|
 |
|
|
Akıl tutulur, mozaik parçalanırsa
Çeşitleme / Selim Türsen
Bir banka şubesinde çalışan iyi eğitimli, yabancı dil bilen genç hanım ''Şimdiye kadar milliyetçilere oy vermedim. Ama bu seçimlerde çok farklı düşünüyorum. MHP olmaz ama DYP’ye oy verebilirim'' dedi. ''Neden?'' diye sorduğumda ''PKK meselesi beni çok rahatsız ediyor, artık dayanamıyorum. Ben aslında Rum, Ermeni komşularımızın olduğu bir ortamda büyüdüm. Ama bütün dünyada ulusal akımlar güçleniyor. Bizim de bir araya gelmemiz lazım'' cevabını verdi.
Orta yaşlardaki bir gazeteci, ''Kiraya verecek evim olsa artık Türk mü, Kürt mü olduğuna bakarım. Yarın evin hangi amaçla kullanılacağından korkarım'' diyerek beni hayli kaygılandıran bir konuya değindi.
* * *
Toplumlarda körüklenen düşmanlıkların nasıl vahim sonuçlara yol açtığına tarih defalarca tanık oldu.
Osmanlı’dan beri bu toplumun en önemli özelliği karşılıklı din ve kültürlere saygı oldu. Hoşgörünün kitlesel düşmanlıklara dönüş mozaiğin parçalanırsa bir daha bir araya getirmek çok zor olur. Bu tehlikeli dönemeçte siyasi partilere, sivil toplum örgütlerine, medyaya ve en önemlisi seçimlerde kullanacakları oylarla bireylere büyük görev düşüyor. İç ve dış politik hesaplar uğruna korkulan senaryolar başımıza gelirse yaşanacak acıları kuşaklar boyu unutamayız.
Sakızlı muhallebi
Çok değil 8-10 yıl öncesine kadar Türk-Yunan düşmanlığı hiç bitmeyecekmiş gibi görünürdü. İki ülkenin genç nesilleri nefret tohumlarıyla büyüyordu. Sonra, Yunanistan’ın Avrupa Para Birliği’ne girebilmek için ekonomisine çeki düzen verme amacıyla savunma harcamalarını kısması gerekti. Karşılıklı zeytin dalları uzatıldı, güvercinler uçtu. 1999 Marmara depremi ise bitmeyen düşmanlığın en aza inmesi için dönüm noktası oldu. Bazen küçük sürtüşmeler olsa da savaşın kapıya dayandığı Çeşme kumsallarında topların, askerlerin konuşlandığı günler geride kaldı. Öyle ki rahmetli İsmail Cem ile Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun adları Nobel Barış Ödülü için bile geçti.
Türk ve Yunan işadamlarının İzmir’de ortak açtıkları sakızlı muhallebi, sakız reçeli gibi ürünler satan cafenin haberini gördüğüm zaman ''Düşmanlıklar istendiğinde nasıl da bitiriliyor. Olan düşmanlık sırasında kaybolan yaşamlara, parçalanan ailelere oluyor'' diyerek bir kez daha kahroldum.
Bugün sakızlı muhallebi yiyoruz, 10 yıl sonra kimbilir ne içeriz?
Altın top gol olmalı
Körfezde devasa boyutlarda ''EXPO 2015'' yazılarıyla donatılmış şehir hatları vapurunu salına salına geçerken görünce, aklıma kısa bir süre önce Deniz Sipahi’nin Milliyet EGE’deki yazısı geldi. EXPO 2015’te İzmir’in tek rakibi Milano’nun lobi çalışmalarını yazmıştı Deniz. Biz daha yer seçimini yapamamışken, Milano’nun temsilcisi, aralarında Çin, Japonya gibi ülkelerinde bulunduğu 20 ülkenin desteğini şimdiden aldıklarını, karar verilinceye kadar çoğunluğu sağlayacaklarını söylüyormuş.
Ben kendi payıma, bugüne kadar herhangi bir ülkenin İzmir’e destek sözü verdiği şeklinde bir haber görmedim. Bir çok ülkeye gidilip lobi yapılıp, destek isteneceğinden çok söz edilse de uygulamanın nasıl olduğu, hangi yerli ve yabancı lobi kuruluşlarıyla bu işin organize edildiği gibi detay bilgilere de pek rastlamadım.
Bence Milano’ya göre pek çok farklılığı olduğu için hala şansı olan İzmir, ayağına gelen altın topu gole çeviremezse çok yazık olacak. Ama zaman su gibi akıp gidiyor.
stursen@milliyet.com.tr
|
|
|

|