
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
DP'de 'Köşk mü, konut mu?' tartışması
17 adımda Çankaya - 2
Yakın dönemin siyasal tarihine "Beyaz Devrim" olarak geçen 14 Mayıs 1950 seçimlerinde Demokrat Parti (DP), 27 yıllık Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarını seçim sisteminin de etkisiyle ezici bir çoğunlukla yenerek iktidar olmuştu. DP'nin oy oranı yüzde 53.3, milletvekili sayısı 408; CHP'nin ise oy oranı yüzde 39.9, milletvekili sayısı 69 idi.
Genel seçimin hemen ertesinde, cumhurbaşkanı ve başbakanın kimler olacağı gündeme oturdu. TBMM'de 22 Mayıs'ta yapılacak seçimlerde cumhurbaşkanlığının olası adaylarının adları (Celal Bayar önde olmak üzere, Ali Fuat Cebesoy, Halil Özyörük, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Sadri Maksudi Arsal, Prof. Nihat Reşat Belger) gazetelerde yer alıyordu.
Çoğunluk, 'Çankaya' dedi
Adayın kim olacağı konusu DP Meclis Grubu'na da yansıdı. Başlangıçta, Bayar'ın parti başkanlığında kalması eğilimi güçlüyken, sonra cumhurbaşkanı olması görüşü ağır bastı. Yapılan nabız yoklamasında 345 milletvekili Bayar'ın cumhurbaşkanı olması lehinde oy verirken, 31 milletvekili parti başkanlığında kalmasını istedi.
Dönemin Yozgat Valisi (daha sonra DP'nin ünlü Dışişleri Bakanı) İhsan Sabri Çağlayangil, Bayar'ın adaylığını gazeteci Cüneyt Arcayürek'e değerlendirirken, "Daha ilk geceden cumhurbaşkanlığını istiyordu Bayar. Asıl sürpriz Fuat Köprülü'ye oldu. (Köprülü başbakanlık beklerken, Menderes'i atadı Bayar" diyor.
Hemen biz ekleyelim; DP'nin 4 kurucusundan Prof. Fuat Köprülü Dışişleri Bakanı, Adnan Menderes Başbakan, Refik Koraltan TBMM Başkanı, Bayar da Cumhurbaşkanı oldu.
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanan gelişmelerden bazılarını not edelim.
CHP'nin itme taktiğiDP içinde Bayar'ın cumhurbaşkanı mı, başbakan mı olması konusunda iki görüş çarpışıyordu.
DP örgütünden genel merkeze Bayar'ın cumhurbaşkanı olmasını isteyen telgraflar gelirken, DP yandaşı gazeteler Bayar'ın cumhurbaşkanlığında etkisizleşeceğini, başbakan olarak daha iyi işler yapacağını savunuyordu.
Bayar'ın da cumhurbaşkanlığına pek istekli olmadığı, Köşk için Halil Özyörük'ü düşündüğü söyleniyordu. Bunun üzerine CHP yanlısı gazeteler, Özyörük'ü yıpratan yayına başladı. Böylece, CHP'nin Özyürek'i yıpratarak Bayar'ı Köşke çıkması için "iteleme taktiği" uyguladığı yorumları yapıldı.
Bu durumu Prof. Dr. Hikmet Özdemir şöyle yorumlamaktadır:
"CHP'nin 1950 cumhurbaşkanı seçiminde şöyle bir yol izlediği söylenebilir. CHP, Celal Bayar'ın cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmasını istemektedir. Bunun iki önemli sonucu olacaktır. Bayar, DP liderliğini bırakınca, başbakan ile yürütmeyi paylaşacağı için gücü azalacaktır. 'Bayar'sız bir parti ve hükümet' formülü ise, CHP'nin işine geleceği için ehven-i şer (kötünün iyisi) olmalıdır. Bu, Celal Bayar'ın yetenek ve birikimini bilen bir satranç oyuncusunun geliştirebileceği bir taktiktir."
Ne dersiniz; bugün CHP lideri Baykal da iyi bir satranç ustası olan İnönü'nün taktiğini mi uygulamaktadır?
Çankaya seçim(ler)i
"Beyaz Devrim"in ilk cumhurbaşkanı seçimi 22 Mayıs 1950'de yapıldı. En yaşlı üye Hüseyin Cahit Yalçın'ın başkanlığında toplanan Meclis'te önce TBMM Başkanlığı'na Refik Koraltan seçildi. Cumhurbaşkanlığı'nı da (Tablo-3'te görüldüğü gibi) 453 oydan 387'sini alan Bayar kazandı. Bu seçimde dikkat çeken bir nokta, DP milletvekillerinden 47'sinin Bayar'a oy vermeyişi, İnönü'ye ise CHP'nin milletvekili sayısından 14 oy fazla çıkmasıydı.
1954 seçimlerinde DP'nin oyları yüzde 53.59'dan yüzde 56.62'ye, milletvekili sayısı da 408'den 503'e yükseldi. CHP'nin ise oy oranı yüzde 40'tan yüzde 35'e, Meclis'teki üye sayısı da 69'dan 31'e düştü. Cumhurbaşkanlığı'nda ise Bayar 486 oy aldı, 27 oy boş çıktı. (Bkz.Tablo-3)
Bayar, 1 Kasım 1957'de de 610 üyeli Meclis'te 413 milletvekilinin katıldığı oylamada 413 oy alarak 3. kez Cumhurbaşkanı seçildi. Böylece 22 Mayıs 1950'den 27 Mayıs 1960'a (askeri darbeye) kadar 10 yıl 15 gün cumhurbaşkanlığı yapmış oldu.
"Beyaz Devrim" ile başlayan 10 yıllık DP iktidarı 27 Mayıs 1960'ta "Askeri Devrim" ile sona ermişti.
Darbenin nedenleri konumuz dışı; biz cumhurbaşkanlığı seçimine geçelim, ama önce değişen siyasal sisteme göz atalım.
Yönetime el koyan Orgeneral Cemal Gürsel'in başkanlığındaki 38 kişilik Milli Birlik Komitesi, sivil seçkinlerden oluşan Kurucu Meclis kurmuş, "1961 Anayasası" diye anılan yeni bir anayasa yapmış, Senato ile birlikte çift meclisli modele geçmiş, seçim yöntemi çoğunluk sisteminden, nispi temsil sistemine dönüştürülmüştü.
İşte bu "ahval ve şerait" altında, yani bu durum ve koşullarda 15 Ekim 1961'de Senato ve Meclis için yeni seçimler yapıldı. Meclis'e 450 milletvekili, Senato'ya 150 senatör seçildi. Senato'ya cumhurbaşkanı tarafından 15 üye atanıyor ve MBK üyeleri "tabii üye" olarak senatoya katılıyordu.
Seçimlere darbeyle devrilen DP'nin yerine kurulan Orgeneral Ragıp Gümüşpala'nın başkanlığındaki Adalet Partisi'nin (AP) yanı sıra, CHP, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) ve Yeni Türkiye Partisi (YTP) katıldı. (Oy oranları ve milletvekili sayıları için Tablo-4'e bakınız.)
CHP'nin dışındaki 3 parti oyların yüzde 62.3'ünü aldı. Seçmen kütüklerine kayıtlı 13 milyon seçmenden 10.5 milyonu (yüzde 81.4) oy kullandı.
MBK Üyesi Haydar Tunçkanat, "27 Mayıs 1960 Devrimi" adlı kitabında seçimlerin ardından ortaya çıkan "kompozisyonun Türk Silahlı Kuvvetleri'nce iyi karşılanmadığını" belirterek, "Ülkenin geleceği hakkındaki kuşkular yaratmıştır" der.
Ali Fuat Başgil olayıVe geldik cumhurbaşkanı seçimine. Parlamentonun kompozisyonundan memnun olmayan Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tek ve mutlak adayı, MBK Başkanı, "Cemal Aga" diye anılan Orgeneral Cemal Gürsel idi.
Cumhurbaşkanlığı seçimi 25 Ekim 1961'de yapılacaktı. Ordu, lideri Gürsel'in cumhurbaşkanlığına kilitlenmişken, Samsun'dan bir aday çıkageldi.
Bu aday, Samsun AP listesinden bağımsız olarak senatör seçilen Ord. Prof. Ali Fuat Başgil idi. Başgil, MBK'nın üniversitelerde gerçekleştirdiği ve "147'ler" diye anılan tasfiye hareketi sırasında görevden uzaklaştırılanlar arasında yer almıştı.
Başgil, 24 Ekim akşamı Başbakanlık'a davet edildi. Orgeneraller Sıtkı Ulay ve Fahri Özdilek kendisiyle konuştular. Ulay, MBK dışında Silahlı Kuvvetler Birliği (SKB) adında ayrı bir kuruluş olduğunu ve onların etkinliğini belirterek, Başgil'e adaylıktan çekilmesini "telkin" etti.
Rivayet edilir ki, o sırada Ulay tabancasını çıkarıp masaya koymuştur.
Ord. Prof. Başgil, o gece İstanbul'a döner ve adaylıktan çekildiği gibi senatörlükten de istifa eder.
Ertesi gün (25 Ekim 1961) TBMM, cumhurbaşkanını seçmek üzere toplandı, ama seçim 26 Ekim'e kaldı. Orgeneral Gürsel, üniformasıyla Meclis'e gelerek oy kullandı.
Tek aday Gürsel 434 oy alırken, 156 oy boş çıktı, 17 pusulaya çeşitli isimler yazıldı.
YARIN: Olası krize karşı Sunay çözümü
nailgureli@milliyet.com.tr

