Kravatsız beyefendiler
Gördünüz mü "sağduyu" kimde?.. Kravatlı beyler, kravat kadar dilleriyle futbolun dibine darı ekmeye çalışıyorlar... Sahada futbolcu, tribünde seyirci sanki İngiliz centilmeni.
Düşünün lütfen...
Futbol çılgınları tarafından sapan yapılmış don lastiği gibi kopmak üzere olan bir ilişkisi var Fenerbahçe ile Beşiktaş'ın... 22 futbolcu uzaydan gelmedi. Her saniyesini yaşıyorlar bu yıkıcı muhabbetin.
Sahaya çıkıyorlar, göğüs göğüse mücadele.
Bazen topa uzanan ayak tekme olup ayak kemiğini diyapozona çeviriyor. Bazen mücadele veren omuz, dozunu kaçırıp kamyon çarpmışa çeviriyor.
Yine de tık yok.
Kravatlı beyler, bir bakıştan bir kelimeden çılgına dönüp gemileri yakmaya çalışırken, yarı yaşlarındaki adrenalin yüklü gençler fiziksel mücadelede bile kendilerini tutabiliyorlar.
Ne diyeceğiz sahadakilere şimdi.
"Ruhsuzlar" mı?..
Elbette hayır... Tam tersi...
"Beyefendi".
Peki kravatlı beyefendiler ne oluyor o zaman?
Bana söyletmeyin; bıktım tazminat davalarından.
Maça gelen rakip takımın yöneticisi nezaketle karşılanıyor ama nerede kaldıysa oradan devam ediyor konuşmasına.
Biraz sonra santra vuruşu yapılacak, hâlâ hakem tayini, federasyon tarafgirliği... Konuk olduğu stadın yöneticilerine bile sallamakta sakınca görmüyor.
Yer değiştirseler, öbür takımın yöneticileri de yapar aynı şeyi.
Yahu en kanlı savaşlarda bile ateşkes ilan ediliyor çoluk çocuk menzilden çıksın, herkes yaralılarını toplasın diye. Bu ne biçim öfkedir ki, gözü bir şey görmüyor yöneticinin...
Hatta rakip sahada ev sahiplerinin iyi niyeti ile emniyetin becerisine teslim edilmiş bin küsur kendi taraftarını bile düşünmüyor...
İyi mi olacak hır çıksa?..
İyi mi olacak çoluk çocuk yaralansa?
Neyse ki, tribünlerdeki formalı insanlar, kravatlılar gibi değil.
Beşiktaşlısı, Fenerbahçelisi taraftarlığın her gereğini yerine getirip, hangi çizgide duracaklarını biliyor.
Ya Fener takımının 1-0 mağlubiyetten sonra Beşiktaş'ın Çarşı grubunu selamlamasına ne buyrulur?
Tanrım... Biri bana bu güzel jestin yönetim emri ile yapıldığını söylesin ne olur!..
Beşiktaş tribünlerine de Beşiktaş yönetimi emir vermiş olsa.
"Konuklarımıza iyi davranalım" demiş mesela...
Hayal bu ya.
Derbinin yıldızıBeşiktaş - Fenerbahçe maçının yıldızı kimdi diye sorsanız; ilk sıraya Fırat Aydınus'u koyarım.
Ricardinho sonra gelir.
Aslında hakemleri yazmamaya çalışırım.
Çünkü, çoğunlukla eleştirilecek eylemler içinde olurlar ve hakem eleştirilerimi büyük komplo teorilerine dayandırıp o hakemleri tetikçi yerine koymak gücüme gittiği için meslektaşlarımdan çok gerilerde kalırım.
CIA merkezli macera filmi gibi yorumlar varken benim "hatasız kul olmaz" tezimi kim kaale alsın? İyisi mi, susarım!
Madem ki hata yaptıklarını düşünüyorum; ne yazayım zaten?
Lakin aksine bir fırsat çıkmışken, Fırat Aydınus'un hakkını teslim edelim.
Şöyle bir beyin cimnastiği yapmadan da geçmeyelim:
Aynı maçın adı Kupa değil de Süper Lig olsa, sükunetini muhafaza edebilir miydi hakemimiz?
Veya...
Aynı maç Fenerbahçe Stadı'nda oynansa ve Aydınus'un ilk kritik kararından sonra tribünler "Ulusoy istifa" diye başlasa bu kadar aklı başında yönetebilir miydi karşılaşmayı?
Bir doz daha artıralım...
Aynı maç Fenerbahçe Stadı'nda ve şampiyonluk yarışındaki altı puanlık bir mücadele olsa...
Aydınus'un aklı bu kadar başında kalabilir miydi doksan dakika boyunca?
Yoksa ben bu Ters Köşe'de de Fırat Aydınus'u görmemezlikten mi gelecektim?
Kıssadan hisse...
Biraz da biz neden oluyoruz galiba hakemlerin saçmalamasına.
Zico'nun tercüme hatasıAcaba tercüme hatası mıydı?..
"Deivid fena oynamadı"
Söyleyen Zico... Büyük futbolcu, uluslar arası hoca...
Gel de tercüme hatası olduğuna inanma.
Sanıyorum maçın ikinci yarısında bir tane doğru top ortaladı Deivid. Onun dışında tek olumlu işini görmedim ben.
Acaba Zico'ya göre bir futbolcunun görev verildiği bölgede durması bile yeterli miydi "iyi oynamış" olması için.
Yoksa "vatandaş" kontenjanından bir hoşgörü mü vardı.
En iyisi tercüme hatası deyip geçelim.
Kazanan Fener
Futbolda başarı nedir?
Aklındaki planı sahaya uygulamak ve maçtan niyetlendiğin skoru alarak ayrılmak değil mi?
Beşiktaş-Fenerbahçe maçının galibi kim o zaman? Tabela 1-0 ev sahibi diyor.
Bu "skor".
Derbi'yi Beşiktaş kazandı ama bence Fenerbahçe'nin istediği oldu!
Hepimiz seyrettik, Fenerbahçe kazanmak falan istemiyordu... Sadece güzel top çevirmekti maksadı. Sanki "Orta sahada pas yapın, ileri falan gitmeyin" şeklinde direktif almışlardı.
Fenerbahçe "planını" en iyi uygulayan taraftı.
"Bu nasıl plan" derseniz ona karışmam.
Yapana sorun.
Ben hedefle sonuç arasındaki uyumu yazıyorum.
Bravo Fenerbahçe.
eguven@milliyet.com.tr

