Tuncay, Arda giderse!..
En baştan söyleyelim; ne Tuncay ne de Arda futbolu bırakıp Anamur'da muz yetiştirmeye niyetlenmediler ki, futbolumuz adına bir "kayıp" gibi yansıtılıyor hadise...Çocuklar giderse Avrupa'ya gidecekler.
Yani bizim Tuncay, bizim Arda, futbollarına bir de makbul liglerin cilasını sürecekler...
Parlamazsa para yok.
Endişeye de gerek yok.
Sonuçta bizim onlar.
***
Fena mı olur Tuncay'ın yüksek teknolojili bir kulüpte futbol matematiklerine göre eğitim ve donanım sahibi olması?
Büyük bir ihtimalle, çılgın gibi harcadığı ve dörtte üçü vücut ısısı olarak havaya giden enerjisini nereye kadar depolayacağını ve hangi noktalarda patlama yapmak için kullanacağını öğrenir.
Aynı eforla iki kat verimli bir Tuncay modeli, Euro 2008 finallerinde neler verebilir milli takımımıza düşündünüz mü?
Çocuğun ömrü, yürüyen adamları sırtında taşıyarak geçiyor burada.
***
Hele Arda...
Mutlaka ama mutlaka Avrupa liglerini solumalı bu genç.
Çünkü süper bir yetenek.
Lakin, süper yetenekli bir çobanın ancak çok güzel kaval çalabileceği de bir gerçek. Yetenekler işe yarar yapılmalı.
Hatta bazı durumlarda yetenek "ayak bağı" oluyor.
Bu tablo Arda'da çok net gözlemleniyor... Zaman zaman Arda'nın vücut dümenini tamamen ele geçiren yeteneği, topun yönünü değiştirmedeki becerisini abartıp ayaklarını düğümleyecek hale geliyor.
İnsanın ruhunu sıkan bir çalımlar manzumesi haline geliyor futbolu.
Üç kişiyi çalımlıyor, bir daha dönüyor aynı üç kişi karşısında...
***
Bakın, açıkça olmasa bile dost sohbetlerinde Arda için Yunanistan galibiyetimizin "asıl kahramanı" denildiğini duydum ben. Oynamadığı için hızlandığımızı iddia edenleri "kıskanç" veya "provokatör" diye elinizin tersiyle itmeniz mümkün mü?
Ancak Arda'dan çok ümitliyiz hepimiz.
Neden?
Çünkü Fatih Terim'in elinde, çalımlarını üçte bire indiren ve dikine gidebilen Arda'yı gördük.
Hoca ve atmosfer katkısına olumlu yanıt veriyor demek ki.
Avrupa onun ilacı olacaktır.
***
Hal böyle iken Tuncay için, Arda için neden "gitmesinler" diyenler var?Orada devreye renk aşkı giriyor. Korku giriyor.
"Ya Tuncay başaramazsa", "Ya Arda kaybolursa" diye değil; "Ya onun gibisini bulamazsak" şeklinde.
İtiraf etmek zor olsa da, böyle.
Bu halleriyle bile takıma çok faydalı çocuklar.
Lakin futbol dediğiniz, meşin yuvarlak içine sıkıştırılmış ekonomi değil mi?
Her futbolcunun parasal bir karşılığı var. Tuncay'ı, Arda'yı 20 milyon dolara satar ve yerine 2 milyon dolarlık bir yetenek alırsan elbet çekersin eksikliğini.
Altyapı tam kapasiteyle çalışmadığına göre, önce paranın yarısını bastıracaksın yeni transfere ki, ayarı bozmayasın. Diğer yarısı kasaya. Yeni transfer de tutarsa; hiç yoktan bir 10'luk...
Ekonomin futbol topunun içindeyse ve en ufak dokunuşla sağa sola dönebilecek kararsızlıktaysa, çare yok katlanacaksın.
Tuncay'yı, Arda'yı yoldan çevirerek kurtaramazsın geleceği.
***
Süper topçularımızın Avrupa maceralarına başlamadan yaptıkları son hazırlıkların ilk sırasında yer alan bir "anlaşılmaz" da giderayak kulüplerine hafiften sallamaları.
Arda bunu yaptı; üzerine çullandılar "benim kanım sarı kırmızı" demek zorunda kaldı.
Aslında "sallama" diye nitelendirdiğimiz ilk adımı da "mecburiyetten" atıyorlar.
Bu bir geleneğimiz. Gidecek futbolcuların her şeyden önce kulüpleriyle, camialarıyla aralarını biraz soğutmaları lazım!
Veya biz öyle zannediyoruz.
Nedeni bence fanatiklerin tepkilerinden çekinme...
Ufak tefek tatsızlıklarla süslenmemiş, tribün futbolcu ipleri inceltilmemiş bir transfer ardından, fanatiklerin yakınmalarından korkuluyor besbelli.
İyisi mi, tribündekilerin içlerine bir kurt düşürmek.
"Bu çocuklar bizim kulübü pek sevmiyormuş aslında" dedirtmek.
Bu oyun tekrarlana tekrarlana "Anayasa" haline gelmiş sağlam cukkalı Avrupa transferleri arifesinde.
***
İşe yarayabilir elbet...
Hele kitleleri yönlendirmek bu kadar kolaysa.
Aslında...
Topun içine basınçla sıkıştırdığınız ekonomi var ya... Tüm tetiklemeleri o yapıyor.
Çünkü daha çok kazanmak, daha çabuk büyümek için topun sevgisini boşaltıp yerine dolar bazında maddiyat pompalayanlar, o kulüplerin en tepesinde oturuyorlar.
İşlerine geldiği zaman futbolcudan forma aşkı bekliyorlar.
Aşk dedikleri de yüzde otuz-kırk iskonto.
Futbolcu, piyasa değerinin ne kadar altında paraya fit olursa o kadar aşık.
Resmen hokkabazlık.
Canını sıkıyor insanın bu konular.
Tuncay, Arda gitsin dileyim bitsin.
eguven@milliyet.com.tr

