve kavimler belli statülerde çatışmasız yaşadı. 19. yüzyılda özellikle eğitim ve iletişimdeki gelişmelere bağlı olarak milliyetçiliklerin yükselişiyle çatışmalar başladı. Sırp isyanı, Yunan isyanı, Bulgar isyanı... Avrupalı devletlerin müdahalesi ve kendi ulus-devletlerini kurmaları...
Ermeni milliyetçiliği bu sürece özendi. Ama, Sevr'in baş şampiyonu Lloyd George'un şişirilmiş rakamlarında bile Doğu'da 'altı vilayet'te Ermeni nüfusu yüzde 20'yi geçmiyordu. Sırp, Yunan, Bulgar modelleri Ermeniler için imkânsızdı.
Yabancı devletlerin ve orduların desteğiyle Ermeni komitelerinin "tarihsel Büyük Ermenistan" haritalarını, arkeolojik 'eser'leri kanıt diye göstererek yaptıkları kanlı zorlamalar karşılıklı facialara yol açtı.
Tarih ve gelecek
"Bu topraklar kökeninde kimindi?" tartışması bir cinnettir. Arkeolojik çağlardan veya bugün tarihsel sürekliliği kalmamış eski devirlerden "kanıtlar" getirerek iddialara kalkmak bir hastalıktır.
O çağlara gidersek, Proto-Ermeniler Doğu Anadolu'ya Asya'dan gelmişti; Kürt milliyetçilerinin "köken" inşa etmek için sahiplendikleri Hurriler Kafkasyalıydı. Urartular da bugün hiç kimsenin "ataları" değildir.
Sümerler ve Hititler de antik medeniyetlerdir, Türk olmadıkları gibi, bugünkü hiçbir kültürün de atası değillerdir.
Antik medeniyetler insanlığın malıdır.
Bugüne, geleceğe geçmişteki çatışmaların psikolojisiyle bakmak ve tarihi istismar etmek çatışmayı kışkırtmaktan başka bir sonuç vermez. Ermenistan'da iktidarda bulunan Taşnak Partisi'nin "Kars Antlaşması'nı tanımadıkları" yolunda zaman zaman ağızdan kaçırdığı sözler, diasporanın çılgınlık haline gelmiş Türk düşmanlığı, bunun bir siyasi kampanya haline getirilmiş olması kaçınılmaz olarak "savunmacı reflekslere" yol açıyor.
Halbuki herkes için iyi olan, Akdamar Kilisesi'nin açılışındaki tablodur.
Hayırlı olsun.
t.akyol@milliyet.com.tr

