|
 |
|
|
Ekonomi tıkırında (mı)?
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
Birileri ''ekonomi iyiye gidiyor'' diyor. Başkaları onlara büyüyen gözlerle bakıp ''Batıyoruz'' diyor. Bakıyorsunuz iyiye gidiş sinyalleri orada, batış senaryoları da çok afaki değil.
Daha ılımlı düşünenler de oluyor. Onlar ''Ekonomi bizce iyi değil'' ama deyip ''İyiden kastınız nedir? İyiyi hele bir anlatın bakalım'' diyorlar. Dinliyorlar, ikna oluyorlar ya da olmuyorlar.
* * *
Bu uzlaşmazlık sadece iş insanları arasında, sokaktaki adamla köşe başındaki dükkandaki adam arasında değil, ekonomistler arasında da gözleniyor. Sadece bizim ülkede değil, dünyadaki tartışma da giderek büyüyor.
O zaman iyi ekonomiyi tanımlamamız gerekiyor ki eldeki verilere bakıp kimin haklı olduğunu anlayabilelim. Çok değişkeni olan, karmaşık ve karşılıklı etkileşimli bir sisteminin ''iyi'' halini tanımlamaksa imkansıza yakın bir iş.
Yüz elli kriteri alıp onlara değişik ağırlıklar verip ''iyi ekonominin'' formulünü yazsanız da o ister istemez ''Sizce iyi bir ekonomi'' oluyor. Bir başkasının ''iyi ekonomisi'' ''kendine'' göre oluyor. Formül farklılaşıyor. Kısacası ekonomiyi nasıl gördüğünüz ekonominin neresinde durduğunuza çok bağlı. Ekonominin size nasıl yansıdığı, ekonominin nesnel olarak nasıl olduğundan daha önemli. Haklısınız da!
''İyi ekonomi'' dediğin bir şekilde herkese iyi yansır, öyle değil mi? Ekonomi ancak makul ölçülerde herkesi besliyorsa, herkese yarıyorsa iyidir. O öyle değil işte.
* * *
İçinde bulunduğumuz sistem, yani kapitalizm, zenginlik ve özgürlük vaad ediyor. Kastı bu kadar. Ötesi, yani zenginliğin nasıl dağıldığı ya da özgürlüğün niteliği konuları kapitalizmin iddia alanı dışında gibi. Daha da kötüsü kapitalizm, öz önceliklerine zeval gelmesin diye bu konuları görmezden bile geliyor. Zenginlik ihtimali, özgürlük illüzyonuyla oyalayabiliyor insanları.
Ama sistem, şimdiye kadar kendine inananları, yani iyimserleri de pek yaya bırakmadı. Kötümserlerin felaket senaryoları zaman zaman gerçekleşse de sistem yıkılmadı, ayakta kaldı, hatta her seferinde önceki krizi unutturarak geri geldi.
* * *
Son 5-6 yıl dünyada yakalanan kişi başına ortalama büyüme rakamlarına bakıp tüm zamanların en iyi 10 yılını yarılamakta olduğumuzu söylemek mümkün. Böyle diyenler var. Yani 4-5 yıl daha dünyada ekonomik iyilik rüzgarları hakim olacakmış. Siz böyle bir esinti hissediyor musunuz? Ya da son 4-5 yılda hissettiniz mi bu rüzgarları? Doğru yerde miydiniz yani?
Büyük şirket, özellikle hizmet ve teknoloji şirketi ortakları, onların üst düzey çalışanları doğru yerdeydi örneğin. Şirket hisselerinin değeri beklenmedik ölçüde yükseldi, çalışanların ücretleri arttı, yıl sonu primleri şaşırttı.
* * *
Ama Çin’in rekabet baskısını hisseden bir KOBİ çalışanı aynı nimetlerden yararlanamadı belki. Maaşlar aksadı. Hatta belki şirketin yabancılara satılma ihtimali nedeniyle işsiz kalma korkusu bile yaşadı. İşsiz de kaldı belki.
Dünyadaki hızlı değişim, bu hızlı değişiminin ülkeler bazında yarattığı yeni servet dağılımı, bu servet dağılımının ülke vatandaşlarına yansıması önümüzdeki dönemde siyasetçilerin ister istemez ilgilenmek durumunda kalacağı alanlar olarak görünüyor. ''Ekonomi iyi de bize faydası ne?'' homurtuları giderek güçlenecek gibi duruyor.
* * *
Artık gelişmiş ülkelerde bile ekonomik iyilik en çok piramidin üzerinde hissediliyor ve piramidin üzeriyle aşağısı ciddi biçimde farklılaştıkça piramidin şekli bozulup ortadan kırılma riski yükseliyor.
Bakalım bu yılki genel seçimlerde siyasi partilerimizden bizim bozuk piramidimiz ile ilgili neler duyacağız? Bilinen atıp tutmalar dışında...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|