
Güngör URAS
Olayların içinden
Kıbrıs, Bodrum olmuş
OZANKÖY - KAZAFANA
Kıbrıs'ta dağ-bayır "otomobil ve bina" dolmuş. Bodrum usulü nerede bir boşluk varsa bina dikilmiş. Ve de dikiliyor. Beş bin yeni ev, alıcı bekliyormuş.
İthalat harcamalarında otomobil ilk sırada. İthal otomobiller iki grup. Birinci grupta lüksün lüksü otomobiller. Gümrük düşük olduğundan en pahalısı 80 bin İngiliz lirası dolayında. İkinci grupta kullanılmış otomobiller. Ortalama 5 bin İngiliz lirası dolayında.
Evler üç grup. Apartman daireleri 75 bin İngiliz lirası, en küçük evler 150 bin İngiliz lirası, orta boy evler 250 bin İngiliz lirası.
Kıbrıs, Bodrum olmuş. Dağ, bayır, nerede boş arsa varsa oraya bir bina konduruluyor. Binalarda 3 kat izin var, ama Bodrum usulü, arazi meyilli, çatı eğimli diye önüne gelen kat sayısını artırıyor. Binaların mimarileri bir curcuna (!) Çirkinlik yarışı başlamış.
Evleri İngilizler alıyor. İngiltere'deki evlerini 300 bin İngiliz lirasına satanlar, Ada'da 100 bin İngiliz lirasına bir ev alıyor. 200 bin İngiliz lirasını YTL'ye çevirerek bankaya koyuyor. Bankadan ayda 5-6 bin YTL faiz alıyor. İngiltere'deki sosyal güvenlik ödeneklerini de buna ekleyerek gül gibi geçiniyor.
Kıbrıs'ın ormanları ünlü
Dün, Ozanköy'de Metin Münir'in evine gittik. Kıbrıs mücahidi (Mülkiyeli) Metin Münir, Ozanköy'de Kıbrıslı Türk bir çiftçinin evini 30 yıl önce satın almış. Ozanköy, "Bella Pais Manastırı"nın altındaki yamaçta eski bir Kıbrıs köyü. Venedikliler kurmuş. Adını da "Kazafana" koymuş. Bizimkiler 1968'lerden bu yana "Ozanköy" diyorlar.
Metin Münir ile sabahın erken saatlerinde Beşparmak Dağları'nda yürüyüş yaptık.
Kıbrıs Adası bir zamanlar sedir ve çam ağaçlarıyla kaplıymış. Büyük İskender'in gemileri Kıbrıs'ta yapılmış. İngiliz İmparatorluğu ülkelerindeki ilk ormancılık okulu Kıbrıs'ta kurulmuş. Metin Münir'in babası bu okulda okumuş. Metin Münir'e ağaç, bitki sevgisi babasından geçmiş.
Beşparmak Dağları'nda çamlar altında yürüdük. Hava mis gibi çam kokuyordu. Etraf yemyeşildi. Ağaçların dibinde yabani orkideler, adaçayları, kekikler çiçek açmıştı.
Altı yıl önceki yangının çırılçıplak bıraktığı dağlar, tepeler insanın içini sızlatıyor.
Dağ-ova satılıyor
Kıbrıs'ın Bodrum'a benzeyen bir başka özelliğinden söz etmek istiyorum. Bodrumlular nasıl tarlalarını, arsalarını yap-satçılara satarak zenginleşmiş, işi gücü bırakarak bu paraları yiyerek yaşamaya başlamışsa aynısı şimdilerde Kıbrıs'ta oluyor.
1974 yılından sonra sahip oldukları topraklar şimdilerde kapışılıyor. İşte bunun için Kıbrıslılar işi gücü bırakmış, para yiyor.
Kıbrıslı Türklerin tamamı devletten (şu veya bu şekilde) ücret veya emekli maaşı aldıklarından zaten kendilerini çalışmak zorunda hissetmiyor. Şimdilerde toprağı olanların kapısının önünde yap-satçılar sıraya girdiğinden, durum "aliyyülâlâ"(!)
Anlayamadığım şu: Diyelim ki devlet her Kıbrıslıya maaş ödemeyi sürdürecek. Ama dağdaki, ovadaki arsalar tükenince ne olacak... Merak ettiğim bir konu da arsaların satışı karşılığı alınan paraların ne olduğu? Nerelerde harcandığı, nerelere yatırıldığı?
guras@milliyet.com.tr

