
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Durumundan habersiz, ah o minicik bebek fotoğrafları
Ufacık ayakları, parmak kadar donuyla, çırılçıplak yan yatmış 6 günlük bir bebek fotoğrafı.
Bakarken insanın içinin koptuğu, uzanıp azıcık okşamak istediği bir bebek fotoğrafı.
Muğla Kurşunlu Camii'nin avlusuna, büyükçe bir çanta içinde bırakılmış bir bebek.
***
Camiye sabah namazına gelenler, avluda bırakılmış gördükleri büyükçe çantanın içinde bomba bulunması olasılığına karşı hemen polisi haberdar etmişler.
Gelen ekip, kuşkuyla baktığı çantayı uzaktan patlatmak için, çantaya fünye bağlamaya çalıştığı sırada duyulan bir bebek ağlaması...
***
Hemen açılan çanta ve içinden çıkan 6 günlük bir kız bebek.
Bebeğin minicik elleri, ayakları ve parmak kadar donuyla, çırılçıplak yatışı... Kucağa alındığında açılan gözleriyle, hiçbir şeyi fark etmeden bakışı öyle...
Bebeğin görüntülerini izlerken, sanki akrep kuyruklarıyla kıskaçlanıyor insanın yüreği.
***
Aklımda kaldığı kadarıyla, Faruk Nafiz'in 70 yıl kadar önce yazdığı bir şiir, doğar doğmaz terk edilmiş bebekler için:
Piç
Hiç mi hiç aldırmadan gözlerinin yaşına,
Kundağını serdiler bir musalla taşına.
Gözlerin bir camiin avlusunda açıldı,
Atıldın doğduğun gün hayata tek başına.
Şayet anan olsaydı, yine ömrün bahardı,
Sana dar günlerinde açık bir kucak vardı.
İsa'yı oğlum diye bağrına bastı Meryem.
Bir babasız yavrudan bir peygamber çıkardı.
***
Adıyaman'ın Kaşköyü'nde de 9 aylık ama 20 kilo, parmağını ağzına sokmuş, şişman mı şişman bir başka bebek fotoğrafı; ne hormonal bir anomaliyle dünyaya geldiğinden haberi var, ne şişmanlığından.
***
Daha doğarken, hayatlarının Gayya kuyusu içine yuvarlanıvermiş bebekler...
Cumhurbaşkanlığına kim seçilirse seçilsin, doğarken yuvarlandıkları katranlı kuyulardan kolay kolay çıkamayacak olan bebekler...
***
Ve daha bir hayli sürüp gidecek olan vatanı kurtarma nutukları.
Bebekler büyüyüp ergenlik çağına gelirken de; birçoğuna vatanları, yahut inançları uğrunda ölmenin yüceliği anlatılacak.
Yaşarken yükselerek yücelme hırsında olanlar, onlara gencecikken ölerek yücelmeyi ballandıracaklar.
***
Örneğin Irak'taki bombalı saldırılarda, kendilerini de patlatarak feda edenler; Irak'ın başına geçerek yücelenlerden olamayacaklar, ölerek yücelenlerden olacaklar.
Doğrusu güzel bir iş bölümü.
***
Dünkü Milliyet, ilk sayfanın manşeti yanından Serpil Yılmaz'ın; Kuzey Irak'ta, kimlerin zenginliklerini artırmakla uğraştığı konusundaki yazı dizisini, şöyle anons ediyordu:
"Türkiye'nin Kuzey Irak'taki kırmızı çizgileri aşınırken, artık ticari çıkarların belirlediği yeni çizgiler geleceğe damga vuruyor. Türk firmaları bölgeyi baştan inşa ediyor.
Milliyetçi olarak bilinen siyasetçi bile Kürt bölgesinde inşaat yapıyor, bölgenin imarı Karadenizli müteahhitlerden soruluyor. Petrol kuyularının başında da Türk müteahhitler var."
***
Bazı gençler ise; gerek Cihangir'de, gerek Göztepe'de kapı kapı dolaşıp, kendilerini vatanı kurtarmaya adadıklarını söyleyerek ellerindeki dergileri satmaya uğraşıyorlar.
Vatanı kurtarma sevdasıyla kimlerin asansörleri kapatıp, kimlerin yaya kaldığından haberleri bile yok.
***
Gazetelerde bir yanda siyasetçilerin sövüşme örnekleri, bir yanda büyükçe bir çanta içinde cami avlusuna bırakılmış 6 günlük kız bebeğin fotoğrafları ve bir yanda öğrencileri eyleme götürmek için üniversite sınavlarının nasıl ertelendiği haberleri...
***
Hem bireyleri, hem kitleleri kazıklayıp durma yöntemleri üstüne bir inceleme yapılsa...
Özellikle Türkiye'de ne tür yönetimlerin uygulandığı; ilgi mi yaratırdı, şaşkınlık mı?
***
Yok canım hiç öyle şey olur mu; bir Türk, hiç kazıklar mı başka bir Türkü?
Biliyorsunuz, "Türkün Türkten başka dostu yok".
Her ne kadar parti liderleri, birbirlerini cibilliyetsizlikle, hainlikle, yalancılıkla suçlasalar da...
***
Dileriz 6 günlük kız bebek, hiçbir zaman öğrenmez en büyük kazığı kendisine kimin attığını.
c.altan@prizma.net.tr

