|
 |
|
|
Sözde değil, özde mutluluk
İnsanın bir tutam da olsa şahsi derdi olunca, Genelkurmay Başkanı'nı bile dinlemiyor
tubakyol@yahoo.com
Bir okuyucudan e-posta geldi. Bakakaldım. "Ne zaman taşınıyorsunuz?" diye soruyor. Ben zırt pırt taşınırdım, değil mi? Buraya da yazardım. O eve baktım, bu ev bilmem ne, orada böyle oldu...
Taşınmıyorum.
Evimden memnunum.
İşimden memnunum.
İlişkimden memnunum.
Bunların hepsi de yıllanmış. Ama değiştirmek istemiyorum. Memnunum. Bildiğiniz mutluyum. Uzun zamandır...
Ve mutluluktan sıkıldım!
Hep aynı!
Yasemin'le buluştum. Ta üniversiteden bir arkadaşım. Arkadaşlıklarım bile yıllanmış.
Onlardan da memnunum.
- N'aber?
- Hep aynı.
- Sen?
- Hep aynı.
"Geçen gün birileriyle bir saat boyunca Seda Sayan-Nihat Doğan ilişkisini konuştum" dedim.
"Seda Sayan çok eğleniyormuş gibi görünüyor, değil mi?" dedi.
Hayıııır, bunu konuşmak istemiyorum!
Konuşacak başka ne var ki? Tamer Karadağlı-Arzu Balkan. Hüsnü Şenlendirici-Deniz Seki.
Kendi hayatım hakkında konuşacak bir satırım bile yok.
"Üff ben mutluyum" dedim.
"Üff, ben de" dedi.
Ne yapacağız?
"Ev arıyorum" dedi, "Bunu satıp yeni ev alalım diyorum. Bir odası daha olsun."
Olsun. Tüh, benim başka odaya da ihtiyacım yok galiba.
Bir tutam dert...
Hiç mi şikayetim yok? Var. Ama şikayetlerim bile yıllanmış. "Yüzümü gerdireceğim" dedim.
Evi değiştirmek istemiyorum. İşi -eh- değiştirmek istemiyorum. Sevgilimi değiştirmek hiç istemiyorum.
Kendimi değiştireceğim.
Farkında mısınız? Delirdim! Hemen randevu aldım. Doktor çok acı çekeceğimi söyledi. Hiç de dayanamam acıya. Lazerle cilt gençleştirttim. O da üç dakika sürüyor, etkisi iki ayda ortaya çıkıyor. Kesmedi.
Mahalleye döndüm. Bari manikür yaptırayım. Kuaföre girip "Kakül istiyorum" dedim, "Çabuk çabuk, her an vazgeçebilirim."
Evet, kakül kestirdim.
Çocukluğumdan beri isterdim. Ama bunca yıldır kestirmediysem bir sebebi var. Dalgalı benim saçlarım. Ne kakülü!
Kelimenin tam anlamıyla "başıma" dert açtım.
Artık hiç mutlu değilim.
Bir tutam derdim var. Hepsi ayrı yönlere kıvrılan bir tutam...
Bu kaküller nasıl düz duracak? Her sabah kuaföre gitmeyeceğim ya da evde şu düzleştiren maşalarla falan saçımı yapmakla uğraşmayacağım muhakkak.
İyi de ne yapacağım?
* * *
Zeynep "Cemil halleder" dedi.
Kim bu Cemil, n'olur Cemil...
Hakan Köse'den Cemil İrez.
Halletti. "Defrize" mi deniyor, şu saçları düz yapan şeye? Hiç de bilmem saç terimlerini, saçlarımı hiç elletmem ki... Kaküllerim yeniden kesilip defrizelendi.
Neyse, oldu bir şekil.
Yine mutluyum.
Bir süre mutluluktan sıkılmayayım diyorum.
Eğer Dinamo'cular batmazsa, ben de kırtasiye dükkanı açacağım
Çocukluk hayalini iş haline getiren insanlar var. Dinamo 103.8'ciler mesela belli ki böyleler.
Yıllarca İstanbul'da konserler olsun, festivaller olsun istemişler; bir hadise olsun da önce onlar koşarak gitsin...
Fakat istedikleri kadar sık olmuyor bu konserler, festivaller. Ve tam da istedikleri gibi organize edilmiyorlar. Ve daha mühimi onların en çok dinlemek istediği kimseler de getirilmiyorlar...
Bunun üzerine ne yapıyorlar?
Kendi festivallerini!
Radar Live 2007 koşarak gidip bilet almak isteyecekleri bir festival olsun diye uğraşmışlar.
Daha da tabii kimleri kimleri getirmek isterlermiş o ayrı ama hâlâ İstanbul'da yaşıyoruz, öyle her istenenin hoop diye ertesi gün gelmediği bir kentte.
Yine de iyi program toparlamışlar.
Tutamamışlar kendilerini. Kimi getirebiliyorlarsa, parasını vermişler, getiriyorlar.
Ben diyorum batacaklar.
Ama batmasınlar...
Çok özendim Dinamo'cuların iş hayatına.
Kakül kestirmek dışında bir çocukluk hayalim var mıydı diye düşünüyorum. Hemen iş haline getireceğim...
Küçükken babamın kırtasiye dükkanı olsun isterdim; sayılır mı?
Bilgisayar çıktı el yazısı bozuldu, artık iki satır not bile yazamıyorum kalemle ama yine de evi çeşit çeşit defter ve kalemle dolduruyorum.
Bir kırtasiye dükkanı açayım, bir köşesinde de sadece okuduğum ve sevdiğim kitapları satayım.
Dolduramam ki dükkanı, daha çok kitap okumam lazım, çooook...
Tutmayın beni.
Yoksa Mirkelam elenecek mi bu hafta?
Pazar akşamları çok sıkıcıdır.
Hafta sonu ne yapılması planlanıyorsa yapılmıştır, pazar akşamına bir halt kalmamıştır. Bünye tabii yorulmuştur. Dışarı çıksan çıkılmaz. Evde otursan, olmaz. Yemeğe çıkılır en fazla ama erken dönülür falan. Böyle manasız manasız dolanılır evde.
Fenadır.
Fakat son birkaç aydır pazar akşamlarının o dayanılmaz sıkıntısı adeta hafifledi.
"Buzda Dans" da çok eğlendirmişti beni, şimdi "Şarkı Söylemek Lazım" da çok eğlendiriyor.
Benim niye sevdiğimi bilmediğim ünlü insanlar vardır.
Biri de Mirkelam'dır.
O da orada.
Niye orada hâlâ anlayabilmiş değilim ama orada. / Bu hafta elenecek galiba. / Bu programa da katıldığına göre artık onu sevmesem mi acaba? / Biri beni durdursun, niye kafiye yapıyorum bir araba? / Dur artık, saçmalama! / Noktayı koydu Erol Büyükburç hoca. / "En çok bana soracaksınız, en çok bana!"
Aaaa...
Marilyn Manson var... Deniz, güneş ve sıra var!
Dinamo 103.8'in organize ettiği Radar Live 2007, 29 Haziran-2 Temmuz tarihleri arasında Solar Beach'te yapılacak.
Duman'la açılacak, daha bir sürü de yerli var. Ve Nouvelle Vague, Easy Star All Stars, Juliette and the Licks var. Geldi bunlar daha önce.
Peter Bjorn and John, Plan B, Jamie Lidell, Piano Magic, Ellen Allien and Apparat, Norman Jay, Radioslave, Clique...
Diyorum size, durduramamışlar kendilerini! CSS, The Harrors, The Rakes, Cocorosie, Beirut...
The Rapture ve James...
Daha da ekleniyor; Kelis eklendi yeni.
Ve tabii Marilyn Manson var!
Bir de üstüne deniz var, güneş var...
Dört gün gidilir kalınır çadırda, kalınır da... Güneşin doğuşuyla birlikte uyanıp tuvalet sırası beklemek var, duş sırası beklemek var, sabah kahvesi sırası beklemek var...
|
|
|

|