
Güngör URAS
Olayların içinden
Ankara'nın taşına bak, gözlerimin yaşına bak
Ankara'nın taşına bak / Gözlerimin yaşına bak / Uyan uyan Gazi Kemal / Şu feleğin işine bak! / Kılıcımı vurdum taşa / Taş yarıldı baştan başa / Uyan da bak Gazi Kemal / Başımıza gelen işe. / Ankara'nın dardır yolu / Düşman aldı sağı, solu. / Sen gösterdin Paşam bize / Böyle günde doğru yolu.
Tandoğan'a giden tüm yolları ve Tandoğan Meydanı'nı dolduran ve sayıları bir milyon olarak tahmin edilen insanlar, bağlamayla seslendirilen bu türküye eşlik etmeye başlayınca gözyaşlarımı tutamadım.
Bu insanların derdi ne idi? Çoğu başka şehirlerden, yol parası ödeyerek Ankara'ya koşmuştu. Ankara'da yaşayanlar cumartesi sabahı sokakları ve meydanı doldurmuştu?
Bu insanların tek bir derdi vardı: Türkiye özgür olsun. Türkiye laik kalsın (Din politikaya alet edilmesin). Türkiye ileriye gitsin... Türkiye çağdaş yaşam çizgisinden geriye dönmesin... Mustafa Kemal'in başlattığı devrimler sürsün. Hayatta en hakiki mürşit ilim olsun. Ülke dine göre değil, bilime göre yönetilsin.
Geriye değil, ileriye gidelim
Burada sen-ben mücadelesi yok. Burada bir fikir mücadelesi, sistem mücadelesi var. Türkiye'nin geleceği, ülkeyi dine göre yöneteceklere mi, bilime göre yöneteceklere mi teslim edilecek mücadelesi var.
Gerçekçi olalım. Bugün tırmanışa geçen sorunların kökünde (bugünkü krizin kökünde) Türkiye'de demokrasinin olmaması vardır.
Açık konuşalım. Türkiye'de demokrasi yoktur. Biz kendimizi ve de başkalarını kandırıyoruz. Türkiye'de yarı dikta rejimi vardır. Şu veya bu şekilde bir partinin başına geçenler, ülkeyle ve halkla oynamaktadır.
İktidar veya muhalefet partisi farkı olmadan, her partide, şu veya bu şekilde başa geçenler, milletvekillerinin kimin olacağını, parti politikalarını belirlemekte, kişisel yeteneklerine, inançlarına ve de hedeflerine uygun biçimde ülkenin geleceğine şekil vermektedir. Partili milletvekilleri, parti teşkilatları "tek adama" bağlı olduklarından, seslerini keserek oturmakta, fikir ortaya atmak, tartışmak, eleştirmek imkânından yoksun kalmaktadır.
Sorun, demokrasi sorunu
İktidara gelen partilerin başkanları hükümet üyelerini, ülkenin tüm kadrolarını istediği gibi belirlemektedir.
Bunun sonucu olarak cumhurbaşkanını da TBMM'nin belirleme şansı kalmamıştır. Bugünün sorunu bir partinin veya başkanının sorunu değil, (demokrasiden uzaklaşan) bu sistemin sorunudur. Bu sistemin yarattığı imkân sayesinde iktidar partisi başkanı isterse kendisi cumhurbaşkanı olacak veya bir istediğini Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturtacaktır.
Tekrarda yarar var. Bu tablo, ülkede demokrasinin olmamasının ve sadece iktidar partisinde değil, diğer tüm partilerde de tek adam hâkimiyetine dayalı yapının tabii bir sonucudur.
Cumhuriyetin ilk yıllarında, Mustafa Kemal dönemindeki meclislerin, bakanlar kurullarının yapısına, tek parti döneminde Meclis ve Bakanlar Kurulu'nda yapılan tartışmalara, Mustafa Kemal'in milli mutabakat konusundaki duyarlılığına ve özenine bakınız. Sonra bugün olan biteni görünüz.
Ve de başlayınız türküyü söylemeye: "Ankara'nın taşına bak / Gözlerimin yaşına bak..."
guras@milliyet.com.tr

