
Meral TAMER
Bıyık, türban ve gündemi zorlamak...
3 kadın, 3 farklı tavır: Nuray Mert, "Bıyığa hayır, ama türban takarım" diyor.
Perihan Mağden, "Türban da takmam, bıyık da..." diyor.
Bendeniz "Bıyık takarım, ama türban takmam" diyorum.
Mert de, Mağden de Radikal'deki yazılarını her zaman beğeniyle ve dikkatle takip ettiğim, biri akademisyen diğeri edebiyatçı olarak birikimlerini de yazılarına yansıtan çok esaslı 2 öncü kadın.
Nuray, Kadın Adayları Destekleme Derneği KA-DER'in "Meclise'e girmek için erkek olmak şart mı?" sloganıyla başlattığı bıyıklı kampanyaya zaten baştan beri karşı. Her fırsatta "Kadınların Meclis'e girmesini engelleyen bir yasa yok. Asıl başörtülü kadınlar engelleniyor," diyor. Nitekim Yeni Şafak'ın bu yöndeki çağrısına da olumlu yanıt vererek başörtüsüyle fotoğraf çektirmiş. Dün Nazlı Ilıcak, Pınar Selek ve Leyla İpekçi ile birlikte başörtülü fotoğrafları vardı.
Yeni Şafak'ın sorusu
Perihan'ın ve benim durumlarımız biraz farklı. Yeni Şafak aynı günlerde bizlere de "Başörtülü kadınların da TBMM'ye girmelerine destek için başörtüsü takar mısınız?" diye sormuştu. Mağden "Memnuniyetle" demiş. Ben ise bu örnekte elmalarla armutların karıştırıldığını düşündüğümden, ayrıca her fırsatta bu konunun gündeme getirilmesinden artık bıkkınlık geldiği için reddetmiştim. Hatta reddetmekle de yetinmeyip "Bıyık takarım, türban takmam" diye bir yazı da yazmıştım. (28 Mart 2007)
Çünkü Yeni Şafak muhabiri benden ısrarla görüş istemiş, hemen ertesi gün yayımlayacakları için zaman sınırı da koymuştu. Dolayısıyla ister istemez bu mevzu üzerine düşünmek zorunda kaldım ve benden istenen bir paragraflık görüşü de bir saat içinde onlara ilettim.
Perihan'ın görüşünü Nuray'ınkiyle birlikte Yeni Şafak'ta okuduk; öneriyi reddeden Hürriyet yazarı Ferai Tınç'ın ve benim görüşüme (eminim reddeden başkalarının da) yer verilmedi.
1 Nisan şakası değil
İşin daha da ilginci bendeniz, Perihan'ın Yeni Şafak'ta başörtülü fotoğrafını beklerken, Radikal'deki köşesinde "Türban da takmam, bıyık da..." diye bir başlık çıkmaz mı karşıma? Tarih 1 Nisan, ama 1 Nisan şakası değil! Perihan gayet ciddi!
Anlaşılan Yeni Şafak'ın talebi, tıpkı bende olduğu gibi Perihan'da da bir düşünce sürecini tetiklemiş ve öteden beri başörtülü kadınların haklarını içtenlikle savunduğu ve teklife de "Memnuniyetle" dediği halde, başörtülü fotoğraf karesinde yer almama noktasına varmış. Perihan, nedenini bir sonraki yazıda açıklayacağını belirtse de, önemli ipuçları veriyor:
"(...) Diyelim artık başörtülü kadınların haklarını savunan yazılar da kaleme almıyorum. Bu işe yüreğimi koymuyorum. Ve hatta gündelik hayatta şahit olduğum çirkin sahnelerde duyabildiğim hâlâ, yoğun rahatsızlıklar bir yana; türbanla ilgili hiçbir his duymuyorum. Duyamıyorum. Esef filan da duymuyorum, yanlış anlamayın bu duygulanım/hakkâniyet tıkanıklığından ötürü.
Bu da bi nevi giriş oldu. Yazacağız belli ki: Neden başörtülü kadınların hakları (artık) beni ilgilendiremiyor?"
Yeni Şafak'tan bizlere başörtülü fotoğraf çektirme talebi gelmeseydi, "Bıyık takarım, türban takmam" diye bir yazı yazmak aklımın ucundan geçmezdi. Sanırım Perihan da "Türban da takmam, bıyık da" diye yazmazdı...
mtamer@milliyet.com.tr

