
Meral TAMER
Sol parti de yok, sosyal politika da...
Boğaziçi Üniversitesi İşletme ve Ekonomi Kulübü'nün bu yıl ikincisini düzenlediği Ekonomi Zirvesi'nde, Türkiye'nin NASIL BÜYÜDÜĞÜNÜ masaya yatırdık ve ortaya pek de iç açıcı bir tablo çıkmadı.
Seçimlerin yaklaştığı şu günlerde başta Başbakan Erdoğan olmak üzere tüm bakanlar, Türkiye'nin 4 yıl üst üste yakaladığı yüksek büyüme oranlarını, kendi iktidarlarının büyük başarısı olarak her fırsatta dile getiriyorlar.
Evet biz, dünya konjonktürünün de hiç yabana atılmayacak ivmesiyle son yıllarda yüksek büyüme oranları kaydettik. Ama ne pahasına?
Sosyal güvenlik var
3 günlük Ekonomi Zirvesi'nde tartışılan konu başlıkları bunlardı. Benim payıma düşen, ekonomik büyümenin sosyal yansımalarıydı.
Yaklaşan seçimlerde oyumu verecek sol parti bulamamanın kafamı sürekli meşgul etmesinden olsa gerek, sürdürülebilir büyümenin olmazsa olmaz koşulu olarak gördüğüm sosyal politikalar konusuna odaklandım.
Sosyal politikanın 2 önemli ayağından biri sosyal güvenlik, diğeri sosyal yardım. Sosyal güvenlik, insanların çalışma hayatındaki statülerine bağlı olarak sahip oldukları haklar. Yaşlılık, hastalık ve işsizlik gibi risk durumlarında kullanılan sosyal güvenlik önlemleri, ülkemizde çok gelişmiş.
Sosyal yardım yok
Sosyal yardım ise kişinin statüsünden bağımsız, hiç çalışmamış olsa bile hayatını devam ettirmesine yardım edecek maddi destek.
Türkiye gibi geç sanayileşmiş ülkelerde sosyal güvenlik önce geliyor; sosyal yardımın işlevini ise aile, kişisel ilişkiler ve hayır kurumları üstleniyor. Yani sosyal yardım, sosyal politikanın konusu değil de hayır işi olarak görülüyor.
Ancak unutmayalım ki biz artık şehirli toplum olduk. Nüfusumuzun büyük bölümü kentlerde yaşıyor. Köyden kente yoğun göç sonucu ne geniş aile kaldı, ne de tarım toplumunun kendine özgü aile-komşuluk gibi dayanışma ağları... Dolayısıyla sayıları giderek artan yoksullarımızı, hayır kurumlarına ve aileye havale etmek de imkânsız.
Eski yoksulların modern yaşama katılma umudu vardı. Köyden kente gelenler önce enformel sektörde iş bulur, bir süre sonra formel sektöre geçer, zaman içinde iki göz oda da olsa ev sahibi olurdu. Günümüz yoksullarının artık böyle bir umudu kalmadı.
Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu'nun gündeme getirdiği vatandaşlık geliri bir an önce hayata geçirilmeli. İş bulamayan, çalışamayan insanımızın -salt Türkiye vatandaşı olduğu için- hayatını asgari koşullarda idame ettirme hakkı olmalı.
Çin gibi yeni sanayileşmekte olan ülkelerde yoksullar umutlu; kalkınmış Batı ülkelerinde ise umutsuz ama devletten aldığı vatandaşlık geliri ile geçiniyor. Bizde ise yoksulun ne umudu, ne vatandaşlık geliri, ne de bunu sağlayacak bir sol partisi var.
mtamer@milliyet.com.tr

