|
 |
|
|
Üç Amerikalının kurduğu fasıl ekibi
Üç Kaliforniyalı gencin Türk müziğine olan sevgileri onları İstanbul'a kadar getirdi. Ut, klarnet ve darbuka çalmayı öğrenen müzisyenler şimdi İstanbul gecelerini oyun havasıyla neşenlendiriyor
BAHAR BAKIR
Türk müziğini keşfetmek için okyanusu aşıp Kaliforniya'dan İstanbul'a gelen Eliot Bates, Samuel Atchley ve Sean Tergis kurdukları Nerelisin adlı grupla oyun havasından Roman ezgilerine, türküden Türk sanat müziğine kadar çok geniş bir yelpazede performans sergiliyorlar.
Eliot Bates esasında bilgisayar programcısı. Ama uzun zamandır profesyonel olarak müzikle ilgileniyor. Kaliforniya'da yaptığı "İstanbul'daki kayıt stüdyoları" konulu doktorasını bahane ederek şu an olmak istediği şehirde yani İstanbul'da ut çalıyor.
Ülkesinde elektronik ve yapı malzemeleri ticareti yapan Samuel Atchley, 17 yıldır profesyonel olarak dünya müziği yapıyor. Sırtına çantasını alıp müzik yaparak onlarca ülke gezmiş. İstanbul'da sokakta yürürken duyduğu klarnet sesine aşık olup burada kalmaya karar vermiş.
Müzikle sıkı fıkı olan bir aileden gelen Sean Tegris ise spor bilimlerinde okuyor. Ama Türk müziğine düşkün. Altı yıldır darbuka çalıyor. Şu an gerek Atchley gerek Tegris İstanbul'da bir dil okulunda İngilizce ders veriyorlar.
Nerelisin perşembe akşamları Taksim'de Victoria Lokantası'nda, cumartesi akşamları U-Turn Bar'da ve ayda bir kere de Kadıköy'deki Gitar Cafe'de çalıyor. Henüz bir albüm yapmayı düşünmeseler de 4 Mayıs'ta Tünel'deki Donovan Mixon Jazz Play Studio'da büyük bir konser vermeye hazırlanıyorlar. Bu konser Türk sanat müziği ağırlıklı olacak.
Türk müziğine olan sevginiz sizi Kaliforniya'dan İstanbul'a kadar sürüklemiş. Bu müzik macerası nasıl başladı?
Eliot Bates: Üniversitede ilk kez 1992'de bir Ortadoğu programı açıldı ve bir orkestra kuruldu. Orada Arap müzikleri çalınıyordu, ben de çok etkilenmiştim. Orkestranın yöneticisi Mısırlı hocamıza "Bu orkestrada bir şey çalmak istiyorum" dedim. O da "Bizim ut çalan birine ihtiyacımız var" dedi. Ben de "Ut ne ki acaba" dedim. Hikaye böyle başladı.
Sonra İstanbul Devlet Türk Müzik Topluluğu'ndan Necati Çelik, Göksel Baktagir ve Nurettin Çelik gibi çok önemli isimler Türk sanat müziği konseri verdiler. Ben orada çarpıldım. Ve hemen onlardan özel ders almak için İstanbul'a geldim. Malum burada ut ya da makamla ilgili hiç kitap yok.
Samuel Atchley: Bir arkadaşımla sırt çantalarımızı ve enstrümanlarımızı alıp Marakeş'le başlayan bir müzik yolculuğuna çıktık. Üç yıl süren maceramız 1998'de Türkiye'de devam etti. Sokak müziği yapıyor, barlarda çalıyorduk. Bir gün sokakta bir ses duydum ve o sese o anda aşık oldum. Bu bir klarnetti. Hemen gittim bir klarnet aldım. O anda yapmak istediğim tek şey Türk müziğiydi.
Sean Tergis: Kaliforniya'da birçok müzik cemiyeti vardır; İrlanda, Ortadoğu, Hint, Fransız gibi. Ben Ortadoğu'nun müziklerini ve danslarını çok beğeniyordum. Aynı zamanda kardeşim Ortadoğu şarkıları söylüyordu. Zaten perküsyonla uğraşıyordum, dolayısıyla darbuka öğrenmek istedim. Bunu da en iyi İstanbul'da öğrenebilirim diye düşündüm. Ve işte buradayım.
"Herkes 'Nerelisiniz?' diyordu, grubun ismini Nerelisin koyduk"
Sonra İstanbul'a geldiniz. Peki nasıl birbirinizi bulup grup kurdunuz?
Eliot B.: Kaliforniya'daki her müzik cemiyeti 150 kişilik büyük ev partileri yapar. Burada çeşitli gruplar gelir çalar. Biz beraber çalmıyorduk ama birbirimizi tanıyorduk. Türkiye'ye ilk ben geldim. Tek başıma çaldığım için sıkıldım. Sonra Samuel 2004'te geldi, birbirimizle iletişimle geçtik İstanbul'da. Sonra da Sean'ı çağırdık, perküsyon için. O da hemen kabul etti. Ve grubumuz kuruldu.
Grubunuzun adı neden Nerelisin?
Eliot B.: Nerelisin koyduk. Çünkü ne zaman bir yerde çalsak bize sorulan ilk soru "Memleket nere" ya da "Nerelisiniz?" olmuştu.
Ne tarz parçalar çalıyorsunuz?
Samuel A.: Ege ve Orta Anadolu türküleri de var Roman havası da. Anadolu rock da, fasıl ve oyun havası da. Türk sanat müziği de çalmak istiyoruz ama meyhane ya da barlar buna müsait değil. 60'a yakın şarkı çalıyoruz. Her hafta dört yeni şarkı öğreniyoruz.
Türkçe şarkılar söylüyor musunuz?
Eliot B.: Biraz zor ve kötü oluyor ama. Arkadaşlarım "Hayır, bu böyle söylenmez" diye beni uyarıyor. Hata yapa yapa öğreniyorum. Bazen dinleyiciler peçeteye istek parça yazıp gönderiyor, ancak söylemem mümkün değil. Mesela "Çökertme"yi, "Esmerim Biçim Biçim"i biliyorum. Ama istek parçaları çalışıyor, sonraki hafta söylüyoruz.
"Biz çalıyoruz, Türkler şarkı söylüyor, göbek atıyor"
Türkler müziğinizi beğeniyor mu?
Samuel A.: Gerçekten çok seviyorlar. Bizimle şarkı söylüyor, kalkıp göbek atıyorlar. Gelen haftaya tekrar geliyor.
Bir gün Kaliforniya'ya geri dönmeyi düşünüyor musunuz?
Sean T.: İstanbul'u ve Türkleri o kadar çok seviyoruz ki. Bir gün döneceğiz; Türk kültürünü ve müziğini Kaliforniya'ya taşıyacağız. Çünkü çok güçlü, yaratıcı ve derin bir müzik.
"Selim Sesler'le dost olduk"
İstanbul'da ut, darbuka ve klarneti geliştirmek için kimlerle bağlantı kurdunuz?
Samuel A.: Bir gün Tünel'de yürürken Selim Sesler'le karşılaştım, klarnet çalıyordu. Hemen gittim tanıştım. Şimdi dost olduk.
Sean T.: Ben de Selim Sesler'in perküsyoncusu Serkan Koçan, ayrıca Souren Baronian'la, Yinon Muallem ile çalıştım.
Eliot B.: Necati Çelik'ten uzun süre makam dersi, 70'lerin ünlü bir sanatçısından modern Türk sanat müziği dersi aldım.
En sevdiğiniz müzisyenler kimler?
Samuel A.: Selim Sesler, Hüsnü Şenlendirici, Erkan Oğur ve Göksel Baktagir'e bayılıyorum.
Sean T.: Selim Sesler, Serkan Koçan ve Göksel Baktagir'i beğeniyorum.
Eliot B.: Sezen Aksu, Mor ve Ötesi, Cem Karaca, Barış Manço, Ahmet Kaya, Erkin Koray'ı çok seviyorum. Erkan Oğur'un konserlerini hiç kaçırmıyorum. Bir de Grup Yorum var tabii.
|
|
|

|