Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 13 Nisan 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
AKP’nin acelesi yok

Satır Arası / Deniz Sipahi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’la Cumhurbaşkanlığı konusunu görüşmeyeceğini açıklamış.
Ve eklemiş.
''Değerli arkadaşlar düşüncesini açık, net açıklamış parlamento içi ve parlamento dışı muhalefetle görüşmenin bir anlamı olmaz. O bir zaman israfıdır...''
Başbakan böyle düşünüyor.
Aslında Baykal tersini yapsa da, yani Erdoğan’a göre ağır bulduğu eleştirileri yapmamış olsa da başka bir tavır beklemiyorduk.
Milletvekillerine danışılıyormuş gibi yapılması da ''siyasi bir tiyatroya'' dönüşmüş durumda.
Bu sonuca görüşmeden çıkan milletvekillerinin verdiği beyanatları okuduktan sonra varıyorum.
Bir milletvekili diyor ki...
''Vücut dilinden adaylığı konusunda bir şey çıkaramadım...''
Vücut dili bir şey söylemiyor, Başbakan’ın kendisi bir şey söylemiyor; bunu da demokratik bir süreç olarak mı kabul ediyorlar?
Meclis Başkanı Bülent Arınç, ''Ne aceleniz var, daha adaylık başvurusu başlamadı'' diyor.
AKP’ye kalsa 25 Nisan saat 24.00’te bitecek adaylık başvurusu için 23.59 uygun bir zamanlama olacak.
Arınç, Fransa ve ABD’deki seçim sürecini örnek göstereceğine, ''Ne aceleniz var...'' diyor.
Peki parlamentonun başkanı tarafsız değil mi, objektif olmak zorunda değil mi?
AKP’nin demokrasi anlayışı, ''İktidar partisi biziz, Meclis’in çoğunluğu bizde, istediğimizi yaparız...'' demek mi?
Televizyondaki tartışmaları, konuşmaları dinliyorum.
14 Nisan’da Ankara’da planlanan buluşma için söylenmedik söz bırakmıyorlar.
Neden rahatsız oluyorlar?
Halkın egemenliğinden mi, halkın, düşündüklerini söylemesinden mi?
Cumhurbaşkanlığı için uzlaşma arayışlarını ''zaman israfı'' olarak yorumlarsanız; bu buluşmayı da farklı yorumlarsınız.
Dünya siyasetindeki ''konsensus'', ''uzlaşma'' gibi kavramların, bu dönemler için kullanılıyor olması gerekir.

Yazın ortasında seçim

14 Ocak günkü yazımın başlığını ''2007 Temmuz’da seçim olabilir, hazırlanın...'' diye atmıştım.
Gelen sinyaller de gösteriyor ki; seçim 4 Kasım’da olmayacak.
Cumhurbaşkanlığı seçiminin hemen ardından karar alınacak.
AKP, Genel Başkanı’nı Köşk’e yollamaya hazırlanırken; parti içinde olabilecek bir takım denge değişiklerinin önüne geçebilmek için de hemen sandığa gidecek.
Hem liste tartışmalarının önüne geçilecek, daha da önemlisi toplumun Erdoğan’sız AKP’yi test etmesi için zaman daraltılacak.
Bugüne kadar ittifak yapamamış partiler ne yapar bilemem ama zamanın kalmadığı çok açık.
Gerçek olan da; zaten belirsizliklerle dolu olan 2007’nin kaybedilmemesidir.
Çünkü her ne kadar bir kriz beklentisi yoksa da ekonomideki dengelerin her an bozulabileceği, tersine dönebileceği görülüyor.
Kısacası...
Yazın ortasında sandığa gideceğiz.


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Karşıyaka ikiye bölündü, karşıya geçmek zorlaştı
Beynelmilel, umumi istek üzerine yeniden gösterimde
AKP’nin acelesi yok





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Özgür Kaynar
Banu Şen
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet