
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Dost kim, düşman kim?
AMAN ne kadar da kızdık Barzani'ye... Ne demiş adam?
"Türkiye Kerkük'e karışırsa, biz de Diyarbakır'a karışırız" demiş...
Vay efendim, bunu nasıl söylermiş...
Öyle bir ceza verirmişiz ki kendisine düşman gibi muamele edermişiz!
Ayıp, hiç bize yakışır mı?
***
CEBİNE Türkiye Cumhuriyeti'nin kırmızı pasaportunu koyup Çankaya Köşkü'nde ayaklarına kırmızı halı sererek karşıladığımız aşiret reisine bu yapılır mı?
***
ÖZAL'ın muhterem adamlarıdır bunlar, Barzani ve Talabani, biri Irak devletinin başına geçti, diğeri Kürdistan'ın başına, şimdilik "devlet" demeseler de eli kulağındadır...
Özal, Abdullah Öcalan ile pazarlığa gazeteci kisvesi altındaki danışmanını gönderirken, Talabani ile de görüşmesini söylemişti.
Özal, "Apo" ile pazarlığa hazırdı, bunun için özel kuryesini gazeteci kisvesi altında Talabani'ye gönderirken, devletin zirvesini de tatmin etmeye çalışıyordu:
"Talabani ve Barzani, Türkiye'ye her bakımdan muhtaçtır. Bunları itip PKK'nın ve ABD'nin kucağına atmak yerine, iletişim kuralım ve kontrolümüze alalım."
Ne siyaset dehası, ne uzak görüşlülük, ne vizyon değil mi?
Nereden nereye geldiğimiz ortada, güya onları Amerika'dan ve PKK'nın kucağından kurtaracaktık.
Ne oldu, onlar Amerika'nın kucağına oturdular, ilk hedeflerine Diyarbakır'ı koydular.
Bize de kızıp bağırmak, çağırmak kaldı...
***
BAŞKA ne yapılabilir ki!
Amerika yapabileceğimizin sınırını çiziyor, "Türk ordusu Kuzey Irak'a giremez" diyor.
Kim söylüyor bunu?
ABD'nin eski Genelkurmay Başkanı General Myers söylüyor.
Girersek ne olur?
Adam karşımızda Amerikan askerlerini bulacağımızı belirtiyor ve "Çuval Olayı"nı hatırlatıyor.
Hani Amerikalılar "Süleymaniye"de bizim askerlerin kafasına çuval geçirerek alıp götürmüşlerdi ya!
***
TAMAM, Barzani'nin küstahlığına kızalım, ağzının payını verelim, lakin işleri bu hale kimin, kimlerin getirdiğini de aynanın karşısına geçip görelim.
Bunca yıllık bir devletin politikası iki aşiret reisinin sözüne güvenerek düzenlenebilir mi?
Amerika'nın kucağına oturan adamlar, elbette atıp tutacaklar.
Oysa, Özal onları Amerika'nın kucağından kurtaracaktı!
***
ADAM şimdi, Amerikan destekli atıp tutuyor, biz de fena halde kızıyoruz. "Bana bak, seni düşman sayarız ha!" diyoruz.
Düşman başka nasıl olursa...
***
HAAAA, bir de kırmızı çizgilerimiz vardı, onlara ne oldu?
Hangi silgiyle, kimler sildi o çizgileri?..
Şu habere bakın, Irak Cumhurbaşkanı(!) Talabani bizim Başbakan'a telefon etmiş "Barzani'nin söylediklerinden çok üzgünüm!" demiş...
İşit de inanma, hele onu tanıyanların ona taktıkları lakabı bilirseniz.
Neyse biz işimize bakalım, önce tutanak tutalım:
"Ölene tabut, kalana zabıt, maktul derdest, katil firar, asayiş berkemal!"
Bir de cenaze töreni:
"Şehitler ölmez, vatan bölünmez!"
Ve tabii, akan kan da yerde kalmaz...
h.pulur@milliyet.com.tr

