Herkes gider Mersin'e...
Uzmanlar, küresel ısınmayı yavaşlatmak için 10 yıl kaldığı konusunda uyarıyor. Isının yükselmesine hemen engel olamazsak 10 yıl sonra 2 derecelik bir artış kontrol edilemez bir nokta demektir ki, bu da bilmediğimiz bir gezegene dönüştürür dünyayı...
BM'nin raporuna göre Türkiye; kırk ülkenin yer aldığı listede 1990 ile 2004 arasında sera etkisi yaratan atmosfere saldığı gazlarda en hızlı artış kaydeden ülkeler arasında, yüzde 72.6'lık artışla rekora imza atmış durumda... Çevre Bakanımız ise, hem "küresel ısınma en büyük tehdit, çevre felaketi Akdeniz'i vuracak", hem de "Kyoto'yu imzalayamayız, daha zamanı var, önce kalkınalım" diyor... Anlayacağınız bizimkilerde hala "bize bir şey olmaz" havası hakim...
Küresel ısınmayı engellemenin en önemli yolu ise enerji tüketimini azaltmak. Çünkü daha az tüketim, ısınmaya yol açan kirli gazların atmosfere daha az salınması anlamına geliyor... Televizyonlar, gazeteler alınabilecek küçük önlemlerden bahsediyor: Elektrikli cihazları Stand by konumunda bırakmayın, bulunduğunuz ortam sıcaklığını düşürün, şarj cihazlarını prizlere takılı bırakmayın, daha verimli ampul kullanın, arabanızı olabildiğince az kullanın, su tüketimini azaltın, uçağa daha az binmeye çalışın... ilk aklıma gelenler.
Bizimkiler gidiyor tersine...
Açık hava ortamlarındaki ısıtmaların kaldırılması, göğü ısıtma çılgınlığından vazgeçilmesi de önemle vurgu yapılan maddelerden biri... Ben geçmiş yıllara nazaran daha az görüyorum bu ısıtıcıları ortalıkta... Ancak birileri var ki; herkes Mersin'e giderken tersine gitmekte ısrar ediyor... Güzide spor camiamızın güzide insanlarının bir kısmı da buna alkış tutuyor...Kimlerden mi bahsediyorum? Şükrü Saracoğlu'nu havadan ısıtarak "kış ortasında paltosuz maç izleme" projesini hayata geçiren Fenerbahçe yönetiminden ve buna alkış tutan Ümit Kayıhan ve Erman Toroğlu'ndan... (Belki başka güzide insanlarımız da alkış tutmuştur da, benim şahit olduklarım bu zat-ı muhteremler, eksik saydıysam kusura bakmayın!)
Fenerbahçe-Konyaspor maçından önce Lig TV stattan yayın yapmıştı da; Kayıhan "Aman ne güzel, Fenerbahçe taraftarı ne şanslı, sıcak sıcak maç seyrediyor, ne güzel düşünmüş yönetim" türünden tadından yenilmez cümleler kurmuştu. Daha o zaman yazacaktım bu konu üzerine de, İddaa'ya ara verildiği için zorunlu tatile çıktığım zamanlardı...
Ancak! Sözleriyle bir anda tavuk tüketimini sıfıra indirecek kadar halkın ciddiye aldığı Erman Toroğlu da benzer şeyler söyleyince, diğer yönetimler de gaza gelip "biz de ısıtıcaz" diye tutturur korkusuyla bu yazıyı yazmak farz oldu...
Toroğlu, Saracoğlu'na girince üstündeki montu çıkarmış. Neden? Çünkü Pazar günkü güzel havada bile yakmışlar elektrikli ısıtıcıları (adı başka bir şey olabilir, ben bilmiyorum)... Toroğlu diyor ki: "Fener seyircisi şanslı bir seyirci. O statta maç seyretmek çok büyük keyif. Soğukta bile gidiyorsun, ceketini çıkarıyorsun, öyle maç izliyorsun. Önemli bir olay. Birileri donarken, oranın seyircisi sıcakta maç seyrediyor."
Ben maç seyrederken donarak ölen insan olduğunu duymadım... Siz duydunuz mu? Kazakla maç seyretmekten hoşlanan taraftarlar varsa, yani bu kadar rahatlarına düşkünlerse evlerinde de maç seyredebilirler... Taraftarlık aynı zamanda iyi günde - kötü günde, yağmurda, çamurda takımını desteklemek değil mi? Toroğlu, "Fener seyircisi çok şanslı" diyor ya, şimdi bir takım durumun farkında olmayan Fener taraftarı da bana mail atar; "Kıskanıyorsun di mi" diye... Vallahi kıskandığım falan yok, ben sadece hepimizi düşünüyorum... Yoksa paltosuz maç izleme derdindeyken, izleyecek takım bile bulamayacağız...
Not: 251 milyon yıl önce gezegende birdenbire öyle bir şey olmuş ki, canlıların yüzde 90'ı yok olup gitmiş. Sebebi, küresel ısınma. Bu büyük yok oluşa ise sadece ve sadece 6 derecelik artış neden olmuş.
Fikistür: Bırak dağınık kalsın! -2-Geçtiğimiz cuma günü yayınlanan yazının son paragrafı teknik hata sebebiyle çıkmamış, düzeltmek boynumuzun borcudur ki, şöyle olacaktı: "Bence siz neyseniz o olun; ama neyseniz onun iyisi olmaya bakın. Mesela bize düzgün bir lig fikstürü hazırlamakla işe başlayabilirsiniz."
Fikstürü planlayan Federasyon'un ilgili kurumu -Planlama Müdürlüğü imiş kendileri- Fortis Türkiye Kupası'nda karşılaşacak olan Fenerbahçe'nin üç, Beşiktaş'ın ise iki gün arayla maçlarını yapacak olması konusunda şunları söylemiş: "Fenerbahçe, Kayseri ile deplasmanda oynayacağı için maçı Cumartesi günü. Beşiktaş ise Rize'yle kendi evinde oynayacağı için Pazar günü..."
Eee, hadi buna "tamam" diyelim. Çarşamba günü Beşiktaş-Fenerbahçe maçı oynandıktan sonra, niye Beşiktaş 2 gün sonra yani Cumartesi günü Sakarya deplasmanına çıkıyor da, Saracoğlu'nda Vestel Manisa ile karşılaşacak olan Fenerbahçe maçını Pazar günü yapıyor?
Sevgili ilgili müdürlük yetkililerinin matematik derslerini can kulağıyla dinlemediklerini iddia etmiştim geçen gün, eksik demişim... Meğer coğrafya derslerini hiç dinlememişler...
Hayallerin, aşkın ve sen!
Gazeteciler: Fatih Terim, maçtan sonra Oscar törenindeymiş gibi herkese teşekkür etti. Sizin teşekkür etmek istediğiniz biri var mı?
Otto Rehhagel: Şu anda teşekkür edebileceğim tek kişi, benimle 43 yıldır evli olan karım.
Hı hı!
Güney Amerika'nın en iyi stoperlerine Barcelona'nın falan kafası çalışmıyor da biz mi uyanıyoruz, alıyoruz, atlıyoruz.
(Rıdvan Dilmen - % 100 Futbol, NTV)
Konuş konuş çekinme!
Adnan Aybaba: Beşiktaş bir tane şey değiştirmiş, sen de onu söylersin 10 yıl. Öbürleri 10 tane, 20 tane şey değiştiriyor.
Cem Papila: Somut delillerle ispat etmek zorundasın.
AA: Hocam, burda öbürlerine girersek şimdi, ben konuşmak istemiyorum. Ziya Abi'yle Gökmen Abi Galatasaraylı, Fenerli.
(Telegol - Star)
Mumları kim taşıdı?
Atina'da maç öncesinde herkes Yunan milli takımının "Sirtaki" yapacağını söylüyordu. Ama doksan dakikanın sonunda "Çayda Çıra'yı" oynayan Milli Takımımız oldu.
(Bahri Havadır - Akşam)
O dündü Abi!
Sen Adnan Polat, Tuncay için "Galatasaray'ın kapısından içeri giremez" demedin mi? Peki şimdi ne oldu anlat bakalım?
(Turgay Şeren - Akşam)
Emrin olur!
Bir önemli konu da yıllardır trilyonlar harcadığınız futbol altyapısnın başına da Hoojidonk'u getirirseniz Zico, Rıdvan ve Hooijdonk üçlüsünün Fenerbahçe'nin 101. yılına neler kazandıracaklarını takdirinize arz ediyorum.
(Hulki İlgün - Fanatik)
Ha, tamam o zaman!
Serhat Ulueren: Rize maçınız neden Cuma'dan Pazar'a alındı?
Yıldırım Demirören: Ben de bunu soruyorum zaten. Neden? "Yayıncı kuruluş istedi" diyeyse, bunu da kabul etmiyorum. Türk futbolunu yayıncı kuruluş idare etmiyor.
SU: Altında ne arıyorsunuz?
YD: Altında bir şey aramıyorum. "Altında ne var" diye soruyorum.
(Telegol - Star)
Sen kahin misin?
Bana göre Yunanistan maçından sonra Milli Takım, Avrupa Şampiyonası'na gitmiştir. Bu kadar basit.
(Cem Papila - Telelgol, Star)
yakantop@gmail.com

