|
 |
|
|
Takıntınız var mı?
Yaşam Güzeldir / Banu Şen
Aslında çoğumuzda vardır biraz... Takıntı! Kimi defalarca elini yıkar, mikroplara takıntılıdır. Temizlenmediğinden kuşku duyar. Kimi bir işi aslında yapmadığına takar kafayı. ''Ocağı kapatmış mıydım, kapıyı kilitlemiş miydim?'' diye yollardan geri döner. Kimi istemeye istemeye ve bile bile kötülük yapma korkusu yaşar. Kendine takar kafayı. Kimisinde simetri takıntısı vardır. (Benim gibi... Çerçeveler, kilimler, örtüler asla kaymamalı. Aynı hizada olmalı!)
''Obsesif Kompulsif Bozukluk'' (OKB) denen ve çevremizde, hatta kendimizde bir parça benzerlik bulabileceğimiz bu durum, takıntılı-titiz kişilik yapılarında olan insanlarda daha çok görülen bir hastalık türü. Saçma olduğu bilinmesine rağmen tekrarlayıcı davranışlara takılıp kalabiliyor insanlar. Örnek mi? Bazıları mikrop kapıp hasta olmaktan korkar. Bir yere dokunmaz. Ellerini sürekli temizler, eldiven kullanabilir. Peçeteyle kapıları tutabilir. Saatlerce banyoda, tuvalette kalabilir. Yanlış oldu diye defalarca ibadet edebilir. Saatlerce abdest alıp, dua okuyabilir.
Uzaktan izlediğinizde komik gelen aslında yaşayan için traji-komik bir durumdur bu....
''Tak Tak Takıntı''
Ali Poyrazoğlu’nun, oyunculuğunun yanında yönetmenliğini de üstlendiği, Laurent Baffie’in yazdığı ''Tak Tak Takıntı''da da işte tüm bu ''Obsesif Kompulsif Bozukluk''ları taşıyan karakterler bir arada...
Oyun, grup terapisi üzerinden tedavi yöntemini aktarıyor.
Beş ayrı karakterin yaşadığı takıntı hastalığı gösteriliyor. Hastalar aynı günde, aynı saatte psikiyatr doktordan randevu alıyor.
Ve tek tek doktorun kliniğine geliyor. Hastalar oluşan topluluktan güç alarak yaşama bağlanmayı öğreniyor. Ve grup terapisi böylece başarıya ulaşmış oluyor.
Ali Poyrazoğlu Tiyatrosu ''Tak Tak Takıntı''yı 13-14-15 Nisan tarihlerinde İzmirlilerle buluşturacak. Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde sahnelenecek oyunda, Ali Poyrazoğlu’nun yanı sıra; Bülent Kayabaş, Şebnem Özinal, Özdemir Çiftçioğlu, Berrak Kuş, Eser Ali, Kerem Coro rol alıyor. Poyrazoğlu tiyatrosu, oyunla ve takıntıyla ilgili; ''Büyük doktorlar çatlağın, delinin, üşütmüşün, takıntılının altında yatan insanı görmenin, keşfetmenin, düzeltmenin yollarını arıyor.
Ya bunların hepsi zincirlerinden boşanıp aramıza karışırsa?
Peki, şu anda tiyatroda, yanınızda oturan, kafayı üşütmüşün, çatlağın tekiyse ne olacak?
Her yer delilerle dolmuşsa?
Tak tak takıntılılar
Kafayı yemişler
Yemek üzere olanlar, çatlaklar...
''Tak Tak Takıntı'', gündelik yaşam içinde kıyısından geçtiğimiz, farkına varmadığımız, sıradan sandığımız küçük olayları örtülerinden sıyırıp önümüze koyan muhteşem bir güldürü. Küçük Prens, ''Aslolan göze görünmez'' diyor. ''Tak Tak Takıntı'', göze görünmeyenin peşinde bir güldürü.
Saplantılarından kurtulup, kendine yeni baştan başlamanın yolunu keşfedenler, kurulu düzen hapishanesinden kurtuluyor; içlerine tıkıldıkları hücrenin duvarlarını yıkıyor... Güneş doğuyor içlerine...
Bırakın, doğsun güneş...
bsen@milliyet.com.tr
|
|
|

|