
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
Olası kriz, Sunay ittifakıyla aşıldı
17 adımda Çankaya - 3
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde "günün koşulları"nın ve "uzlaşı"nın (şimdilerde konsensüs diyenler de var) öneminden hep söz edilir.
Beşinci Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay'ın seçiminde "günün koşulları"na bakıldığında tablo özetle şöyle görünüyor:
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin içinden çıkan Milli Birlik Komitesi'nin (MBK) 27 Mayıs 1960'ta yönetime el koymasının üzerinden 6 yıl bile geçmemiş.
Darbeden sonraki ikinci genel seçim 10 Ekim 1965'te yapılmış. Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne ilk kez sosyalist bir parti, Türkiye İşçi Partisi 14 milletvekiliyle girmiş, 27 Mayıs 1960 darbesinin devirdiği Demokrat Parti'nin (DP) devamı sayılan Adalet Partisi yüzde 52.8 oy oranıyla 240 milletvekiliyle çoğunluğu elde etmiş, CHP 134, Millet Partisi (MP) 31, Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi (CKMP) 11 sandalye almış, bir de bağımsız var.
AP'nin Genel Başkanı Süleyman Demirel başbakan ve 27 Mayıs darbesinin lideri emekli Orgeneral Cemal Gürsel cumhurbaşkanlığını sürdürmekte.
Gürsel komaya girince
Cumhurbaşkanı Gürsel hastalanıp 9 Şubat 1966'da komaya girdikten sonra yeni cumhurbaşkanı arayışı gündeme geldi. Başbakan Demirel, MBK kökenli tabii senatörleri ziyaret ederek konuyu görüştü.
Senato Başkanı AP kökenli İbrahim Şevki Atasagun'un cumhurbaşkanına vekâlet etmesinden memnun olmayan tabii senatörlerin Başbakan'a Senato Başkanı'nın istifasını ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay'ın Senato Başkanı seçilmesini önerdikleri haberleri yayımlandı. Tabii senatörlere göre, Gürsel'in hastalığı süresince Senato Başkanı Sunay cumhurbaşkanına vekâlet edecek, Gürsel'in ölümünden sonra yapılacak seçim ile cumhurbaşkanı olacaktır.
Bu model tartışılmadı bile; cumhurbaşkanlığı seçimi için uygulanabilirliği olan bir formül arandı. O formül şuydu:
Sunay, genelkurmay başkanlığından istifa ederek emekli olacak, sonra da cumhurbaşkanı vekili tarafından kontenjan senatörü olarak atanacaktı.
Sadi Koças ve Enver Kök senatörlükten istifa edeceklerini AP'lilere bildirirler, ama ertesi gün Ragıp Üner kontenjan senatörlüğünden istifa eder. Bu gelişmeler olurken Sunay henüz genelkurmay başkanlığından istifa etmemiştir. Günler geçtikçe, kamuoyunda Sunay'ın cumhurbaşkanlığına getirilmesi yönünde olumlu bir hava oluştu.
Sunay'ın, cumhurbaşkanlığı önerisini kabul etmek için tek koşulu vardır; o da Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Tural'ın genelkurmay başkanlığına atama kararnamesinin hazırlanmasıdır.
Demirel'in cumhurbaşkanı seçilmesi için AP'nin yeterli çoğunluğu vardır, ama Demirel bu yola gitmez, Sunay'ın olmasını ister.
Sunay'a teklif
Sunay'ın evine gizlice giden Demirel'in çeşitli zamanlarda aktardığına göre, bu görüşmede müstakbel cumhurbaşkanına şunları söyler:
"Biz sizi devlet başkanı yapacağız. Bak, ben sana geldim, benim emrimde kişi olarak, sizin emrinize gireceğiz biz. Türkiye'nin menfaati bunu gerektiriyor. Sizden istediğimiz bir tek şey var: O da Türkiye'nin istikrarı içinde yoluna devam etmesine yardımcı olacaksınız. Sadece benim partim değil, başka partiler de size oy verecek. Bunların hepsini aradık, öyle geldik. Dedi ki, şeref sayarım, böyle bir görevi."
Sunay'ın cumhurbaşkanlığına adaylığını, AP, CHP, YTP ve TİP grup başkanvekilleri ortaklaşa önerdiler. Bu önergede Kontenjan Grubu'ndan Fahri Özdilek ile iki bağımsız milletvekilinin de imzası vardı. CKMP'liler ise eski MBK üyesi emekli Kurmay Albay Alparslan Türkeş'i önerdi. MP lideri Osman Bölükbaşı da Sunay'ın cumhurbaşkanlığından yana değildi. 28 Mart'ta yapılan seçimin sonuçları şöyleydi:
Bölükbaşı, Sunay'a karşı çıkış gerekçelerini şöyle açıklamıştı:
"Gerçek demokrasiyle idare edilen, milli idarenin saygı gördüğü hiçbir ülkede, ordunun başında bulunan birisinin, bizde Sayın Cevdet Sunay'ın geçtiği yollardan geçerek cumhurbaşkanı olduğu görülmemiştir. Cevdet Sunay'ın Genelkurmay Başkanı görevinden ayrılarak üniformasını çıkardığı aynı gün, Senato'ya ordunun bir emaneti gibi tantanalı bir merasimle girmesi demokrasi ve milli hâkimiyet esaslarıyla bağdaşmaz."
Bölükbaşı ayrıca, AP'lilere, neden kendi içlerinden birini cumhurbaşkanı seçmediklerini sordu.

AP'nin Bölükbaşı'na yanıtı
Buna Milli Savunma Bakanı Ahmet Topaloğlu şu yanıtı verdi:
"Cevdet Sunay, genelkurmay başkanı olduğu için değil, vatanperver, şerefli ve başarılı mazisi için AP tarafından cumhurbaşkanlığına getirilmiştir."
MP lideri Bölükbaşı, bunu 25 Mayıs 1966 günü aşağıdaki şekilde yanıtladı:
Bölükbaşı'nın sert çıkışı
"Sayın Sunay'ın meziyetlerini Topaloğlu kadar biz de biliriz. Yalnız, verdikleri cevapta, Sayın Sunay'ı tercih için ifade ettikleri hususlar üzerinde durmak isteriz. Topaloğlu'nun cevabından, Adalet Partisi'nde cumhurbaşkanı seçilecek vatansever, şerefli ve başarılı bir maziye sahip insan bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bize cevapları bu yolda bir itiraf mıdır? Eğer böyle ise içinde vatansever, şerefli ve başarılı bir maziye sahip bir tek insan bile bulunmayan Adalet Partisi kendisini nasıl Türk milletini idareye yetkili sayabilir."
ORG. SUNAY'IN HALEFİYLE İLGİLİ ŞARTI VARDI
Başta Başbakan Demirel ve partisi AP olmak üzere dört partinin cumhurbaşkanlığı için öne çıkardığı Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay'ın adaylığı, kendisinin koştuğu bir şarta bağlıydı. O şart yerine getirilmeseydi belki de cumhurbaşkanlığı seçimi bir çıkmaza girecekti.
Bu çıkmazın kapısını açan isim Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Tural idi. Sunay, cumhurbaşkanlığı adaylığını kabul etmek için Tural'ın genelkurmay başkanlığına atanmasını şart koşuyordu. Bunun nedenlerini anlamak için biraz gerilere bakmak gerekiyor.
Harp Okulu Komutanı Albay Talat Aydemir 22 Şubat 1962'de darbeye kalkışmış, başarıya ulaşamayınca emekli edilmişti.
Yine emekli Albay Aydemir, 21 Mayıs 1963'te ikinci kez kalkıştığı darbe girişiminde de başarıya ulaşamayınca yargılanıp idam edilmişti.
Her iki darbe sırasında da genelkurmay başkanı Orgeneral Cevdet Sunay idi.
Bakan Topaloğlu'na mektup
Yine o dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Tural'ın, 20-21 Mayıs 1963'te Aydemir'in ayaklanmasına katılan Harp Okulu öğrencilerinin affı için Milli Savunma Bakanı Ahmet Topaloğlu'na bir mektup gönderdiği ortaya çıkmıştı. Basına sızdırılan bu mektup, Başbakan Demirel ile Kara Kuvvetleri Komutanı Tural'ı güç durumda bıraktı. Kara Kuvvetleri Komutanı'nın devlete başkaldıranların affını istemesi ordu kademelerinde hoşnutsuzluk uyandırmıştı.
Ayrıca, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral İrfan Tansel ile Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Tural'ın arasının "şekerrenk" olduğu çeşitli kademelerde söyleniyordu. Genelkurmay Başkanı Sunay'ın, birtakım önlemler almadan Çankaya'ya çıkarsa, yakın zamanda yaşanmış yukarıdaki olayların ne gibi gelişmelere yol açabileceğini düşünmesi olasıdır.
Buna çare olarak Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Tural'ın genelkurmay başkanlığına getirilmesini istemesi doğal karşılanabilir.
YARIN: Fahri Korutürk
nailgureli@milliyet.com.tr

