
Güngör URAS
Olayların içinden
Kıbrıs Türktür Türk kalacaktır
GİRNE
Girne, bir "Anadolu kasabası" olmuş. Her şeyiyle... Sokakları, binaları, insanlarıyla Girne'deki Kıbrıslı Rumlar 1974 yılında Güney'e gitti. Onların yerine Girne'ye Kıbrıslı Türkler yerleşti. Şimdilerde de Girne'deki Kıbrıslı Türkler İngiltere'ye gitmiş. Girne'ye Anadolu'dan gelen Türkiyeli Türkler yerleşmiş. Ve de Girne'yi Anadolu'ya benzetmiş.
1974'ten Sonra Kıbrıslı Türkler ile Kıbrıs'ı terk etmemekte direnen İngilizlerin işlettiği dükkânları, lokantaları, kahveleri şimdi bizim Türkiyeli Türkler işletiyor.
Girne'nin küçük çarşısında eskiden ithal malı (daha çok İngiltere'den getirilen) kumaşları, giyim eşyaları, tabak-çanağı, alkollü içkileri, çay-kahveyi, gıda maddelerini satan dükkânlar artık yok. Kumaşçı Adem Kaner, tabakçı Arif Kale, Tan Market Tankut ve İnci Tevfikoğlu artık yok.
Limanda indim. Liman Girne'nin en tipik yeridir. Sahil boyu sıra sıra kahveler ve lokantalar vardır. 1974 yılından sonra bu kahve ve lokantaları Güney'den gelen Kıbrıslı Türkler işletirdi.
Anadolulular gelmiş
Yolun başını Limasollu Naci'nin kardeşi Halil Bozak tutar, gelen geçeni "şeftali kebabı" yemeye davet ederdi.
Limasollu Halil yaşlanınca lokantası kapandı. Oğlu İsmail Bozak küçük bir kahve işletmeye başladı. Halil'in eski lokantasının yerinde şimdi hiçbir özelliği olmayan "kişiliksiz" kahveler açılmış.
Yol üzerinde bu kahvelere müşteri davet eden gençler ilgimi çekti. Uzun boylu, yakışıklı, esmer, Kıbrıslı Türke benzemeyen ama gelip geçeni düzgün bir İngilizceyle buyur eden gençlerden biriyle konuştum.
Hayat hikâyesi beni etkiledi. İsmi, Abdurrahman Çalışkan. Adıyaman'ın 75 haneli Karakoç köyünden, 30 yaşında. Babasının 80-90 küçükbaş hayvanı varmış. "Bizi Ecevit yaktı. Ecevit zamanında Ziraat Bankası kredisini ödeyemedik. Kefiller malımıza mülkümüze el koydu. Babam bizi aldı, Malatya'ya götürdü. İnşaatlarda çalıştı. Para biriktirdi. Borcumuzu ödedik. Köye döndük. Üç kardeşim var. Biri üniversite okudu. Matematikçi. İş arıyor. Öbürü liseyi bıraktı. Askere gidiyor. Ben köyde ilkokul okudum. İngilizce öğrenmeyi kafaya koydum. Kendi kendime İngilizce öğrendim... İnşaatlarda çalışıyordum.
Ekmek parası peşinde
Dayım Kıbrıs'ta inşaatlarda iş bulmuştu. Beni yanına çağırdı. Üç yıl önce geldim. İnşaatlarda çalıştım. Bir yıldır garsonluk yapıyorum. İngilizce bildiğim için iyi para kazanıyorum. Evliyim. İki çocuğum ile karım köyde. Para biriktirerek köye döneceğim. Hayvancılık yapacağım" diyor.
Biraz ötede rastladığım Müslim ve Ziyaettin Ceri kardeşler ise Urfa'nın Halfeti'sinin Kınık köyünden gelmiş. Onlar da İngilizce biliyor.
Limanda 33 yıldır Kıbrıslı bir Türk tarafından işletilen tek lokanta Canlıbalık. Aydın Canlıbalık, 1974 yılında Larnaka'dan gelmiş.
Girne'de Kıbrıslı Türkler tarafından işletilen bir işletme arayışım sürdü. Eski hal binasının çevresinde kahveci Con Ahmet'in dükkânı duruyor ama sadece "levhası" yaşıyor. Dükkân ölmüş. Eskiden kasapların ve manavların bulunduğu Belediye Hali şimdi modern kahve olarak işletiliyor. Hal binasının iki yanındaki küçük dükkânları işleten Balıkçı Arif ile Kahveci Şükrü Kanber değişime direniyor.
Şükrü Kanber az şekerli bir kahve hazırladı. Dükkânın önündeki hasır iskemleye oturdum. Küçük bir tepsi içinde Con Ahmet fincanıyla gelen kahveyi ve bir bardak suyu içtim. 1 YTL ödedim. Boş yere dememişler, "Kıbrıs Türktür. Türk kalacaktır" diye... Kıbrıs gerçekten Türkiye olmuş... İnsanıyla, yaşamıyla...
guras@milliyet.com.tr

