
Meral TAMER
Kadıoğlu: "Ben bıyık ve türbanı birlikte bile takarım"
Ek Yayınlar Yönetmenimiz Deniz Alphan'ın çağrısı üzerine çektirdiğimiz meşhur bıyıklı fotoğrafta, aslında Sabancı Üniversitesi öğretim üyelerinden siyaset bilimci Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu da yer alacakmış. Ancak bizim toplu fotoğrafın çekim saati, Kadıoğlu'nun ders verdiği saatlerle çakıştığı için gelememiş. Anlayacağınız Kadıoğlu, Kadın Adayları Destekleme Derneği KA-DER'in kampanyasını destekliyor.
Kadıoğlu aynı zamanda Yeni Şafak'ın girişimiyle başörtülü kadınların Parlamento'ya girebilmesine destek vermek için başörtülü fotoğraf çektiren kadınlarla da aynı karede yer alabileceğini belirtiyor; hatta daha da ileri giderek, "Ben bıyık da takarım, türban da... Gerekirse ikisini birlikte bile takarım!" diyor.
Biliyorsunuz Radikal yazarlarından Nuray Mert, "Türban takarım, ama bıyık takmam," Perihan Mağden ise "Türban da takmam, bıyık da" demişti. Benim görüşüm de malum: "Bıyık takarım, ama türban takmam!" Kadıoğlu ikisini de takmaya talip olduğuna göre, ortalıkta başka bir seçenek kalmıyor.
Üstelik Kadıoğlu, ikisini birlikte takmaya da talip olduğuna göre onun önerisi, bıyıkla mesaj vermeye göre çok daha komik ve akılda kalıcı.
Bıyığa neden evet?
Kadıoğlu, sevgili Nuray Mert'ten farklı olarak, kadın meselesinin başlı başına ayrı bir mesele olduğunu düşünüyor ve diyor ki:
"TBMM'de daha fazla kadın olması gerek hakikaten. Ben uzun yıllar 'Evdeki işleri sürekli kadınlar yaptıktan sonra yönetici olmuşlar, siyasete girmişler ne fark eder?' diye düşündüm. Önce evin içinin değişmesi lazım dedim. Ama bugün evin içinin değişmesi için de kadının siyasete girmesi gerektiğini düşünüyorum. Mesela doğumdan sonra babalık izniyle ilgili düzenlemeler gibi...
En önemli mesele hâlâ evin içi. Ama onu söyleyerek, siyasetten çekilmek olmuyor. Aksine siyasete gireceksin ki evin içini de oradan etkileyeceksin. KA-DER'in misyonu bana anlamlı geliyor ve bıyık takarak bu mesajı veriyorlarsa ben de o bıyığı takarım."
Türbana neden evet?Kadıoğlu, mesaj için neden türban takacağını izah ederken, türbanlıları da daha demokrat olmaya çağırıyor: "Meclis devletin değil, milletin aynası. Eğer millet dediğimiz olgunun içinde başörtülü dediğimiz kadınlar varsa, bunların Meclis'te de olması lazım. Ama mesela devlet, kendi bürokrasisinde atamayla ilgili pozisyonlarda, maaşla çalıştırdığı elemanına başörtüsü takmayacaksın diyebilir.
Meclis'in, devletin kurumları içinde milleti temsil etmek gibi bir ayrıcalığı var. Dolayısıyla başörtülü kadınlar Meclis'e girsin diye de başörtüsü takarım. Biz yetişkinlerden söz ediyorsak, başörtülü kadınların sadece Meclis'e değil, üniversitelere girememeleri de kabul edilebilir değil."
Türbanlının demokratlığı!
"Hrant Dink'in cenazesinde yürürken, keşke burada daha fazla başörtülü kadın olsaydı diye düşünmüştüm. Başörtülü kadınların da kendi konumlarını tekil bir konu olmaktan çıkarıp, başka konulara da sahip çıkması lazım.
Demokrat ne demek? Sadece kendi haklarını değil, başkalarının haklarını da savunacaksın. Onların da daha demokrat olmaları gerekiyor."
mtamer@milliyet.com.tr

