
Meral TAMER
Anket yapmaya kalkarsan öldürürüm!
5 yıl önce Peru'da çalıştığım dönemde, şirketimin güvenlik birimi kolumdaki saati görüp "O saati arabada takma" dediğinde çok garibime gitmişti.
Bugünse İzmir'de trafikte kırmızı ışık yandığında, arabalarında bekleyen insanların parmaklarından yüzüklerinin çalındığını gazetelerde okuyorum.
Şimdi Londra'da yaşıyorum ve burada işe ya bisiklet ya metro ya da otobüsle gidiyorum. City'de çalışan milyoner bankacı da, okuluna giden öğrenci de, Tesco'da çalışan kasiyer de, hatta Başbakan Blair'in eşi Cherie Blair de aynı şekilde gidiyor işine...
Herkes toplu ulaşımı kullanıyor. Her gün yüz yüze geliyor, yol veriyor, yardım ediyor, kapıyı tutuyor, yan yana oturuyor. Böyle bir ortamda "bizler" ve "onlar" kavramı azalıyor.
"Bizler" ve "onlar"
Gelelim Türkiye'ye... Biz ne yaptık son 20 yılda? Önce okullarımızı ayırdık. İlkokulda her kesimden çocukların aynı sıralarda oturmaları hayal oldu.
Sonra ulaşımı ayırdık. Otobüsü, dolmuşu kullanmaz oldu kendini şanslı sayan kesim. Yetmedi, sitelere kapanmaya başladık ve güvenlik diktik her birinin başına.
Mahalle aralarında kapıcının, bakkalın, memurun, işadamının oğlu/kızı beraber futbol, yakartop oynardı. O kaynaşma fırsatını da bertaraf ettik.
Kalktık İstanbul'u, İzmir'i, Ankara'yı Londra'dan daha ayrımcı bir şehir haline soktuk. Parkları da yok ettik ki, oralarda da karşılaşmayalım diye... Levent'te 2 gram arazi kaldıysa, hemen gittik bina diksinler diye sattık.
Arabadaki hanımın parmağındaki yüzüğü çalmaya çalışan o çocuğa sorsak, nasıl bir bağ kurar acaba soymaya çalıştığı insanlarla? Aynı ülkeden olduğunu bile düşünmez belki de... Bir an önce bir şeyler yapılmazsa, korkarım ki daha da kötüye gidecek."
Anket yapma, öldürürüm
Yukarıdaki satırlar, Coca-Cola International'in Londra Ofisi'nde çalışan Umut Esmer'e ait. Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü Başkanı Prof. Dr. Fikret Adaman'ın anlattıkları ise Esmer'in endişelenmekte ne kadar haklı olduğunu gözler önüne seriyor.
Adaman'dan öğrendiğimize göre Diyarbakır, Mersin, Adana, Bursa, İstanbul gibi gettolaşmanın arttığı büyük kentlerde anket çalışması yaparak en yoksul kesimin fotoğrafını çekmek mümkün olamıyormuş. Hatta bir keresinde Mersin'de silah çekerek, anket yapmalarına mâni olmuşlar.
Adaman'a göre bu yüzden en alt kesimler anketlerde temsil edilemiyor.
Kemer Country gibi adeta küçük ordularla korunan sitelerde de anket çalışmasına kesinlikle izin verilmediğinden yakınan Adaman, Türkiye İstatistik Kurumu TÜİK'in de anket çalışmalarında benzeri zorluklarla karşılaştıklarına dikkat çekti; biz de hayretle dinledik.
Adaman'dan öğrendiğimize göre, anketörleri Tarlabaşı'na da, Kemer Country'ye de giremeyen TÜİK'in yetkilileri, dost sohbetlerinde "Türkiye'de bir değişim var, ancak biz ona ulaşamıyoruz" diye dert yanıyorlarmış.
Anlayacağınız, en alt kesimler de, en üsttekiler de TÜİK'in istatistiklerinde temsil edilmiyorlar. Ama TÜİK'in inandırıcı bulunmayan diğer bazı rakamlarına ilişkin gerçekçi açıklamalar da vardır belki.
mtamer@milliyet.com.tr

