|
 |
|
|
Arzu Balkan'a niye acımayalım?
Beni asıl şaşırtan şey milletin çoluğunu çocuğunu, evliliğini boşanmasını, aldatılmasını affetmesini, terk etmesini bu kadar kullanması, kendine basamak kılması, rezil olmayı ve rezil etmeyi bunca arzulaması!
www.ilhanuckan.com
Faks: (0212) 505 63 88
Tamer Karadağlı'nın eşi Arzu Balkan her gün basına verdiği açıklamalardan birinde "Bana acımayın..." diyordu... Niye acıyalım ki?
Eşi tarafından aldatılması mı, bu nedenle biten bir evlilik mi acıma uyandırmalı kadına karşı?
Peki kim acımaktan bahsetti ki?
Çocuklarına acımak lazım asıl...
Ama Arzu Balkan'a acımayalım...
Bir erkeğin evlenilecek türden olup olmadığını kadınlar bilir ama bazen çok çeşitli zaaflarına yenik düşüverirler. Belki Arzu Balkan'a bile bile lades dediği için acımamalı...
Daha evlendiği günün hemen öncesinde erkeğin adı otel maceralarıyla anılıyorsa, sonrasında türlü türlü icraatları ortaya dökülüyorsa... Böyle başlayan ve devam eden bir evlilikte geleceği göre göre çocuk dünyaya getiriliyorsa, üstelik evliliği o yüzden sürdürme çabası gösterdiğine dair bahaneler üretiliyorsa, belki de sadece biyolojik saatinin tik tak sesleri alarm vermiş bir kadına "acıma" çağrışımına gönderdiği için acımamalı... Çok kapsamlı sorumsuzluk!
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Neden bir şeylerden ders almıyoruz? Mesela ha bire burnumuza sokulan mesnetsiz ilişkilerden... Aldatan, aldatılan, üstelik de bunu millete çerez gibi sunmak için program program gezip oraya buraya açıklama aranjmanları yapan, aciz numarasına yatıp mağdur sesi çıkaran iç karartıcı tiplerin hayatlarına bakıp da neden biraz kendimize çekidüzen vermiyoruz?
"Evlendik-evleniyoruz, nişanlandık-ayrıldık, boşandık-barıştık" ilişki çerezcileri!
Nasıl kavga edilir? Nasıl şirret olunur? Nasıl hakaret edilir? Nasıl "kurban sempatisi" yaratılır?
Bulantıdan öleceğiz bu gidişle! Kötü ilişki örneklerinden de boğazımıza kadar mutsuzluk batağına battık!
Beni asıl şaşırtan da milletin çoluğunu çocuğunu, evliliğini boşanmasını, aldatılmasını affetmesini, terk etmesini bu kadar kullanması, kendine basamak kılması, rezil olmayı ve rezil etmeyi bunca arzulaması...
Bunlar ne kötü ilişkiler yaşıyorlar böyle! Ya da güzel yaşanacak bir hayatı neye değiştokuş ediyorlar?
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Hafta içinde Cine5'te "Başka Yerde Yok"a konuk olduktan sonra eve dönerken "Aslında ilgi uyandıracak bir program böyle sakin ve saygılı da olabiliyor" diye düşünmeden duramadım... Ben tekrar televizyondan "iyi ve pozitif" bir şeyler öğrenelim istiyorum, siz ne dersiniz?
İyi oyunlar herkese...
ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!
"Aynı şeyi pek çok kez yaşadım..."
Merhaba İlhan hanım, benim sorunum şu; hoşlandığım biri var, başta o bana karşı çok ilgiliydi, beraber çok güzel vakit geçiriyorduk... Şu an ben ondan çok hoşlanıyorum ama o beni hiç aramıyor bile. Daha önce de aynı şeyi pek çok kez yaşadım, nerede yanlış yapıyorum ki ben anlamadım... Ne yapmalıyım sizce? Şimdiden teşekkürler...
Berat B.
* * *
Yapmanız gereken şey basit aslında, oturup bir değerlendirme yapmalısınız. Yaşadığınız ilişkileri, o kişileri, neden ilişkilerinizde aynı şeyleri yaşadığınızı bulmak için bir sıraya dizin bakalım... Ortak tarafları neler bu kişilerin, neden onlara ilgi duymuşsunuz? Hangi durumlardan sonra sizden uzaklaşmışlar? Hatta önünüze bir kalem kağıt alın ve yazın bunları. Daha objektif olduğunuzu göreceksiniz. Belki ortak tarafları bulduktan sonra bana sorunun kaynağını yazarsanız o zaman size nasıl düzeltebileceğiniz konusunda da yardımcı olabilirim... Ama şimdi iş size düşüyor.
Öptüm sizi
Şenay Akay şu ünlü transparan elbiseyi eşinin kendisini ikna etmesi sonucu giydiğini söylüyor ya... Sanki bir hata yapmış da şimdi üzerinden atmak istermiş gibi... Ama sevgili Şenay, ben o elbiseyle çekilmiş resimlerine tekrar baktım da hem cesur hem de şahane görünüyorsun. "Gocunmanın ne alemi var?" deyip öpesim geldi seni... Öyle vücudum olsa çekinmeden ben de giyerdim doğrusu.
Ah Hüsnü Şenlendirici ah! Ne güzel klarnetini çalıp yolunu yapıyordun... Ne diye kendini bu durumlara düşürüyorsun? Yani çıkıp da aldatmaydı, kayınvalide-gelin kavgasıydı, evliliğini millete sakız etmeydi... Asıl yapılan hata, provokasyona gelip hesap verme tuzağına düşmektir. Herkesin yaptığı hata... Kendi kendini öptün ya, seni daha kimler öpsün...
Bülent Ersoy'un Armağan'ı "Ben aslında kadınlardan hoşlanıyorum, programda olanlar oyundu" demiş ya... Bülent Ersoy "Ben kadınııımmm!" diye kendini paralasın dursun... Armağan'a da aman da ne zekice plana alet olmuş, aman da aferin diye
"Haydi öptük güzelim seni de" deyiverelim bari... Abidik kuş!
Kılavuz Karga Oyunu!
Kadın: Seni terk ediyorum!
Erkek: İyi de zaten birlikte değiliz ki...
* * *
Erkek: Karımın psikolojik sorunları var, mutsuzum...
Kadın: Doktora git o zaman.
|
|
|

|