|
 |
|
|
Sanki bir lezzet valsi
Türk Hava Yolları'nın, Avusturya'daki yiyecek-içecek sektöründe önemli bir yere sahip olan Atilla Doğudan'la ortaklaşa kurduğu ikram şirketini izlemek üzere Viyana'daydım. Ülkenin şaraplarını da tatma fırsatı buldum
myalcin@turk.net
Yolu Viyana'ya düşenler, orada kime "Buranın en iyi hediyeliği nedir, ne alınır?" diye sorarlarsa, hep aynı cevabı duyarlar: "Sacher torte." Adresini sorduğunuzda ise cevap ikiye çıkar: "Hotel Sacher veya Demel..."
Viyana'nın bu dünyaca ünlü çikolatalı pastası, buralarda nakliyeye dayanıklı olarak paketlenir, bir haftalık raf ömrü sayesinde, istenirse postayla bile gönderilebilir. Kakaolu pandispanyanın üzerine veya arasına kayısı marmeladı sıvanıp birinci sınıf çikolataya kaplanması yoluyla yapılan bu basit ama bir o denli de lezzetli tatlının kaynağı konusunda rivayet muhtelif.
Kimileri Sacher turtasını "Adı üzerinde" diyerek Hotel Sacher'e mal ediyor, kimileri de "Bu turtayı Viyana'nın en eski pastanesi Demel'de bir usta buldu. Orada yıllarca yaptı. Sonra Sacher otelinin pastanesine geçti ve turta orada patladı" diyor.
Bitmek bilmeyen bu tartışmalar ve "Hangisi daha iyi yapıyor?" sorusunun her an gündemde olmasından dolayı, Demel'in, bu asırlık pastanenin adı asla unutulmuyor, insanlar masalarında bir kahve içip oturabilmek için adeta kuyruğa giriyorlar.
Geçtiğimiz hafta bir grup yeme-içme yazarı olarak Viyana'da konuğu olduğumuz Atilla Doğudan, bu pastanenin yeni sahibi.
Babası 1960'lı yıllarda Avrupa'daki en lüks Türk lokantası olan Kervansaray'ı kuran Doğudan, Viyana'da gençlik yıllarında otoriter bir insan olan babasına karşı büyük bir kişilik savaşı vermiş ve o da yiyecek-içecek sektöründe ama başka bir dalda yükselmiş. 49 yaşındaki Doğudan, Do&Co adlı dev catering firmasının sahibi ve 4 bini aşkın personeliyle dünyanın dört yanında dev partiler ve yemekler düzenliyor, düğün ve kongreler yapıyor, havayollarına yemek veriyor.
THY'nin yeni ortağı
Doğudan son olarak Türk Hava Yolları ile yarı yarıya ortaklıkla bir ikram şirketi kurdu. İstanbul'da kurulan Turkish / Do&Co firması aracılığıyla catering ve havayolu yemek ikramındaki tecrübesini THY'nin hizmetine sunacak.
Viyana'ya gidiş ve dönüşte, Do&Co'nun yüklediği yemekleri business class'ta tattık. Peynirler kireç gibi değil, lezzetliydi; enginar ve karnıyarık gibi Türk mutfağının şaheserleri başarıyla sunulmuştu, yemek sonunda gelen çikolatalı pasta ise tabii ki Demel mamulüydü. Uçaktaki yemek kalitesindeki bu artış gerçekten göz kamaştırıcıydı. Üstelik tüm bunlar eski bütçeler içinde kalınarak yapılmıştı.
Viyana'da ise kentin taşrasındaki Burgenland'da iki Michelin yıldızlı, trendi bir restoranda, kentin merkezinde şnitzeli en iyi yapan restoranda ve Doğudan'ın babasından devraldığı ıstakoz barında yemekler yedik.
Michelin yıldızlı restoran aşırı deneysel yemeklerin zaman zaman fos çıkabildiğini bir kez daha kanıtladı. Dokuz ayrı yemeklik degüstasyon mönüsünü tattıktan sonra malzeme çeşitliliğinden dolayı midemiz yorulmuş kalktık. Hemen her yemekte sos olarak birer köpük kullanan yaratıcı aşçı, yemeğin sonunda Ahmet Örs'ün bu konudaki sorusuna, "Havanda su dövüyoruz işte!" kabilinden bir cevap verdi! "Amacım sizi doyurmaktan çok, şaşırtmak" der gibiydi.
Aynı günün akşamı ise Doğudan'ın ıstakoz barında nefis deniz ürünleri yendi. Türkiye'den yıllar önce gelmiş, çekirdekten yetişme Bolulu aşçıların ve insan sarrafı eski toprak Türk garsonların elinden Avrupa'da rastlanabilecek belki en iyi somon, karides ve ıstakozları tatmak, yerine oturmuş sahici şeylerin güzelliğini bir kez daha ortaya koyuyordu.
Şnitzele gelince, turistlerin bayıldığı birçok Viyana lokantasında şnitzelin fritözde kızartıldığını öğrenmek hayal kırıcıydı. İyisi mutlaka tavada, sık sık da sallanarak kızardığı için pufuduk pufuduk olmalıydı. Kabuğu gerçekten çok lezzetliydi ama körpe danadan kesilme eti Türkiye'de yediğimiz şnitzellerdekinden daha güzel değildi.
Sacher torte'ye gelince, Hotel Sacher'inki daha yoğun çikolatalı ve şekerliydi. Demel'inki daha hafif ve rafineydi. İkisi de iki ayrı ekolü temsil ediyordu.
Şaraplar enfes
Avusturya bu tatlarının yanı sıra önemli de bir şarap ülkesi. Soğuk iklimi dolayısıyla beyazlarda daha başarılı. Dünyayı saran kırmızı çılgınlığı burayı da etkisine almış ve üreticiler kırmızıya da yönelmiş olsalar da, bu iklimde siyah üzüm iyi olgunlaşmıyor ve asitli, ekşimsi şaraplar veriyor.
Burgenland'da ziyaret ettiğimiz Feiler-Artinger şaraphanesinde de kırmızılar orta halliydi. Geç hasat ürünü tatlı beyazlar ise müthiş bir aroma ve lezzet bombasıydılar. Doğanın sesine kulak vermek gerektiği, bu şarapları tadınca bir kez daha ortaya çıkıyordu. Avusturya'nın çoğu Riesling üzümlerinden yapılma bu soylu beyazları çok da ucuzdular üstelik. Fiyatları en iyi örneklerde bile 10 ile 30 avro arasında gidip geliyordu.
Ülkenin şarap starı Alois Kracher'i İtalya'daki şarap fuarında olduğu için ziyaret edemedik ama Viyana'nın göbeğindeki "hip" otel Do&Co'nun someliyesi Christina sayesinde en iddialı örneklerini tattık. Avusturya'nın tatlı beyazlarının gizli birer hazine olduğunu bir kez daha fark ettik.
|
|
|

|