|
 |
|
|
Satır aralarında verilen önemli mesajlar
Satır Arası / Deniz Sipahi
Ege Sanayici ve İşadamları Derneği (ESİAD) Başkanı Mehmet Ali Kasalı’nın, cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili açıklamasında kullandığı üsluba dikkat çekmek istiyorum. Ve elbette kullanılan her cümlenin, her sözcüğün titizlikle seçilmiş olmasına. Altı maddelik bu açıklama, bence birçok insanın düşüncelerini yansıtıyor.
1-) 10 gün sonra başlayacak seçim sürecine konu olacak makam, anayasamıza göre, ''Türkiye Cumhuriyeti’ni ve Türk Milleti’nin birliğini temsil edecek'', birlik ve beraberliği yansıtacak, ülkemizin partiler üstü ve en önemli makamıdır. Bunun da ötesinde, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkeleri ve ruhu bu makamda temsil edilmektedir. Dolayısıyla, bu makama seçilecek kişide aranacak özelliklerin, makamın özüne ters düşecek bir yönü bulunmamalıdır.
2-) Seçim sürecinin başlamasına çok az bir süre kalmasına rağmen, iktidar ve muhalefet liderlerinin kamuoyuna ''seyirci'' rolünü biçerek konuyu partiler arası çekişmeye çevirmiş olmaları, demokrasimiz adına gelişmişlik göstergesi değildir. Cumhurbaşkanını kurallar gereği halk seçemediğine göre, kamuoyunun eğilimlerine mutlaka kulak verilmelidir.
3-) Cumhuriyet tarihimizde ilk defa, herhangi bir yasal meşruiyet sorunu bulunmamasına rağmen, kamuoyunda cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda, görmezlikten gelinemeyecek ölçüde bir tehdit algılaması bulunmaktadır. Bundan önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde muhalefet daha çok TBMM içinde oluşmuşken, bu defa devletin yönetim kademesi içinde ve toplumun önemli bir kesiminde ciddi tedirginlik ve kaygılar bulunmaktadır. Cumhurbaşkanlığı seçimi kurallar gereği her ne kadar sadece TBMM’nin işi ise de toplumsal uzlaşma arayışı içinde olunması gereği, bu defa her zamankinden daha belirgindir.
* * *
4-) Türkiye’de seçim sistemi ''temsilde adalet''ten çok, ''yönetimde istikrar'' sağlamaya öncelik vermekte, icraatta sürat ve esnekliği kolaylaştırarak özellikle tek parti iktidarlarında hükümetlerin elini güçlendirmektedir. Ancak, kuşkusuz olumlu yönleri bulunan bu sistemin demokrasilerde ''kuvvetler ayrılığı'' ilkesini de zedeleyecek şekilde, aynen cumhurbaşkanlığı seçimi için de geçerli olması, demokrasisi henüz belirli bir olgunluğa ve istikrara ulaşmamış bizim gibi ülkelerde büyük sakıncaları da beraberinde getirebilecektir.
5-) Meclis’te yeterli çoğunluğa sahip AKP birçok olumlu gelişme kadar, kadrolaşma gibi bir takım hatalı uygulamalar nedeniyle parti ve yöneticileri üzerindeki ''gizli gündem'' kuşkusunu silmeye yeterli olmamış, toplumun önemli bir kesimindeki yerleşik ama belki de abartılı imaj büyük ölçüde korunmuştur. Bu nedenle cumhurbaşkanlığı seçimi, AKP tarafından demokrasimizin daha da gelişmesi, olgunlaşması ve partinin sistemle barışık yapısını güçlendirmesi açılarından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Bunun gereği ise tarafsız olacağından kuşku duyulmayan, üzerinde kolaylıkla toplumsal mutabakat sağlanabilecek bir cumhurbaşkanı adayı göstermektir. ''Her şey Türkiye için'' sadece bir parti sloganı olarak kalmayacaksa, bunu kanıtlamanın zamanıdır.
6-) İktidarı ve muhalefetiyle seçim sürecinin sorumluluğunu taşıyan değerli TBMM üyeleri, demokrasiyi ve ''uzlaşma kültürü''nü geliştirmek için sorunsuz, gerilim yaratmayacak bir seçim süreci başlatmalı, aday belirleme ve seçimde sadece sayısal çoğunluğu değil, demokrasimizi güçlendirecek, bu önemli makama ''vicdani meşruiyet'' sağlayacak geniş tabanlı toplum mutabakatını da aramalıdırlar.
* * *
Satır aralarında önemli mesajlar içeren bu açıklamaları, dilerim, cumhurbaşkanını seçecek olan AKP yöneticileri dikkate alır.
AKP, dört yılı aşan iktidarı dışında hemen hiçbir konuda diğer partilerle ''uzlaşma arayışı'' içine girmedi.
Çünkü ''Biz hükümetiz, biz belirleriz'' anlayışını sürdürdüler.
Ama hatırlatmak isterim.
Cumhurbaşkanlığı seçimi herkesten fazla AKP’yi ilgilendiriyor. AKP için dönüm noktası kasım seçimleri değil, 26 Nisan’dır.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|