
Taha AKYOL
Objektif
Yükselen İran nereye?
İRAN büyük mevziler kazanıyor. Gerilimler yaratarak yükselmesine katkıda bulunduğu petrol fiyatlarından çok para kazanıyor, nükleer güç olma tehdidiyle dünyayı titretiyor.
On beş İngiliz askerini tutuklayarak, meydan okumada son bir adım daha atarak tartışma konularını değiştirdi; yarın İngilizleri bölümler halinde bıraktığında teşekkür edilen ülke olacak.
Körfez'de Bahreyn'den başlayıp Irak ve İran'da yoğunlaşıp Lübnan'da Hizbullah'la Akdeniz'e açılan "Şii hilal" kuşağı da güçleniyor. Suudi Arabistan'da, Pakistan'da, Kuzey Yemen'de önemli Şii azınlıklar ve bunlarda görülen hareketlenmeler gözden kaçmıyor.
Belki de Talmudik-Hıristiyani kavramlara fazlaca kapıldıkları için bölgeyi bilmeyen Neo-Con'lar da Irak'ı altın tepsi içinde İran'a sundular! Karşısındaki tek askeri güçten bu şekilde kurtulan İran şimdi daha atak; Hizbullah daha cesur, Şii cemaatler daha hareketli.
Militan milliyetçilik
Washington Post yazarı Karl Vick, İranlı genç mühendis Abulgasem Fotoohi ile Persopolis harabelerini geziyor; Fotoohi'nin sözleri:
- 2500 yıl önce biz bütün milletlerden daha ileriydik. Şimdi neden yardım almadan kendi başımıza bir güç haline gelmeyelim?
Ve Fotoohi İran'ın mutlaka nükleer güç haline gelmesi gerektiğini anlatıyor.
Kullanılması imkânsız bu silahlar neye yarayacaksa?!
"İslam Cumhuriyeti" ama aslında 2500 yıl öncesinden beslenen militan bir milliyetçilik.
İran'ın ve Şiiliğin siyasi bir yükseliş döneminde, daha doğrusu 'sürecinde' olduğu kesin. Ama nereye kadar?
Fotoohi'nin sözleri antik çağlara uzanan köklü bir milliyetçiliği yansıtıyor ama 'içe kapanmayı' da yansıtıyor; bugünkü dünyada İran'a teknolojik ve ekonomik ufuklar açmıyor.
Eski Cumhurbaşkanı Hatemi'nin büyük umutlar uyandıran reformları, Batı'nın körlüğü yüzünden başarısızlığa uğrayınca, mühendis Fotoohi'nin dillendirdiği içe dönüş, Ahmedinecad'ı iktidara getirdi.
Yükselirken gerilemek!
Reformist Hatemi'ye çok saygı duyuyordum. Temsil ettiği şehirli ve girişimci orta sınıf İran'ın lokomotifi olabilirdi. Dünyaya da açılmak istiyordu. Belki erkendi, olmadı...
İran İslam devrimi zaten hiçbir teknolojik ve ekonomik dinamiği ateşleyememişti. Hatta hatta devrimin büyük entelektüelleri, Bolşevizm gibi, muhalefet yıllarının çocuklarıydı. Şimdi çoğu hapislerde!
İran dünyayla kavgalı hale geldikçe bunalmış kitlelerden milliyetçi duygularla daha 'sağlam' destek görecek. Ama...
İran petrol dışında bir ekonomi geliştirememişti, böyle giderse hiç geliştiremeyecek, çünkü ekonomik gelişme siyasi çatışmayla, istikrarsızlıkla bağdaşmaz. Son olarak İngiliz askerlerini kaçırması ve totaliter işlemler yapması istikrarsızlığı artırmaktan başka hiçbir şeye yaramayacaktır.
Türk-İran dostluğuna daima inandım ben, ama bölgede sürekli gerilimler yaratmasına tepki duyuyorum artık. Çünkü Türkiye de zarar görüyor.
İran artık 'rasyonellik' sınırını aşıyor! Yükselirken bir çıkmaza giriyor, kendisine karşı bölgede geniş bir cephe yaratıyor; Riyad zirvesi bunun örneğidir.
İran iyi yolda değil.
Halbuki, barışçı, meşruiyetçi, dünyaya açık, ekonomisi gelişen, reformist bir İran ne kadar iyi olurdu, İranlılar için ve herkes için.
t.akyol@milliyet.com.tr

