|
 |
|
|
201 nolu odasında Atatürk de kalmıştı
Hotel Baron'u görmeden Halep'e gittim demeyin... Otele gelen Türkler, 1918 yılında Atatürk'ün altı ay boyunca kaldığı 201 numaralı odayı ısrarla istiyor
ALİ EYÜBOĞLU - aeyuboglu@milliyet.com.tr
Suriye daha birkaç yıl öncesine kadar vize alması ve gitmesi zor ülkelerden biriydi. Ama şimdi öyle değil... Vize almak da sorun değil, gümrükten geçmek de... Bizi Gaziantep'ten alıp Halep'e götüren taksi şoförüne göre Türkiye ile Suriye arasındaki bu sıcak ilişkilerin mimarı Başbakan Erdoğan.
"Hayatım bu yollarda geçti" diyen taksicinin anlattığına göre Başbakan Erdoğan'ın, Cumhurbaşkanı Başar Esad ile kurup geliştirdiği "beşeri ilişkiler" Suriyeli en üst düzey bürokrattan gümrükteki memura yansıdı.
3 milyon kişiye 16 bin taksi
Bir dönem PKK nedeniyle savaşın eşiğine geldiğimiz Suriye, bugün stadyum açılışı için bile Türkiye'den bir takımı davet edip baştacı yapan bir ülke konumuna geldi.
İşte bu konjonktürü fırsat belleyip günün birinde yurtdışı planlarınıza Suriye'yi ve Halep'i de alırsanız, size birkaç önerim var.
Halep'i gezmek için otomobil kiralamanıza gerek yok. Taksi bol. Hem de çok ucuz.
Nüfusu 10 milyonu çoktan aşan İstanbul'daki kayıtlı taksi sayısı 18 bin civarında, şehir nüfusu 3 milyon olan Halep'teki taksi sayısı ise 16 bin. O kadar bol taksi var yani...
Dil sorunu yaşamazsınız
Halep asırlar boyunca yaşamın kesintisiz sürdüğü bir şehir. Bu yıl "İslam Başkenti" ilan edilen Halep'te tüm dükkanların kepenklerinde bu logo var.
İlk günkü gibi muhafaza edilen binalar da var, kullanılan taşlar nedeniyle ilk günden bile "eski" görüntüsü veren yeni binalar da...
İlk bakışta insanı rahatsız eden gri ya da kirli bir görüntü hakim ama dolaşmaya başladığınızda çok sıcak bir şehir çıkıyor karşınıza.
Birçok din ve ırktan insanın yıllardır iç içe yaşadığı bir yer Halep. Türkmenlerin ve Türklerin sayısı da bir hayli. O nedenle nereye giderseniz gidin mutlaka Türkçe konuşan birine rastlamanız mümkün. Çünkü 1517'den 1919'a kadar Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırları içindeki şehirlerden biriydi Halep.
Suriyelilerin "Hıbız" dediği, bizim yufkanın biraz daha hamurlu halini andıran ekmekler, fırınların önlerinde otomobillerin kaportalarına serilmiş olarak ya da kaldırım korkuluklarına dizilerek pazarlanıyor. Görüntü hiç hijyenik değil ama yaydıkları koku süper. O görüntüye rağmen iştahı açılıyor insanın.
Zamanı dert etmeyin
Sokaklardaki benzer görüntülere karşın çok lüks restoranlar da yok değil Halep'te, hem de bolca. Onlardan birine girip Ermeni kebabı söyleyebilirsiniz.
Tarihi MÖ 3000'li yıllara uzanan, şair Nesimi'nin idam edildiği Halep Kalesi'ni dolaştıktan sonra, ister içinde, ister karşısına geçip peşinizi bırakmayan satıcıların elinden mırra ya da çay da içebilirsiniz.
Halep'te yaşayanların zamanla ilgili bir sorunu yok. Suriyelilerin "5-10 dakika"sı bilin ki asgari bir saattir. Kendinizi bu gerçeğe göre ayarlayın ki sinirlerinizi boş yere yıpratmayın.
Bestekar Sadi Hoşses'in, Türkiye'nin ilk kadın doğum kliniğinin kurucusu Pakize Tarzi'nin doğduğu, Erol Büyükburç'un okuduğu, Nâzım Hikmet'in "3 yaşında Halep'te paşa torunluğu ettim" deyip havasını soluduğu, Mimar Sinan'ın ilk camisini (Hüsrev Paşa Camii) yaptığı Halep'e gidip de, Mustafa Kemal Atatürk'ün yanı sıra dünyanın birçok ünlüsünün konakladığı Hotel Baron'u görmeden dönmeyin.
"Her müşteri kendi ülkesinin ünlüsünün yattığı odayı istiyor"
Hotel Baron 1911'de yapıldığında otelin adı başkaydı. Krikor Baron Mazlumyan adlı bir Ermeninin, bizim Ağrı, onların Ararat dediği dağdan esinlenerek koyduğu Ararat adı, daha sonra çocukları Onig ve Armen tarafından Baron's Otel olarak değiştirildi.
Otelin tanıtım broşüründe yazılanlara göre de otele Hotel Baron adını 1919 yılında Kral Faysal verdi. 1919 Temmuz'unda Suriye'nin özgürlük kararını bu otelde açıklayan Faysal, 1920'de ülkenin kralı oldu.
Günümüzde otelin işletmeciliğini yapan Krikor Baron Mazlumyan'ın torunu Armen Mazlumyan, otele konaklamak için gelen Türklerin 1918 yılında Atatürk'ün altı ay boyunca kaldığı 201 numaralı odayı ısrarla istediğini söylüyor. Çok iyi Türkçe konuşan ve Türklere sempatiyle bakan Mazlumyan, "Atatürk'ün dışında Fevzi Çakmak da kaldı burada. Atatürk'ün bu oteli tercih etmesinin iki sebebi var. Birincisi otelin sahibi olan dedemle çok iyi arkadaştı, ikincisi de burası o zamanlar Halep'in en iyi oteliydi" diyor.
Otelin içi de tarih kokuyor
Atatürk'ün konakladığı dönemden günümüze pek bir şey değişmedi otelde. O zamanlar iki katlıydı, 1939'dan bu yana ise üç katlı.
Terasını normal kata dönüştürmenin dışında çok fazla bir değişiklik yapılmayan Hotel Baron'un 36 odası var.
Eski Suriye Başkanı Hafız Esad, Irak kralı Faysal, Şeyh Zayed İbn Sultan, Arabistanlı Lawrence, Prenses Alice, İsveç Kralı Gustave Adolphe ve Kraliçe Louise, Danimarka Kraliçesi İngrid, İsveç Prensi Bertil, Yunanistan Prensi Peter, ABD Başkanı Theodere Roosevelt ve eşi, Agatha Christie, uzaya ilk çıkan astronot Yuri Gagarin ve David Rockefeller gibi ünlüleri ağırlayan bu odalarda her zaman yer bulmak mümkün değil. Otelin hem santraline hem resepsiyonuna bakan Lucin Soprikyan'ın söylediğine göre durum şu:
"Her müşteri kendi ülkesinin ünlüsünün yattığı odayı istiyor. Ama her isteyene istediği odayı vermek mümkün değil. Sezon mart ayında açılır, beş ay hiç boş yer olmaz."
Otelde lüksten eser yok. Odalarda telefonla bir yeri doğrudan aramak olanaksız. Sizi istediğiniz numaraya manuel santral bağlıyor.
Sadece dışı değil otelin içi de buram buram tarih kokuyor. Barında oturup bir şeyler içerek de o kokuyu solumanız mümkün.
|
|
|

|