Yıldırım yutar mıydı?
Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu üyesi Tahir Kıran, hafta içinde Ligtv.com.tr'ye verdiği röportajda, ilginç açıklamalarda bulunmuş.Geçen yıl Fenerbahçe delegeliğinden ihraç edilen Kıran, federasyonun 14 ay içinde kulüplerden gelen 55 projeye 9 milyon YTL yardımda bulunduğunu, en çok parayı da 500'er bin YTL ile Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin aldığını söylemiş.
Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın ısıtma sistemiyle ilgili görüşmelerin sürdüğü dönemde şike olayları patlak vermeseymiş, 1 milyon 270 bin euroluk maliyetin federasyondan karşılanması söz konusuymuş.
Yanlış okumadınız.
Tesislerden sorumlu Kıran, bir gün başkanı olmayı hayal ettiği kulübe federasyon imkanlarından 2 milyon YTL'lik jest yapacakmış.
Dahice, fakat tek başına karar verme sınırlarının çok ötesinde bir planmış!
Üzerinde durulması gereken konu planın uygulamaya geçip geçmemesi değil, tarafsız, herkese eşit mesafede olması beklenen bir federasyon yöneticisinin, Türk futboluna ait kaynağı geleceğe dönük beklentilerine alet edebilmesi.Borç içinde kıvranan onlarca kulübün altyapısına hayat verecek boyutta bir bütçeyi, kırgınlıkları gidermek ve Fenerbahçe taraftarına sempatik görünmek için kullanmayı düşünebilmesi.
Ne dersiniz, Aziz Yıldırım yutar mıydı bu manevrayı?
Ya da Kıran, Galatasaray kulübünden gelecek benzer bir proje için, aynı yaklaşımı sergiler miydi?
Bence ikisinin de yanıtı hayır!
Biraz dikkatYılnur Önen'in sessiz vedasıyla MHK'nin elindeki hakem sayısı da 24'e indi.
Sadece Süper Lig olsa iyi.
Lig A'ya da aynı kadrodan hakem tayin eden kurul sıkıntıda.
Ancak bazı atamalar öyle garip ki...
Komplo teorisyenlerinin ekmeğine yağ sürülüyor.
"Yok canım olur mu?" diyenlerin içine kurt düşürüyor.
Kurul azıcık dikkatli olsa...
Örneğin Fenerbahçe-Sakarya maçındaki yönetimi nedeniyle bir süre Süper Lig'de görev alamayan Bülent Yıldırım'ı bu haftaki Sakaryaspor-Beşiktaş maçına göndermese...
"Maçlarımızı Hakan Sivriselvi veya Bülent Demirlek yönetsin" diyen Ankaragücü'nün Erciyes maçına Bülent Demirlek'i atamasa...
Millet de öküzün altında buzağı aramasa...
Kötü mü olur yani?
İsmini de verseydin
Yok artık, bu kadar da olmaz demeyin.
Okuyun siz karar verin;
Olay Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü'nde geçer.
Kahramanımız Sağlık Daire Başkanı Sultan Seyhan'dır.
Sultan bey geçenlerde tüm federasyonlara bir yazı gönderir.
Hani spor sakatlanmalarında ilk müdahalede kullanılan soğutucular vardır ya...
Darbe alan bölgeye sıkılır hem uyuşturur, hem de kanamayı önler.
Daire başkanımızın aklına birden o soğutucuların ne kadar önemli olduğu gelir ve bunu federasyonlara hatırlatma gereği duyar(!)
Ve şöyle arz eder:
"İlk müdahalede kullanılmakta olan ürünler gelişen ve değişen teknolojiye paralel olarak gelişim göstermekte ve piyasada satılmaktadır. Spor yaralanmalarında ilk müdahalede soğuk kompres uygulaması son derece önemli olduğundan, bu tür ürünlerin kullanılmasının faydalı olacağı düşünülmektedir. Bilgilerinize arz ederim."
Bilin bakalım bu yazıda ne eksiktir?
Tabii ki kullanılması önerilen soğutucunun markası!..
Eee artık federasyonlarımız da Daire başkanını arayıp bir zahmet bu yeni ürünün adını, hatta hangi firma tarafından filan satıldığını öğrenir artık.
Ne diyelim? Arif olan anlar.
Anlamayana da böyle anlatırlar.
Durun bir dakika...
Acaba Gençlik ve Spor Genel Müdür vekili Mehmet Atalay'ın da haberi var mıdır bu "arz" dan?
Demirören'in çelişkisiYıldırım Demirören'in yaptığına bir çuval inciri berbat etmek denir.
Çarşamba günü İnönü Stadı'nda yaşanan güzellikler için alkış alan Beşiktaş Başkanı'nın, hiç gereği yokken beş hafta sonra oynanacak bir maçı gündeme getirip ortamı germesi büyük talihsizlikti.
Neymiş efendim, Bursaspor taraftarları başkentteki Ankaragücü maçına gelip olay çıkarmış da, Beşiktaş Kulübü de Bursa deplasmanına seyirci götürme kararı almış.
Mizahi bir yaklaşım.
Bir başka deyimle mızıkçılık.
Dahası ağır tahrik.
Sezon başında iki kulüp oturup bir centilmenlik anlaşması yaptı mı?
Yaptı.
Bursaspor ilk maça seyirci getirdi mi?
Getirmedi.
Peki, şimdi kalkıp 500 taraftarını Bursa'ya götürmek ne demek?
O insanlar maç seyretmeye mi, yoksa tam teşekküllü bir cephaneliğe dönüştürülecek araçlarla savaşmaya mı gidecek?
Kulüp yöneticilerinin daha sağduyulu ve sorumlu davranmaları gereken bir süreçte Demirören'in birbirine zıt tavırlar sergilemesi doğrusu bizi şaşırttı.
Başkan da biliyor ki Bursa'ya taraftarını götüremez.
İçişleri Bakanlığı ve emniyet buna izin vermez.
İşler tam yoluna girmeye başlamış, Beşiktaş rotasını bulmuşken, ne gereği vardı milletin sinirlerini hoplatıp ABD'ye gitmenin?
Koltuk kavgasıFutbol Federasyonu'nda boşalan başkanvekilliği ve üyelikler için kıyasıya bir çekişme başlamış.
Biliyorsunuz, geçen haftaki yönetim kurulu toplantısında istifalar kabul edilmesine karşın yeni görevlendirmeler yapılmamıştı.
Nedenini öğrenmek kolay oldu.
Samsunspor-Ankaragücü maçındaki teşvik bombası ve Cihan Oskay'ın, Fenerbahçe aleyhine gündeme getirdiği şike iddiaları nedeniyle Başkan Haluk Ulusoy'un başını ağrıtan Mehmet Kemal Ünsal ve Tahir Kıran'ın yanı sıra Süheyl Önen ile Metehan Bektaş'ın da beklentisi ortakmış.
Ve aralarında kıyasıya bir "göze girme" yarışı başlamış.
Ulusoy ise bir süre daha vekillik koltuğunu boş tutmayı düşünüyormuş.
Kritik süreçte kimseyi kırmamak, en azından Haziran'da yapmayı planladığı mali genel kurula dek yeni bir çalkantı yaşamamak istiyormuş.
Eee, haksız da değil...
Bugüne dek iktidarları yıpratıp yerle bir eden iç çekişmeler değil miydi?
Yakın geçmişi hatırlayın...
Levent Bıçakcı Federasyonu'nun sonunu kimler, nasıl hazırlamıştı?
cersen@milliyet.com.tr
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

