
Ece TEMELKURAN
Kıyıdan
İlişkide üç kuruşa beş köfte anlayışı!
Dünyaca ünlü yazar (bu klişeyi şu fani ömrümde bir kez kullanmak istedim affınıza sığınarak) Salman Rushdie terk ediliyor. Evet. Şöyle ki...
Hindistanlı sevgili Padma Lakshmi, Salman beyi terk etmeyi kafaya koymuş. Neden diye soracak olursanız, bence ilişkideki üç kuruşa beş köfte anlayışından yılmış bulunduğu için. Peki nedir bu üç kuruşa beş köfte anlayışı diye merak buyurursanız anlatayım.
Bu bizim Salman efendi kendisinden yirmi küsur yaş küçük sevgilisinin üzerine çok gidiyormuş. Hem kendinden bu kadar yaş küçük hem de üstüne üstlük bir model olan Padma'yı "cahil" buluyormuş. Padma hanım artık bu durumdan yıldığına karar vermiş. Kendisinin demeci şu şekilde:
Güzel olması yetmiyor
"Sürekli kitap okuyor. Benimle hep entelektüel sohbet etmek istiyor. Sonra da durmadan beni azarlıyor, 'Hiçbir şey bilmiyorsun' diyor."
Dikkat isterim:
Kızcağız model. Son derece çekici bir bayan! Kaldı ki Salman efendinin neredeyse, zorlasan çocuğu yaşında. Sen bu kadar güzel kızı bul, bir de entelektüelini ara. Bir de (Allah günah yazmasın!) Salman efendi de dünyanın en çekici erkeği de değil yani. Şimdi sorarım size:
Bu, ilişkide üç kuruşa beş köfte anlayışı değil de nedir?
Marilyn Monroe ile Jane Russell'ın oynadığı, yanılmıyorsam "Erkekler Sarışın Sever" filminde şöyle bir repliği vardır MM'nin. Son derece karizmatik bir repliktir kendisi ve filmin sonunda bulunur.
Filmde zengin bir adamı tavlamaya çalışan MM'ye adamın babası parasını kaptırmamaya kararlıdır. MM de şöyle der:
"Evet ben onu zengin olduğu için seçtim. Ama o da beni güzel olduğum için seçti."
Karşılıklı anlaşmalar, ilişkilerde kurulan iki kişilik hukuk son derece nettir. En azından çoğu kez böyledir. O bakımdan bu "al gülüm, ver gülüm" dünyasında bu iki kişilik hukuku bozan da hukuka mugayir fiil işlemiş olur zannımca.
'Al gülüm, ver gülüm'
Salman efendi muhtemelen Padma hanımı "Akşamları karşılıklı oturur, Lacan konuşuruz" diye düşünerek almamıştır. Sabah kalkınca şiir yazarız, sonra kahvelerimiz eşliğinde "London Review of Books"a bakar, kitap eleştirilerini gözden geçirir, biraz yazar dünyası dedikodusu yaparız diye düşünmemiştir büyük olasılıkla.
Koskoca bir yazarın, üstelik de fizyonomi bakımından pek albenili olmadığı da göz önüne alınırsa, gidip bir modelle birlikte olmasının nereden baksanız tek bir nedeni olabilir. Sonradan başlangıçtaki nedensellik bağını unutup kadıncağızdan bir de edebiyat ve felsefe doktorası yapmasını beklemek nedir? Bunun adı üç kuruşa beş köfteden başka bir şey değildir.
Cezası da... Padma hanım açıklama yapmış:
"Ben artık cahillikle suçlanmaktan sıkıldım. Entelektüel sohbetler yapmak da istemiyorum. Ben hayatın tadını çıkarmak istiyorum."
Salman beye geçmiş olsun.
ecetem@hotmail.com

