|
 |
|
|
Mutluluk adacıkları
Gökkuşa¤ı / Reşat Kutucular
Mutluluk Türk Dil Kurumu’nun tdk.org.tr adresindeki sözlüğünde ''Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmaktan duyulan kıvanç durumu, ongunluk, kut, saadet, bahtiyarlık'' olarak tanımlanıyor. İddialı bir mutluluk tanımı bu sanki. Bütün özlemler, eksiksiz ve sürekli gibi sözcükler ulaşılmazlık hissi uyandırıyor insanda. Neredeyse tanımın kendi işi zorlaştırıp mutsuz ediyor insanı. Hani Cemal Süreya’nın ''Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem/Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı'' dediği kadar kolay olmasa da günümüzde artık psikologlar, nörobiyologlar mutluluğu bilimsel olarak çözme uğraşındalar. Mutluluk derecesi vücut ısısı gibi ölçülmeye, bileşenleri saptanmaya çalışılıyor.
* * *
2002 Nobel ekonomi ödülü alan psikolog, evet kendisi psikolog, Daniel Kahneman’ın bu konudaki çalışmaları konuya yeni bir boyut kazandırmış gibi duruyor. Artık ekonomistler de insanı sadece kendi çıkarları doğrultusunda rasyonel kararlar veren bir canlı olarak görmüyorlar. İnsan duygularını önemsiyorlar.
İşin ilginç tarafı son 30-40 yılda yaşam standardı ciddi biçimde yükselmiş olmasına rağmen İngiltere, ABD, Japonya gibi ülkelerde mutluluk düzeyi artmış değil. Latin Amerika ülkeleri, gelir düzeylerine göre bir hayli mutlu görünüyorlar ömeğin.
O zaman şöyle bir soru kaçınılmaz oluyor: Kapitalizmin öncelikleri ile mutluluğun bileşenleri örtüşmüyor mu?
* * *
''Para saadet getirmiyor'' lafı artık bilimsel olarak doğrulandı diyebiliriz. Özellikle yıllık 20 bin dolarlık gelirin mutluluğa etkisi sanıldığından çok daha az oluyor. Bu, ABD’de yapılmış araştırmalardan çıkan bir rakam tabii. Bizim ülkemizde daha düşük ya da daha yüksek çıkabilir. Zenginlik arttıkça güvenlik kaygısının artması hali var bir de...
İnsanın mutlu olması için ne yapması gerek? Bin yıllardır söylenenenlere, yazılanlara ek olarak son yıllarda bilimsel olarak saptanan ipuçları şöyle. Edinilen şeylerden çok yaşanan deneyimler önemli. Satın alınan şeyler kısa süreli mutluluk sağlayabiliyor. ''Haz hafızası''nda kayıtlı deneyimlerin mutluluğa etkisi yüksek. Dost ve arkadaş ilişkileri, iyi evlilik, maneviyat diğer destekleyici unsurlar.
* * *
Bir araştırma, bir dostun mutluluğa katkısının 90 bin dolarınkine denk olduğunu bulmuş. Durum böyle olunca, insan, Türkiye’nin İzmir’inde mutsuz olmak zor diye düşünüyor. Yani yapılan araştırmalarda mutluyum cevabının yüksek çıkması boşa değil aslında. Herşeye rağmen dostluk, arkadaşlık boyutu sağlam bu ülkede. Gelişmiş ülkelerde ise artık bireysellikten hiper bireysellik aşamasına gelindiğini gözlüyoruz. Aynı evde kendi ''köşelerinde'' yaşayan insanların bu bireysellikle mutluluğu yakalamaları da zor elbet. Ayrıca kapitalizmin körüklediği ''yarışma'' kültürü de insanları geriyor, insanlıktan ve etik değerlerden uzaklaştırıyor.
Bakıyoruz, keyif sayılabilecek alanlarda bile yarışmalar düzenlenip, sıralamalar yapılıyor artık. Deneyimden haz almakla ''ötekini geçmek'' önceliği birbirine karışıyor. Birinci olmak ya da kazanmak da az insana nasip olduğu için ''kazanamayanlar'' yok yere mutsuz olabilirken, kazananların mutluluğu kısa sürebiliyor.
* * *
Ayrıca kapitalizm, tüketimi yaygınlaştırmak için bir zamanlar ''elit'' kesime ait olanı halka indirmeye uğraşıyor. Zamanında geniş kesimler tarafından uzaktan özlemle bakılan bu ''oyuncaklar'' ve bu ''faaliyetler'' ister istemez sıradan hale geliyor ve mutluluk verme gücünü kaybediyor. Kısacası mutluluğun çıtası yükselmiş oluyor. İnsanlara da sürekli ''edinerek mutlu ol'' gibi yanlış bir sinyal veriliyor.
Peki küreselleşmeyle iyice yerleşen bu kapitalist önceliklerden mutluluğu nasıl süzeceğiz o zaman? Ya mutluluk konusunda bir an önce evrimleşip mevcuttan mutlu olmayı öğrenmemiz gerekiyor. Ya da kapitalist önceliklerden çok, mutluluğun bileşenlerini barındıran mutluluk adacıkları yaratıp vaktimizin çoğunu oralarda geçirmemiz gerekiyor. Şu an için başka bir yol da yok.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|