Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 07 Nisan 2007 / Cumartesi  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
SEYİR DEFTERİ
Balık avlayan kedi

Rennes'de, ırmağın kıyısında kendi haline bırakılmış küçük bir lokantanın adı "Balık Avlayan Kedi". Demek ki Brötanya'nın başkentinde de kediler arasında balık rekabeti kızışmış durumda

NEDİM GÜRSEL

Bazı kentler ilk gördüğünüzde büyüler sizi, içine, derinliğine çeker. Alır götürür. Günlük hayatın akışına, uğultusuna kapılırsınız. Bazılarıysa kendini hemen ele vermez, asi bir kadın gibi direnir. Oysa nice saklı hayatın, sevinç ve kederlerin, yitik hayallerin tanığı olmuşlardır. Bu tür kentlerin ruhuna nüfuz etmek, onları yavaşça ele geçirmek, gizlerine ulaşabilmek için zaman ister. Zaman ve sabır. Galiba, biraz da merak. Keşfetme içgüdüsünü gezginliğinizin ta derinlerinde duymalısınız.
Bir dönem Brötanya bölgesinin merkezi olmuş, uzun süre bağımsızlığını değilse de özerkliğini korumuş, Fransa ile bütünleşmekte sorunlar yaşamış, türlü engellerle karşılaşmış bir kent Rennes. Bütün bu tarihin belli başlı simgelerini içermekle birlikte başından geçenleri dışavurmuyor. İçe kapanık olduğundan değil, mimari dokusunu aşikar etmeyi beceremediğinden.

Brötonların şehri
Yine de burada çok eski evler, 18'inci yüzyıldan kalma neoklasik yapılar görebilir, ortaçağdan kalma dar sokaklarda dolaşabilirsiniz. Rennes'in çekiciliği de, büyük ölçüde, bu konumundan kaynaklanıyor bana kalırsa. Üstelik çevrenizdeki her şey size Fransa'nın herhangi bir bölgesinde değil, bir zamanlar parlamentosunu kurup kendini yönetmiş Brötanya'da olduğunuzu anımsatıyor.
Yemek mönüleri örneğin ya da trafik işaretleri. Sokak adları da öyle. Yıllar boyu bir tek Fransızca sözcük bilmeyen Brötonlar yaşamış burada; tarım ve balıkçılık geçimlerine yetmediği için evlerini, köylerini terk edip savrulmuşlar dört bir yana, bir daha dönmemek üzere yollara düşmüşler. Gidişi olup da dönüşü olmayan o engebeli, o zor yollara. Belki de, "kötü yollar"a!
Kimi Paris'te zengin evlerine hizmetçi girmiş, kimi Pigalle kaldırımlarına dökülmüş, kimi de Yeni Dünya'ya göçüp orada kendine yeni bir hayat kurmuş. Bu arada içerdeki topraklardan kıyıya göç ederek tayfalığa, balıkçılığa soyunanlar da olmuş elbet. Şu "balık avlayan kedi" gibi. Kediler balık sever bilirsiniz. Ama balık yemeden önce onu avlamak gerekir. Bu işi yalnızca balıkçılar yapacak değil ya, burada kediler de yapıyor anlaşılan.
"Balık Avlayan Kedi" aslında bir sokak adı biliyorum, Paris'in bu en dar sokağına neden bu adın verildiğiniyse -oraya bir ara yolumun çok sık düşmesine rağmen- anlayabilmiş değilim. Belki, sokak Seine Nehri'nin kıyısına çıktığı içindir, belki de orada bir zamanlar bir kedi gerçekten balık tutmaya yeltenmiştir. Oltayla değil elbet, miniminnacık pençeleriyle.
Burada, Rennes'de ise, ırmağın kıyısında kendi haline bırakılmış küçük bir lokantanın adı "Balık Avlayan Kedi". Demek ki yalnızca Fransa krallığının başkentinde değil, Brötanya'nın başkentinde de kediler arasında balık rekabeti kızışmış durumda. Daha doğrusu bir zamanlar öyleymiş.

Refaha kavuşmuş
Önce sarı-kırmızı dekoru nedeniyle sevdim burayı, sonra adındaki şiirselliğe kapıldım; kenti ikiye bölen La Vilaine Nehri'nin kıyısında ufacık bir yerdi, cep kadar. Rennes açık deniz özlemi uyandırmayan bir kent, hatta iki ırmağını da elinden geldiğince gizlediği söylenebilir. Bu "balıkçı kedi" imgesinde de bir göl ya da pınar çağrışımı gizli zaten, okyanusa, deniz aşırı yolculuklara davet değil.
Bundan 30 yıl kadar önce Fransa'ya ilk geldiğimde Brötanya'nın bağımsızlığını savunan ayrılıkçı bir hareket vardı. Merkezi Fransız devletinin simgesi olarak gördüğü televizyon binalarını kundaklıyor, Bröton dilinin resmi kimlik kazanması için mücadele ediyordu.
Siyah-beyaz çizgili, sansar armalı Brötanya bayrağının hemen her yerde dalgalandığına tanık olmuştum. Yuvarlak, siyah şapkalı, "uysal Bröton"larla alay eden şarkılar, bağımsızlık sloganları gündemdeydi. Şimdi bakıyorum da, pek geçerliliği kalmamış bu hareketin, bağımsızlık hayalleri üniter devletin "esirgeyen ve bağışlayan" otoritesi karşısında eriyip yok olmuş. Bir yangında kül olan Rennes kenti nasıl kendi küllerinden, Anka kuşu gibi yeniden doğmuşsa, Brötanya da Avrupa'nın yeniden yapılanma sürecinde silkinip refaha kavuşmuş.
Artık kimse köylünün yoksulluğundan, bölgeye yeterince yatırım yapılmadığından şikayetçi değil. Yerel kültür talepleri, Rennes Üniversitesi'ndeki Brötonca araştırmaları bölümünü saymazsak, çoktan ulusal kültürün içinde erimiş. Neden mi anlatıyorum bunları? Paris'ten Rennes'e hızlı trenle iki saatte geldiğim için.
Belki Ankara'dan Diyarbakır'a da trenle aynı süre içinde gidildiği gün Kürt sorununu çözmüş oluruz. O zaman balık avlayan kedinin zokasını yutmaya hazır balık da kalmaz.


PAZAR
"Düşünsene, uğruna ağladığım Zico beni sahnede izlemeye gelmiş"
"Ben Sezen'e hayranım, Sezen bana..."
"İyi ukala olmak herkese nasip olmaz"
Üç Amerikalının kurduğu fasıl ekibi
Denktaş'ın "Rauf" halleri
Acele komik eleman aranıyor!
Centilmen, züppe ve pop ikonu
Balık avlayan kedi
Laik-i dünya manik-i dünya
Prof. Baskın Oran için "Ders veremez" kararı
Koçlara öneriler
Leyla sınıfı zor geçti
Camilerimiz elden gidiyor, biz seyrediyoruz
Ne sağlıktan ne lezzetten vazgeçin!
Emin Çölaşan-Melih Gökçek kapışması: Kimine makara kimine gargara...
Kozak'ta yayla havası
84 yıl önce promosyonlu çocuk dergisi





Ahmet Turhan Altıner
Can Dündar
R. Hakan Kırkoğlu
Vedat Milor
İlber Ortaylı
Taylan Kümeli
Tuba Akyol
Fatih Türkmenoğlu
Yalvaç Ural

© 2006 Milliyet