
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
Vazgeçilemeyen 3 ihtiyaç: Uyku, karın doyurma ve cinsellik
Tüm canlılar gibi insanlar da, doğar, ürer ve ölürler. Arjantin'de de doğar, ürer ve ölürler; Japonya'da da.
***
Uyumak için bir barınağa ihtiyaç vardır; ister gecekondu, ister teraslı bir villa, ister bir çadır, ister 5 yıldızlı bir otel, ister mütevazı bir evceğiz olsun...
***
Barınak da dahil, "uyku" ile ilgili çeşitli takım taklavatın piyasası kapanmaz.
Ne insanların kafasını sokacağı yerlerin damlarıyla, pencereleriyle, tuvaletleriyle, kapı tokmaklarıyla; ne yatacakları yerlerin karyolalarıyla, yataklarıyla, yastıklarıyla, gece lambalarıyla; ne oturacakları yerlerin halıları, kilimleri, koltukları, sehpalarıyla çeşitlenip giden takım taklavatın piyasası...
***
Her canlı gibi insan da; nasıl uyumadan edemezse, karnını doyurmadan da edemez.
O nedenle "yemek"le ilgili üretimlerin de piyasası kapanmaz.
Ne ekmeğin piyasası kapanır, ne pirincin, ne etin.
Ama kimi karnını doyurmak için çöp tenekesini karıştırıyormuş, ama kimi kendi kırdığı sucuklu yumurtayı, kimi de bir deniz kıyısı lokantasında kalkan balığı tavası yiyormuş.
Kaç gün hiç uyumadan, kaç gün hiç yemek yemeden yaşanabilir ki?
***
Tıpkı başka canlılar gibi insanlar da doğar, ürer ve ölür.
Ve insanlar da, uyuyup karınlarını doyurmadan yaşayıp üreyemezler.
Oysa doğa, -kozmos da dahil- sürekli bir değişimden ibarettir; güneş sistemleri de doğar, çoğalır ve sönerek yerlerini yenilerine bırakırlar.
***
İnsanların cinsellik ve üreme sorunlarıyla ilgili olarak da; hemen görünmeyen, bin bir piyasa yelpazesi yok mu?
Kozmetik endüstrisi bir yanda, kuaförler bir yanda, aşk telefonları bir yanda, pırlanta yüzükler bir yanda, prezervatifler bir yanda, düğün davetiyeleri bir yanda...
***
Ne siyasetçiler, ne militerler, ne bürokratlar engelleyebilirler insanların "uyku", "karın doyurma" ve "cinsellik" ihtiyaçlarını.
Zaten tüm gürültüler patırdılar ve seçim arifelerinde kabaran itişmeler kakışmalar da; insanların ortak ihtiyaçlarına kimlerin daha somut ve geçerli çareler bulacağı iddialaşmalarından kaynaklanmada.
***
Ancak siyasal hudutlarla birbirinden ayrılmış ülkelerde, yönettikleri yığınların ihtiyaçlarına çözüm getirme iddiasında olanların da; "uyku"ya, "karın doyurmaya" ve "çiftleşmeye" ihtiyaçları vardır.
***
Asıl şeffaflaşması gereken alan da buradadır:
1- Yönetenler; tüm canlılarda olduğu gibi, "uyku", "karın doyurma" ve "cinsellik" sorunlarını hangi düzeyde çözümlüyor?
2- Yönetilen yığınlar, hangi düzeylerde çözümlemeye çalışıyor?
***
Kitlelerin, uyumak için gerekli, başlarını sokacak bir yer edinme; karınlarını doyurmak için gerekli, yiyecekleri edinme ve cinsel arzularını çözmek için gerekli, sosyo-ekonomik terazileri edinme kaygıları, güvence altına alınmadıkça; -genel anlamda- beyinsel radarları çalışmaz ve kimse, ne Ayasofya'nın mimarlarını merak eder, ne kendi yazarlarının eserlerini, ne de Taksim'deki "Bağımsızlık Anıtı"nın heykelcisini.
***
Yönetici kadrolar, yönetmeye çalıştıkları kitlelerden daha rahat yaşıyor ve ihtiyaçlarını güvence altına alıyorlarsa; siyasal parti sayısının 52'ye çıkması da doğaldır.
***
Nasıl ki yoksul yığınların, kendi mistik inançlarında bir teselli aramaları da doğaldır.
Yaşarken etli şaraplı, kadınlı kahkahalı masalarda keyif çatanlar; öldükten sonraki cezalarını ve cehennemlerini hazırlarlarken; bir lokma-bir hırka ile yetinmek zorunda kalanlar, öldükten sonra tıpkı kızdıkları o "kefere burjuvaları" gibi yaşayacaklardır.
Ne demiştir Hz. İsa:
- Bu dünyada sonuncu olanlar, öteki dünyada birinci olacak.
***
Vatanı, milleti, bayrağı, devleti sevmek...
Yahut, kendi sevdiği uğraş alanında evrensel bir kalite yaratabilmeyi sevmek...
***
Hazine'den geçinmeli kesimin önerileri, kendi egemenliklerini pekiştirmeye dönüktür.
Kim kendilerini eleştirirse, hemen suçlayabilirler onu:
- Vatan böyle sevilmez, bayrak böyle sevilmez, devlet böyle sevilmez, diye...
***
Sonra da şöyle bir soruya asla yanıt vermezler:
- Son 80 yılda, resmi araba alımlarıyla bakımlarına kaç yüz milyar dolar harcandı, aynı sürede itfaiye teşkilatı için ne kadar yatırım yapıldı?
* * *
Elbet yönetici takım da, öncelikle kendi o temel 3 ihtiyacını en yüksek düzeyde garantiye alacak.
Bir yandan da sürdürecek demeçlerini:
- Halkın huzura kavuşması için, gerekli olan her önlem alınacaktır.
***
Okullarda çocuklara takılan hileli gözlükler; olup bitenleri çok çarpık gösteriyor.
Olup bitenlere bir de çıplak gözle bakarsan; doğrusu Irak'ta Arapların birbirini öldürmesindeki gerzekliğe, pek şaşırmıyor ve sadece içini çekmekle yetiniyorsun.
c.altan@prizma.net.tr

