Federasyon başkanlığına aday olacağım
Türkiye-Yunanistan maçı haftanın en çok izlenen yayını olamadı biliyor musunuz! Binbir Gece adlı dizi, Türkiye-Yunanistan maçını hem reyting, hem de izlenme payı olarak büyük farkla geçti.
Türk Milli Takımı, Yunanistan'la oynadı ve farklı kazandı. Prime Time'da herkesin TV başında olduğu saatteydi maç. Ve haftanın en iyisi olamadı. Haftalık sıralamada bir dizinin gerisinde kaldı. Şimdi ben Binbir Gece'nin prodüktörü olsam, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan neden beni arayıp tebrik etmedi diye merak ederim. Hatta bir basın toplantısı düzenlerdim. Üzüldüğümü, kırıldığımı açıklardım.
Bana "Günün birincisi oldu, dünyanın reytingini aldı" demeyin. Türk takımlarının oynamadığı Şampiyonlar Ligi maçları da zaten, ikinci, üçüncü oluyor. Zaten kemik bir futbolsever kitlesi var bu ülkede. Yani zaten kafadan seyrediliyor bir kesim tarafından. Bu maçı ise herkesin ama herkesin seyretmesi lazım. İlgili ve potansiyel ilgili, hatta ilgisizlerin bile...
Başkan neyle övünür
Peki neden futbol pazarı büyütülemiyor? Bu endüstriyel yaklaşımdan rahatsız olanlar için de şöyle soralım: Neden heyecan büyütülemiyor? Bir federasyon kendisine bunu sorar. Burada bir tehdit görür. Belki de Dünya Kupası 3.'lüğünden bu yana elde edilmiş en büyük zaferi bir diziyi seyredenlerden çok daha az kişi izliyorsa, bu malın sahibinin durumu sorgulaması gerekir. Ama öyle olmuyor. Federasyon Başkanı golü sanki Tümer değil de kendisi atmış gibi muzaffer bir edayla basın toplantısı düzenliyor, oyuncuları nasıl motive ettiğini, anlatıyor vs. Zaten "Ben bu ülkeyi Dünya 3.'sü yaptım demişti" hatırlarsınız.Bakın bir federasyon başkanı bir tek bununla övünmez.
Peki neyle övünür:
1-Muhteşem statlarla.
2-Her yıl artan seyirci ve izleyiciyle.
3-Her yıl artan yayın gelirleriyle.
4-Stat güvenliğiyle.
5-Dünya standartlarında tanınan oyuncularla.
6- Başarılı ve dünya çapında piyasası olan teknik adamlarla.
7-Alt yaş gruplarındaki oyuncu üretimiyle.
8- Şampiyon sayısıyla.
9- FIFA'da kulüplerinin alacak verecek dosyası olmamasıyla.
10- Takımlarının aldığı cezaların azlığıyla vs.
Ama Alman Federasyonu ve futbol dünyası, oradaki Türkler'den senin çıkardığından daha fazla dünya çapında oyuncu çıkarıyorsa işte burada insan kendisine sorar. Neden?
Ve Türkiye-Yunanistan maçını Binbir Gece'den daha az insan izliyorsa düşünür.
Peki ne düşünüyor Federasyon, "Başbakan bizi niye aramadı?"
Kardeşim niye arasın? Arasa, başka söyleyecekleri de olacak mutlaka. Onları söylese siyaset niye karışıyor futbola diyecekler bu sefer de.
Vizyonları bu
Misal arasa tebrik etse ve arkasından da sorsa "Kardeşim benim bakanlarımın gözü önünde Başkent'in göbeğinde meydan savaşı çıkıyor, siz 20 bin YTL para cezası veriyorsunuz bu nasıl iş" diye... Soramaz mı yani. Ben olsam sorarım. Ne olacak?Dese ki "Orada kızını korumak için cansiperane duvar olan bir adamcağız gördüm. İçim sızladı. Siz görmediniz mi? Şimdi o kız çocuğunu bir daha maça getirmek mümkün mü? Bu çocuğu buradan kaçırmanın cezası 20 bin YTL midir? Böyle mi koruyorsunuz size emanet edilen markayı".
Soramaz mı?
Ve sorsa "Bursa Fenerbahçe maçında ve Fenerbahçe-AZ maçında bıçaklamalar olmuş ne bekliyorsunuz müdahale için?"
Ne cevap vereceksiniz?
Yani dua edin ki aramadı. Çünkü ben Türkiye'nin Başbakanı olsam, aramaz, bizzat çağırırdım ayağıma "Gel anlat bakalım nedir bunlar?" diye...
Kaçıyor artık insanlar futboldan. En kral futbol programı gece yarısından sonra başlıyor. Artık spor gazetesi değil iddia gazeteleri çıkıyor. Ve bu işin başındakiler "Başbakan neden beni aramadı?" diye soruyor sadece.
Çünkü vizyonları bu.
Binbir Gece geçiyor Yunanistan-Türkiye maçını. Ve Federasyon Başkanı soruyor. Başbakan beni aramadı, kırıldım.
Bu iş böyle gitmiyor. Sanırım aday olacağım seçimlerde. Metin Uca gibi. Çünkü belki ben de bu kadar kötü yönetirim bu futbolu. Ama istesem de bu kadar görmezden gelemem olup bitenleri.
Alex de Souza
Maça gitmek için bir sebep o. Temel bir sebep. Bu hafta attığı gol, bir futbolcunun şut çekmek için ender yerlerinden biriyle ayağının altıyla. Tabanıyla. Topu anladım da, ayağının altıyla, topa vurmuyor, topu kepçeliyor. Kaleci kalesinde ve sırtında 2 kişi varken. Alex oyunun içinde olduğunda ligin en farklı oyuncusu. Pres yapmasını filan beklemek saçmalık olur ki kendi çapında yapıyor. Ama oyunda hareketli olması, markajcısını alanını terk etmeye zorlaması gerekiyor. Ki, 3 maçtır bunu harika yapıyor. Maçın en iyilerinden Hürriyet'e rağmen oynadığı oyun mükemmel. Alex buysa, buna şapka çıkarılır. Ama aksi takdirde yük olur. Fenerbahçeli oyuncuların onu taşımak için bir sebepleri olmalı. Bu sebep 3 haftadır fazlasıyla var.
Gerets'in gençlik iksiri
Gerets takımı gençleştir. Ama Song, Hasan Şaş, Necati, Tomas, Ayhan, Ümit Karan, Mondragon ve Hakan Şükür de oynamaya devam etsin.
Gerets'e söylenen "Bu takımı gençleştir"den çok "Gençlik iksirini icat et" demek aslında.
Necati ve Hasan maçı çevirdi diye soruluyor; "Aklın daha önce neredeydi, niye oynamıyorlar?" Haftaya Hakan 2 gol atsa "Hocası bile ona güvenmiyor, ama o krallığını gösterdi" denecek...
Ve aynı zamanda "Bu takımı gençleştir".
"Deve gücü, tazı hızı şerbetini bul" desek daha kolay olacak.
Diğer taraftan Gerets'e neden Necati ve Hasan oynamıyor diye soruluyor, ama neden Milli Takım'da yoklar, soran yok. Nasıl iştir anlamak mümkün değil.
Ezberimiz darmadağın
Geçen haftanın özeti ve devamı:
1- Bu işler aslan, kaplan edebiyatıyla olmuyor. İşte Yunanistan ve Norveç maçlarındaki soğukkanlılığın parlak sonucu.
2- Biz teknik değil, fizik oyunda başarılıyız. Yoksa Marco'yu niye Türk yapalım ki. Eksik olan teknik bizde. Fizik oynadığımız zama ise farklıyız.
Ve...
3- Türkiye statları rakip için cehennem filan değildir. Bakın seyircisiz rekor puan topladık. Tüm zamanların en iyi grup performansı. Peki seyircili maçlarda ne oldu ? Hatırlayın. İsviçre, İngiltere, Letonya, Danimarka, Yunanistan vs.
mdemirkol@milliyet.com.tr

