|
 |
|
|
"Bir yemin ettim ki dönemem"
Bugünkü dersimiz uyuşturucu yapımı. Fakat önce ant içeceğiz. Söylediklerimi, benim ardımdan tekrar ediniz: "Bir kimyager olarak..."
tubakyol@yahoo.com
Arkadaşlar bazen bana takılır, "Bir kimyagerliğini göremedik" diye. Bir gün de bir hap yapayım, eroin imal edeyim, bir düzenek kurup da bir gaz koklatayım onlara falan... Yok!
Yapamam.
Uyuşturucu yapamam.
Bomba yapamam.
Yemeğine azar azar zehir katıp kimseyi çaktırmadan zehirleyemem.
"Kanun-manun" dememi bekliyorlar, "suç-muç..."
E, o da var tabii.
Ama dahası var.
Yeminliyim.
Afyon çiçeğinden eroin
Geçen hafta okumuşsunuzdur, Aylin Varon'un haberiydi; Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü'nde Adli Bilimlere Giriş dersi açıldı.
Hani şu meşhur "CSI" dizilerinde kriminal vakaları çözmek için olay yeri incelenip deliller toplanıyor, sonra bu deliller laboratuvarlarda inceleniyor ya; bu seçmeli derste de laboratuvarda kumaş, saç, kan, kurşun gibi maddelerin incelenmesi öğretiliyor. Eğlenceli göründüğüne bakmayın, çok zor bir ders olduğuna eminim ben. Ama tabii bir dersin televizyon dizilerinde karşılığı olması az havalı değil.
Röportajın bir yerinde dersin hocası Prof. Dr. Zeynep Atay "Mesela geçen hafta kötüye kullanılabilen uyuşturucular konusunu işlemeye başladık. Çok ilgi gördü. Marihuana, kokain, eroin gibi uyuşturucuları, uyuşturucu özelliği taşıyan birtakım ilaçları işliyoruz" diyordu.
Herkes kendi yaptığı röportajın artığını köşesine alıyor. Benim şuraya taşıyacak bir röportajım bile yok. O yüzden de Aylin'den rica ettim, onun röportajının geçen hafta yer darlığı yüzünden sayfaya giremeyen kısmını buraya alıyorum:
Bu uyuşturucuların içeriklerini, nasıl yapılacağını mı öğreniyorlar?
Önce bir adli kimyager olarak bu uyuşturucuları kategorize etmeyi öğreniyorlar. Ne tip ilaç ve uyuşturucular olduğunu öğreniyorlar. Hangi uyuşturucunun stimüle edici etkisi olduğunu, hangisinin halüsinasyon yarattığını görüyorlar. Doğal bitkilerin laboratuvarda işlenip nasıl sentetik bir uyuşturucu haline getirilebildiğini öğreniyorlar.
Uyuşturucu hazırlamayı öğreniyorlar yani...
E çok da zor bir şey değil zaten.
Ben bugün "poppy seed" yani afyon çiçeğinden eroin hazırlamayı göstereceğim derste mesela. Bunun hangi aşamalardan oluştuğunu görecekler. Ama bu zaten internette de var. Burada bizim için önemli olan, birtakım bilimsel analizlerle o uyuşturucunun içindeki elementleri bulmak. Böylece o uyuşturucunun hangi memleketten geldiğini anlayabiliyorsunuz. Dersin başında da öğrencilere bir ant içtiriyoruz. Bu bilgileri hiçbir zaman gerçek hayatta kötüye kullanmayacağım diye.
* * *
Ben de işte ant içtim.
Kimyager Andı. Var böyle bir şey. Mühürlü falan. Diplomamın yanında duruyor hâlâ.
"...Kimya bilgi ve becerimi insanlara, doğaya ve çevreye zarar vermeyecek şekilde kullanacağıma söz veririm."
Her sırrını masöre aç, masörler yeminli sırdaş
Bir sürü mesleğin andı, yemini var. Şu sıralar Cumhurbaşkanı Yemini konuşuluyor.
Milletvekili Yemini, Asker Yemini, Doktor Yemini falan en bilinenleri.
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Üyelerinin Yemini var, Rekabet Kurulu Üye Yemini var, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu Üye Yemini var, Tutukevleri İzleme Kurulları Üyelerinin Yemini var, Zabıt Katibi Yemini var...
Geçen hafta da Masör Yemini'ni öğrendik.
"...Kadın-erkek ayrımı yapmadan karşımdakinin kendi isteği ile de olsa vücudunu kötüye kullanmaktan şiddetle kaçınacağım. Gerek sanatımı icra ederken, gerekse sanatımın dışında insanlarla münasebette iken etrafımda olup bitenleri, görüp işittiklerimi, bir sır olarak saklayacağım.
(...) Yüce Allah'ın huzurunda, hayatımı, sanatımı tertemiz koruyacağıma namusum ve şerefim üzerine yemin ederim."
7 yaşından 11 yaşına kadar 700 kere...
Öğrenci Andı'nı hatırlamadığımı fark ettim. Başlıyorum: "Türküm, doğruyum, çalışkanım. Yasam, küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu milletimi..."
Neydi?
Ne'den daha çok sevecektim?
Özümden.
"...özümden çok sevmektir. Ülküm yükselmek, ileri gitmektir."
Sonra?
Öğretim yılı kabaca sekiz ay olsa, ilkokulda her sabah söylediğimize göre, her ayın 20 günü okula gidiyor olsak, 20x8=160 kez. Atalım tatilleri falan, diyelim her yıl 150 kez. Fazla mı oldu? Olmadı ama diyelim 140 kez. Bunu da çarpalım beş yılla...
700 tekrar!
7 yaşından 11 yaşına kadar...
Aldous Huxley'nin "Cesur Yeni Dünya" kitabında çocuklar uykuda koşullandırma ile eğitilir. Uyurlarken hep aynı cümleler yinelenir.
"Şimdi herkes mutlu."
12 yıl boyunca her gece 150 kez.
"İlerleme çok hoş şey."
13 yaşından 17'ye kadar haftada
1500 tekrar.
"Bugünkü eğlenceni yarına bırakma."
14 yaşından 16,5 yaşına kadar haftada iki geceden 200 tekrar.
Kitaba göre gayet işe yarıyor bu yöntem.
Uykuda öğreniyorlar diye mi?
Sabahları uyanma sıkıntısı çeken biri olarak ilkokul boyunca her sabah yarı uyur halde ant içtiğim halde... Ben unutmuşum.
Ama bir kez yeniden okumam hatırlamama yetti.
"Varlığım Türk varlığına armağan olsun..."
|
|
|

|