Şampiyon kim olur?
Eğer bu yıl Beşiktaş şampiyon olursa, benim hatırladığım en acayip geri dönüşe imza atacak. 15 hafta evvel tribünler birbirlerine girmişti bir beraberlik sonrası. Bir taraf "Yönetim istifa" diyor, demeyenlerin aleyhine tezahürat yapıyordu.Bugün İnönü'nün çıkışında "Büyük başkan" diye bağıranlar 10 hafta önce "İstifa" diye bağırıyordu.
Devre arasında Tigana'yı yollamak için tercümanını değiştiriyordu yönetim. Ve Runje... Tabii ki Runje.
Beşiktaş buradan şampiyon olursa büyük bir geri dönüş olacak.
Ve eğer Fenerbahçe şampiyonluğu kaybederse: Hep destek, tam destek ve istikrar döneminde 2. büyük travmayı yaşayacak 2 yıl üst üste. İki büyük geri dönüşte yardımcı oyuncu olacak. Ve "Fenerbahçe'nin hep destek tam destek ve istikrar" düsturu bu kez gerçekten sınanacak.
Peki bu olacak mı?
Beşiktaş'ın, Rize karşısındaki oyunu gerçekten yöneticilerin ve oyuncuların da söylediği gibi stres temelliyse, Kara Kartallar'ın bu yarışı götürebilmesi olanaksız. Bir takım çok iyi tanıdığı bir hocanın düşmeme baskısıyla oynayan takımına karşı evinde akın geliştiremiyorsa ve bu stres kaynaklıysa, 7 haftayı puan kaybetmeden nasıl tamamlayabilir!
Tigana'nın başarısı
Beşiktaş'ın, Tigana'yla ulaştığı en büyük olgunluk takım savunmasında Türkiye standardının üzerine çıkabilmesi. Az bulunur bir şekilde 2 çapayı da katarsanız 6 yerli oyuncuyla bunu yapıyor hem de. Bunların yarısı 23 yaş ve altında. Bu Fransız'ın taktir edilmesi gereken büyük bir başarısı. Ama bu savunma Rize'ye 4 basit yan toptan gelen gol şansı verdiyse... Ve bu eğer stres kaynaklıysa, Beşiktaş'ın şampiyonluk yolu fazlasıyla taşlı ve topraklı demektir. Çünkü biliyoruz ki, bu stres azalmayacak, dakika dakika geometrik olarak büyüyecek.Bu yüzden stres, 'Merak etmeyin bu geçici' bahanesi olarak kullanılamaz. Eğer gerçekten stresse bu işi kolaylaştırmaz, zorlaştırır. Ben Beşiktaş yöneticisi olsam bu lafı ağzıma dahi almam. Beşiktaş'ın bu laflarla iyice gerilmek yerine rahatlamaya ihtiyacı var.
Fenerbahçe'nin durumu ise ters. Ortada stresten çok kontrol edilemeyen bir rahatlık var. Fenerbahçe oyun konsantrasyonunu çok çabuk, anlarla kaybediyor. Bir anda tanınmaz bir hale giriyor. Yani durum Beşiktaş'ın tam tersi. Onlara konsantrasyon sağlayacak stres lazım.
Fenerbahçe hâlâ avantajlı
Bu açıdan Fenerbahçe'nin fikstürü avantajdır. 3 büyükle oynayacak Fenerbahçe. Konsantrasyonu içinde maçlar bunlar. Ve manalı 2 maç daha Denizli ve Vestel, yani 20.45...Ne Zico ne de başkasının yapması gereken bir şey var. Oyuncuların doğal bir konsantrasyonla sahaya çıkacağı oyunlar.
Fenerbahçe'nin savunma ve yerleşim zaaflarını, kadro zayıflıklarını gidermesi olanak dahilinde değil. Ama konsantrasyonu artırmak kolay ve doğal.
İşte bu yüzden Fenerbahçe hâlâ avantajlı.
Aslında çarşamba akşamı bu durumu çok daha iyi göreceğiz.
Bana kalırsa çarşamba akşamı sadece bir kupa yarı finali oynanmayacak. Şampiyonluğun da ipuçları ortaya dökülecek.
Bakalım kim konsantre ve sakin olacak?
Omurgasız büyüklük olur mu?
4 büyük takımın 4'ünün futbollarını toplasan Rize kadar etmez. 4'ünün savunmalarını toplasan Erciyes kadar tutmaz. 4'ünün hücum kalabalığı Gençler kadar yok. 4'ünün orta sahaları bir Mehmet Topuz kadar değil.
Ama biz bir tek bunu konuşmuyoruz. 4 büyük, 4 küçük karşısında döküldü bu hafta. Futbolları yerlerde süründü. 2'si kazandı, 1'i berabere kaldı nasıl olduysa! Mucize babından. Ama biz bir tek bunu konuşmuyoruz.
Yerleri bu kadar yukarıda, futbolları bu kadar aşağıda olunca başka bir şey konuşuluyor tabii. Hakemlerde vücut bulmuş dış güçler komplo teorileri, bizi şampiyon yapmak istemeyen hainler vs. İçerideki sorunlar rafta otomatikman.
Zaten ülkenin de dinamiği bu. Halk hazır. Dış güçler ve içteki yardakçıları deyince, bu ülkede insanlara yaptıramayacağınız iş yok. Futbol da zaten fena halde hayata benzediğinden yüklenin hakemler nezdinde komploculara...
Bu sene tam tersi
Geçen yıl Galatasaray feryat figanken Fenerbahçe susuyordu. Şimdi Fener feryat figan, Beşiktaş susuyor. Şampiyonluk yarışında olsa İliç'in kırmızı kartı için ortalığı yıkacak olan Galatasaray şimdi bu kırmızı kartı İliç'in gönderilmesi için fırsat olarak kullanıyor. Susuyor.Nobre bu penaltıyı geçen sene alsa, Beşiktaş ayağa kalkacak. Fener susacak tam tersi oluyor.
Tümer'e geçen sene bu penaltı verilmese yine Beşiktaş ayağa kalkacak, Fener susacak. Tam tersi oluyor.
Beşiktaş Kadıköy'de Nobre'ye kaptanlık veriyor, Fener'in Tümer'e İnönü'de vereceği haberi gazetelerde. Bu Nobre geçen sene kimdi, bu Tümer geçen sene neredeydi!
Tamam futbolunuz yok hiçbirinizin. Ama biraz omurga değerli büyükler. Azıcık omurga...
Hakan Şükür bırakmasınKimse kimseye bir işi bırakmasını söyleyemez. Patronun seni işten atabilir, meslekten değil.
'Kimse kimseye futbolu bırakmalı' da diyemez yani.
Hakan Şükür'e de hiç kimse diyemez. Hakan Şükür ne diyor oysa: "Hayatlarında topa vurmamış adamlar, Hakan futbolu bıraksın" diyor. Topu vurmuş olan söyleyebilir mi peki? Misal Coşkun Özarı, Hakan bıraksın dese, "Emrin olur abi?" mu diyecek Hakan.
Hakan aslında şunu söylemek istiyor, kabul edelim: "Ömründe ayağına top dokunmamış adamlar futbol yazarı oluyor".
Şimdi ben de desem hayatında sevgilisine mektup yazmamış, kalemi sadece sözleşmeye imza atarken kullanmış, klavyeyi cep telefonunda görmüş, bilgisayarı dvd zanneden adamdan futbol yazarı olmaz. Olur mu?
Milli Takım = futbol!
Çünkü 'futbol yazarı' belirtisiz isim tamlamasında, tamlanan yazar. Yani iş yazarlık. Yazabilme yetisi lazım. Yani böyle desem olur mu? Olmaz, ayıp!Ancak aslında sorun şu biliyoruz: Hakan artık Milli Takım'da direkt 11 oyuncusu olmasın diyenlere cevap bu. Çünkü Hakan, Milli Takım'da oynamamayı futbolu bırakmak olarak görüyor. "Ben oynadığım sürece Galatasaray ve Milli Takımda oynarım. Bırakınca da bakan olurum" diye düşünüyor.
"Hakan Şükür futbolu bıraksın" diyen varsa aklını kaçırmış derim. Peki "Ben 2008 İsviçre'de oynarım sonra bırakırım" demek bundan ne kadar farklı?
mdemirkol@milliyet.com.tr

