
Hasan PULUR
Olaylar ve insanlar
Asker siyasete karışmasın...
ASKER siyasete karışmasın! Bizim kuşaklar hep bu nasihatle büyüdüler, nasihatin doğruluğunu ispat için de 1910'lu yıllardaki "Balkan Savaşı" örneği gösterilirdi. Bozgunun nedeni, askerin siyasete karışmasıydı. Cumhuriyetin kurucuları da askerlerin siyasete karışmasından yana olmadılar, Kurtuluş Savaşı'nın nice kumandanına iki yol gösterildi, ya ordudan ayrılır siyaset yaparsınız, ya da üniforma sırtınızdayken siyaset yapamazsınız.
* * *
BİZİM kuşak, askerin siyasete karışmasını ilk kez "27 Mayıs 1960"da gördü. Ordu darbe yaptı, Meclis'i kapattı, partileri feshetti. Cumhurbaşkanını, başbakanı, bakanları, milletvekillerini Yassıada'da yargılattı, başbakan ve iki bakan idam edildi.
* * *
MÜDAHALELER bu tarihten sonra da devam etti.
"12 Mart-12 Eylül" darbeleri, arada İsmet Paşa'nın kurumsal gücüyle önlenen "22 Şubat-21-22 Mayıs" yarım müdahaleleri ve "28 Şubat" postmodern darbesi...
* * *
ASKERİN siyasete karışması, bazılarına göre de bulaşması nedir?
Mesela, Türkiye Cumhuriyeti devletinin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Büyükanıt'ın iki aşiret reisiyle, Barzani ve Talabani ile "Görüşmem!" demesi, askerin siyasete karışması mıdır?
Orgeneral'in "Ben bu adamlarla görüşmem, isteyen gider görüşür" demesinin ne kadar isabetli olduğunu şimdi daha iyi anlamışlardır herhalde...
Barzani, Kerkük'e sanki yan bakan varmış gibi, "Biz de Diyarbakır'ı karıştırırız!" diyor, tehdit ediyor.
Orgeneral Büyükanıt'ın tutumu yanlış mı çıktı?
"Ben bu adamlarla görüşmem!" derken orduyu siyasete karıştırmış mı oldu?
Bizce hayır!
Asker, askerliğini yaptı, siyasetçi de Barzani'ye daha önce gönderdiği mektupta "Sevgili kardeşim!" diyerek siyasetçiliğini yaptı...
Dışişleri Bakan Gül'ün son tavır ve tutumu neye benziyor biliyor musunuz?
Hani mahallenin yaşı küçük ama yediği naneler büyük bir veledi vardır; her gün bir hadise çıkarır, mahallenin abilerinden biri de bu veledi koruyan teyzeye seslenir:
"Teyze teyze, şuna bir seslen de sussun, yoksa..."
Velet de teyze de "yoksa"nın içinin boş olduğunu bildiklerinden fazla aldırmazlar, velet devam eder.
Kim bu teyze diyeceksiniz?
"Rice Teyze, Rice Teyze!"
Sayın Gül'ün teyzesini de mahallenin veledini de artık tanıdınız.
* * *
SAYIN Dışişleri Bakanımız Gül'den söz ettik, sürdürelim gitsin...
Sayın Bakan, Barzani'nin çıkışına cevap vererek:
"Bu işin şakası olmaz!" demiş...
Bilinen bir hikâyeyi biraz değiştirerek yazalım...
Mahalle kahvesinde atıp tutan, bir vuruşta şu kadar adamı helak eden "Kofti Efe"ye takılıp kızdırıyorlarmış, birisi de suret-i haktan görünerek güya "Kofti Efe"ye koltuk çıkmış:
"Lan kızdırmayın efemi, şimdi kalkar bir halt yer!"
"Kofti Efe" hindi gibi kabarmış:
"Yerim ha, yerim ha!"
Dedik ya, hikâyeyi biraz değiştirdik diye...
* * *
GEÇEN gün Melih Aşık'la laflıyorduk, ikimiz birden sevgili Oktay Ekşi'nin o günkü yazısının son cümlesinde "İşte bu!" dedik:
"Allah üçüncü sınıf bir cehaletin elinde kalan bu ulusu korusun..."
Doğru, başka lafa gerek var mı?
h.pulur@milliyet.com.tr

