Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 15 Nisan 2007 / Pazar  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
Yaşlıların evladı olan belediye

Satır Arası / Deniz Sipahi

Çiğli Belediye Başkanı Ensari Bulut’u rahatlamış buldum. Göreve geldiğinde önüne konan dosyada toplam borç 49.2 milyon YTL yazıyordu. Mart sonu itibariyle borç 28 milyon YTL’ye inmiş.
Seçimlerden hemen sonra tekrarlayan rahatsızlığından dolayı uzun süre hastanede kalan Bulut’un yüzündeki ifade de, ses tonu da yerine gelmiş.
Hayata asılmanın verdiği enerjiyle Çiğli’de sosyal sorumluluk projelerine hız verilmiş.
Bunlardan hoşuma giden ikisini sizlerle de paylaşmak istedim.
Birincisi...
''Çiğli Belediyesi Aile Üyeliği...''
Bana göre bu projeye şöyle bir isim de takmak mümkün.
''Yaşlılarımızın evladı olacağız...''
Belediye sınırları içerisinde geniş bir tarama yapılıyor.
Maddi durumu iyi olmayan, bakıma muhtaç, özellikle de yalnız yaşayan yaşlılar belirlenip aile üyesi yapılacak.
Belediye yaşlılara birer evlat, çocuklara ise baba olacak.
Belirlenen tüm ailelere ve kişilere ''Çiğli Belediyesi Aile Üyesi'' kartı verilecek. Belediye kayıtlarında olacak bu kişilere yardım yapılacak. Yardımlar sağlık, gıda, yakacak ve giyim olacak.
Çiğli Belediyesi öncülüğünde kurulan Çiğli Gıda Bankası (Yoksullukla ve İşsizlikle Mücadele Derneği) yardım organizasyonunu üstlenecek.
Bu projenin hayata geçebilmesi için Küçük Çiğli’de büyük bir yer kiralanmış, burası projenin merkezi olarak düzenleniyor.
Gıda için hijyen kurallara uygun düzenleme yapılmış. Derin dondurucular ile buzdolapları satın alınmış. Giyim yardımı için ise reyonlar oluşturulmuş.
Bugüne kadar belirlenen şartlara uyan 500 aile tespit edilmiş.
Bu kişilerin ayakkabı numaralarından, beden numaralarına kadar tüm bilgiler toplanmış.
Özellikle yaşlıların boya badana gibi maddi sıkıntılardan dolayı yapılamamış ev işlerine öncelik verilmiş.
Hatta yaşlıların evlerine temizlik hizmeti verilmesi de proje kapsamına alışmış.
Yardımların dağıtılması sırasında insanların rencide olmaması için Belediye özel görevliler görevlendirmiş; ihtiyaçlar bizzat bu kişiler tarafından evlere gidilerek verilecekmiş.
Dernek, Çiğli Belediye Başkanı Ensari Bulut’un başkanlığında esnaf ve işadamlarından oluşan bir yönetim belirlemiş.
İlk etapta derneğe 60’ın üzerinde esnaf, işadamı ve müteahhit maddi destekte bulunmuş.
Türkiye’de özellikle bakıma muhtaç insanların sayısı düşünülenin çok üzerinde.
İnsan gençken her türlü koşula razı geliyor da, yaşlılıkta işler daha da zorlaşıyor.
O yüzden Çiğli Belediyesi önemli bir sosyal sorumluluk projesi üstlenmiş.
Tavsiyem; projelerine farklı ülkelerden ve coğrafyalardan partnerler ekleyip Avrupa Birliği fonlarına talip olmaları.
İkinci proje ise öğrencilere yönelik.
Çiğli Belediyesi, beş dershaneyle anlaşmış.
Şehit, yetim ve öksüz çocuklar ile maddi durumu iyi olmayan ailelerin 4 ve üstü başarı puanına sahip çocuklarını tespit edip; bu öğrencilerin Anadolu Liseleri ve ÖSS sınavlarına hazırlık kurslarına göndermişler.
Başarılı ama imkanları az olan öğrenciler için bu hizmet de çok önemli.
Belediyeler, sosyal sorumluluk projelerini ihmal etmemeliler.
Çiğli Belediyesi’nin bu uygulamaları alkışlamaya değer.

Murat Alkanat ve Ali Yemişçigil’in ardından...

Murat ve Ali’yle birlikte okumuştuk Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde. O zamanlarda da zekaları, bilgi düzeyleri, yetenekleri, sevecenlikleri ve içinde bulundukları topluluğa bir şeyler katma istekleriyle ön plana çıkarlardı. Her ikisi de çok geniş çaplı bilim alanlarında uzmanlaşmakla ve öğretim üyesi düzeyine gelmekle yetinmeyip, başka alanlara da kaydılar.
Murat, belki de avukat olan sevgili eşi Nilgün’ün de etkisiyle hukuk alanını seçmişti; patoloji gibi zor bir alanda doçentlik sınavını vermesinin hemen ardından Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi; amacı tıp hukuku konusunda uzmanlaşmaktı. Ali ise adli tıbbın yanında, Türkiye’de yaşanan tüm sorunların temelinde yer alan ''eğitim'' konusuna gönül vermişti. Özellikle Dekan Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde ''aktif eğitim''in Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde yerleşmesinde önemli katkıları olmuştu Ali’nin. Eğitim konusunda kendini daha fazla geliştirebilmek için eğitim fakültesindeki doktora çalışmasını oksijen tüpüyle girdiği bir sınavla noktaladı.
* * *
Murat’la dostluğumuz daha eskilere İzmir Koleji (adı sonradan Bornova Anadolu Lisesi oldu) yıllarına dayanıyordu. Çok küçük yaşta geçirdiği çocuk felci nedeniyle koltuk değnekleriyle yürümesine rağmen çalışkanlığı ve azmiyle hepimizin önünde koştu Murat. Üniversite yıllarında sevgili İsmail İtil’le içip içip, ayılmak için benim eve uğrarlardı. Klasik batı müziği tutkunu olan Murat, ona yakıştırdığımız ''Philippus'' adıyla özdeşleşmiş, çalışkanlığı ve zekası sayesinde tıp fakültesini üçüncülükle bitirmişti.
Ali’yle dostluğumuzsa Tıp fakültesi yıllarında başladı. Güzelyalı’daki evlerimiz yakın olduğundan kimi zaman çalışmak, kimi zaman da eğlence için bir araya gelirdik. Dürüstlüğünden, onurundan hiç taviz vermedi, bildiği doğruları söylemekten hiçbir zaman kaçınmadı Ali. Eşi Lale’nin büyük desteğiyle, amansız hastalığıyla yıllarca boğuştu, hiç pes etmeden. 2003 yılı Ocak ayında kaybettiğimiz Murat’ı sonsuzluğa yolcu etmemizin ardından dertleşmiştik Ali’yle. Son görüşmemizde, belki de ortak yönlerimiz nedeniyle öğütler verdi bana; geçmişte kendisinin tam tersini uyguladığı öğütler... Ali esen rüzgardan yakınmak yerine, yelkenini rüzgara göre ayarlamayı ve yaşama tutunmayı seçti hep; belki de iyi bir rüzgar sörfçüsü olması nedeniyle. En son numarasını da trafik sıkıştığında tanımadığı bir motosikletçiyi durdurup, acil servise yetişerek gösterdi; ama 12 Nisan’daki doğum gününü kutlayamadık ne yazık ki...
Murat ve Ali gibi insanlar ne yazık ki sık görülmüyor ve kolay yetişmiyor. Murat’ın oğlu Tunç; Ali’nin oğlu Sefa ve kızı Serra babaları ile ne kadar öğünseler azdır. Huzur içinde yatın sevgili dostlarım, meslektaşlarım.
(Prof. Dr. Ülgen Zeki Ok’un kaleminden, okulgen@superonline.com)


dsipahi@milliyet.com.tr








EGE
Emeklilik hakkında her şey
Yaşlıların evladı olan belediye





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Necati Çetiner
Deniz Sipahi

© 2006 Milliyet