|
 |
|
|
Hayal bu ya...
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
John Lennon iddialıydı. Barış içinde yaşayan, her şeyi paylaşan bir dünya hayal edin diyordu. ''Bana hayalperest diyebilirsiniz ama yalnız değilim, belki bir gün siz de bize katılırsınız ve dünya bir olur'' diye de ekliyordu.
1971’de piyasaya çıkan ''Imagine'' dünyanın gelmiş geçmiş en sevilen parçalarından biri haline geldi. Lennon, şarkının milliyetçilik karşıtı, din karşıtı, geleneklere karşı ve anti kapitalist olmasına rağmen şeker kaplı bir şarkı olduğu için bu kadar benimsendiğini söylemiş sağken.
Şarkı maalesef romantik ve uzak bir hayal olarak kaldı ama. Geçen 36 yılda o kadar dillendirilmesine rağmen dünya, sanki şarkıya inat, giderek bölündü, gizli ya da açık biçimde çatıştı. Güvensizlik, adaletsizlik, huzursuzuk hakim oldu güzelim gezegene. Buna da hayatın gerekleri ve gerçekleri denildi geçildi. Söz başkaydı saz başka! Ya da davulla tokmak farklı elleriydi!
* * *
Tamam hadi gelin o zaman çok daha küçük, çok daha mümkün bir hayal kuralım. İyice daraltalım çerçeveyi, baitleştirelim ve bu mütevazi hayalimizin gerçekleşme ihtimalini konuşalım.
İzmir’de kurtarılmış bir cadde hayal edelim. Pardon kurtarılmış demeyelim, başımıza iş açılmasın, arındırılmış diyelim. Kentin olumsuzluklarından arındırılmış, kentte özlenenleri benimsemiş bir cadde olsun bu. Kentin merkezinden de olabilir, dış çepere yakın da.
Hiç kapkaç olmasın bu caddede örneğin. Hırsızlık da. Yanlışlık da olsa hiç alarm çalmasın. Cadde sakinleri silahlandığı ya da özel güvenlik kol gezdiği için değil bu caddede suç işleyenlerin hukuken cezalanacağı bilindiği için. Hayal bu ya.
* * *
Bu caddede kaldırımlar yayalara, yollar araçlara ait. Herkes yerini biliyor. Olması gereken bu zaten. Müşterek yaşam tarafları birbirlerine saygılı olunca oluyor. Gelişigüzel park etme alışkanlığı yok bu caddede. Flaşörü yakıp yolu tıkayan pişkinler de yok burada. Yüklemeler ve mal dağıtımları gece yarısından sabah saat 7’ye kadar hallediliyor. Yol nadiren tıkanıyor. Acil durumlarda geçiş endişesi de yok.
Otomobil müptelası olmayan, bisiklete düşkün bir caddeden söz ediyoruz.
Motorcular da sakin, patinaj atmıyorlar burada. Bu caddenin insanları tuhaf biçimde yürümeye de meraklı. Kaldırımları rahat ya, ondan olsa gerek. Engelliler ve yaşlılar da rahat ediyorlar bu kaldırımlarda. Yerel yönetim işgaliye harcına ödeyene terk etmiyor burada kaldırımları. Buradaki hakim anlayış ötekini mağdur etmemek için azami özeni gösteriyor. Farklı gelir grupları, farklı geçmişlerden geliyor olmalarına rağmen.
Bu caddedeki binalar sürdürülebilir kalkınma örneği. Güneş enerjisinden maksimum şekilde yararlanıyorlar. Bazı binaların bir kaç yıl içinde elektirk ihtiyaçlarını fotovoltaik camlarla sağlayacağı konuşuluyor. Bu arada belirtelim bu binalar Türkiye’nin en iyi yalıtılmış binaları. Mimar Mühendis Odaları yalıtım oskarını aldılar geçen yıl! Isıtma ve soğutma giderleri komşu mahalleye göre o kadar düşük ki. O sayede kalorifer ve baca bakımını aksatmadan yaptırıyorlar. Caddenin hava kirliliğine katkısı minimumda. Bu arada balkonlar çiçekli, binalar her üç yılda bir boyanıyor... Estetiği de ihmal etmiyorlar.
* * *
İlginçtir, bu caddede kapalı mekanlarda sigara içilmiyor. İtalya başardı, New York halletti, İrlanda yaptı biz neden becremeyelim ki demişler ve yapmışlar. Bir kaç yıl içinde dış alanlarda da sigarasız yaşamı yerleştireceğiz diyorlar. Yaparlar da. Onlara göre sigara yüzyılın kandırmacasıymış...
Böyle bir cadde hayal ediyoruz. Çok mu afaki? Hayır değil tabii ki. Pratikte mümkün mü? Muhtemelen hayır. Mazeretler var! Hayalerimizi buralara kadar gerilettiler. Daraldık, ürkekleştik. Kurumak üzereyiz, kurumak...
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|