Andıç 'soruları'
Genelkurmay Askeri Savcılığı, basının TSK'ya karşı tutumunu not eden 'andıç'ın doğru olduğunu, 12 Ekim'de çalındığını ve siyasi ortam dikkate alınarak bekletildiğini açıkladı
Barkın Şık - Ankara
Genelkurmay Askeri Savcılığı, "Akredite Basın ve Yayın Organlarının Yeniden Değerlendirmesi" başlıklı ve "gizli" ibareli andıcın 12 Ekim 2006'da Genelkurmay karargâhından çalınarak Utah'a (ABD) gönderildiğini, "ülkenin siyasi ortamı dikkate alınarak" nokta dergisi'nde yayımlandığı 8 Mart 2007'ye kadar da bekletildiğini açıkladı.
Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı, emekli Oramiral Özden Örnek'e ait olduğu öne sürülen günlük notlarının da ilk olarak Utah'ta kurulan bir internet sitesi üzerinden yayımlandığı bilgisi kamuoyuna yansımıştı.
Genelkurmay Askeri Savcısı Albay Saim Öztürk'ün yürüttüğü soruşturmada, dijital takip sonucu, Genelkurmay karargâhından çalınan andıcın Utah'taki bir adrese gittiği belirlendi. Burada alıcı olarak sahte bir ABD'li ismi ile karşılaşıldı. Genelkurmay karargâhından belgeleri sızdıran kişi ise henüz saptanamadı.
Andıç sahte değil
Öztürk, konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:"8 Mart 2007'de Nokta dergisinde yer verilen, Genelkurmay'ın basın ve yayın organlarına ilişkin medya değerlendirmesine ait metin sahte olmayıp bazı istatistiki değerlendirmeleri de içeren ilgili şube müdürlüğünde görevli bir kişi tarafından hazırlanan taslak bir metindir. Soruşturmaya, suçun askeri mahalde, asker kişiler tarafından, askeri hizmet ve görevleri ile ilgili bir suç olarak işlendiği göz önünde tutularak ve askeri yargının görev alanı içinde mütalaa edilmesi üzerine başlanılmıştır. Gizli bir şekilde iki yardımcı askeri savcı tarafından titizlikle yürütülmektedir."
Çankaya iması
Açıklamada, "Ulaşılan teknik bilgilere göre, taslak andıç çalışmasına ait metnin 12 Ekim 2006'da çalındığı, bilgilerin yurtdışı bağlantılarla ilişkili olarak ülkenin siyasi ortamı nazara alınmak suretiyle 8 Mart 2007'ye kadar bekletildiği ve o tarihte kamuoyuna sunulduğu dikkat çekmektedir" denildi.Açıklamadaki "ülkenin siyasi ortamı" ifadesiyle, cumhurbaşkanlığı seçim sürecinin kastedildiği yorumları yapıldı.
Ayrıca soruşturmanın, siber suçlar konusunda uzman kişilerin desteğiyle Türkiye'de şimdiye kadar görülmemiş çapta ve teknikte sürdürüldüğü de belirtildi.
Basına karne
Taslak metnin kim tarafından, nasıl çalındığına ilişkin çalışmanın sürdüğü, soruşturmanın ilerleyen aşamalarında sorumluların "gizli evrakın sızdırılmasından mı?" yoksa "ulusal güvenliğin ihlalinden mi? yargılanacağının kesinlik kazanacağı kaydedildi.Nokta dergisinde, "28 Şubat'tan 10 yıl sonra Genelkurmay'dan yeni andıç" adı altında yayımlanan dosya haberde, Genelkurmay Başkanlığı'nın medya grupları, gazete ve televizyonlara ilişkin genel değerlendirmeleri ve akreditasyon uygulaması konusundaki görüşleri yer almıştı. Bazı yazarlar, "TSK yanlısı, olumlu kanaatlere sahip" gibi ifadelerle değerlendiriliyor, bazılarının da TSK'ya karşı görüşlerine dikkat çekiliyordu. TSK hakkındaki haberler, "olumlu" ve "olumsuz" olmak üzere iki grupta değerlendiriliyordu.
Köstebek tedbiri
Bu arada, Savunma Sanayii İcra Kurulu'nun (SSİK) dün yaptığı toplantıda, önemli bir tedarik kararı alındı. SSİK, Genelkurmay Başkanlığı'na mesaj-evrak dağıtım sistemi alınmasını kararlaştırdı.Söz konusu sistem, mesaj ve evrakın elektronik ortamda iletilmesi, tasniflenmesi ve kriptolamasını içeriyor. Sistem sayesinde, evrak güvenliğinin artacağı, bu yolla sızma faaliyetlerinin önüne geçileceği belirtildi.
Sezer'den yalanlama
ANKARA Milliyet
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, emekli Oramiral Özden Örnek'in günlükleri olduğu iddia edilen metinde kendisinin konu edildiği bölümdeki ifadeleri yalanladı. Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezi'nden dün yapılan açıklamada, "Nokta dergisi'nde yazılanlar gerçeği yansıtmamaktadır" denildi. Yalanlanan bölümde şu ifadeler yer almıştı:"Akşam Cumhurbaşkanı'nın yemeğine gittik... Sanki ümidini kaybetmekte olduğuna dair intiba uyandı. Bazı mesajlar da verildi. Örneğin Cumhurbaşkanı, 'Burayı mahsus seçtim ki nereye geleceğinizi görün. Aranızda buraya gelmeyi bekleyenler var (Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'ü ima ederek)' dedi. Tabii hemen başımız öne düştü. Ama herkes bu lafı duyunca tereddütsüz ona baktı. Eşi, Kara Kuvvetleri Komutanı'na eğilerek 'Siz de gidince ne olacak?' demiş.
Cumhurbaşkanı ülkenin bu adamlardan kurtulmasının zor olduğuna karar vermiş gibiydi."

