'Aydın Doğan Ödülü' modada yaratıcılığa
Her yıl farklı alanlarda verilen "Aydın Doğan Ödülü", bu yıl moda tasarımcıları Özlem Süer ve Ümit Ünal'ın oldu Süer ve Ünal, ulusal ve uluslararası alanda Türk tekstil ve moda tasarımına yaratıcı katkıları nedeniyle ödüle layık görüldü
EKONOMİ SERVİSİ
Aydın Doğan Vakfı'nın her yıl farklı alanlarda verdiği "Aydın Doğan Ödülü"nün bu yılki sahipleri moda tasarımcıları Özlem Süer ve Ümit Ünal oldu. Ödül töreninde konuşan Aydın Doğan Vakfı Yürütme Kurulu Başkanı Candan Fetvacı, "Türkiye'nin her geçen yıl artan bir ivmeyle dünyadaki gelişmeleri yakalayışının göstergelerinden biri de tasarım alanındaki başarılardır" dedi. Fetvacı şöyle konuştu:
Amaç tasarıma dikkat çekmek
"Özellikle tekstil sektöründeki ekonomik gelişme, moda tasarımının da gelişmesini ve bu alandaki yaratıcı ivmenin artmasını sağladı. Bu gelişmeyi göz önüne alarak gerek tekstil sektörünün, gerekse moda tasarımcılarımızın dikkatini bu gelişmelere çekmek, aralarındaki işbirliğini artırmak, tasarımın önemine dikkat çekmek amacıyla ödülün bu yıl 'moda tasarımı' alanında verilmesini kararlaştırdık. Süer ve Ünal ödüle, ulusal ve uluslararası alanda Türk tekstil ve moda tasarımına yaratıcı ve özgün katkıları, bu katkıları kararlı ve düzenli bir şekilde sürdürmüş olmaları nedeniyle layık bulundu."İstanbul Valisi Muammer Güler, 11'incisi düzenlenen Aydın Doğan Ödülü törenlerine 5. kez katıldığını belirterek, ödülün şimdiye kadar sanat, bilim, kültür, edebiyat, eğitim alanlarında hem mesleklerine hem de Türkiye'ye güzel hizmetler sunan kişilere verildiğini söyledi.
Konuşmaların ardından Vali Güler ve Doğan Holding Yönetim Kurulu ve Aydın Doğan Vakfı Başkanı Aydın Doğan, Özlem Süer ve Ümit Ünal'a ödüllerini verdi. 50 bin YTL'lik ödülün iki tasarımcı arasında paylaştırılacağı bildirildi.
Seçkin konuklarHilton Convention Center'da Aydın Doğan Vakfı Başkanı Aydın Doğan'ın himayesinde gerçekleştirilen ödül törenine Doğan ailesinin yanı sıra İstanbul Valisi Muammer Güler, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, işadamı İnan Kıraç, yazar Adalet Ağaoğlu, Vakko Yürütme Kurulu Başkanı Cem Hakko, İstanbul Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, modacı Bahar Korçan ve Ronit Gülcan da katıldı. Gecede basın camiasından ise Milliyet Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin, Hürriyet Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Milliyet Başyazarı Güneri Cıvaoğlu, Kanal D Ana Haber Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Ali Birand, Hürriyet Yayın Danışmanı Doğan Hızlan yer aldı.
'Yolumuza ışık tuttunuz'
Ödülü Türk tekstil sektörü adına aldıklarını söyleyen Özlem Süer, farklı çalışma biçimlerinin anlaşılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Ümit Ünal ise şunları söyledi: "Artık modanın da Türkiye'de öncelikli bir döneme girmesinden dolayı açıkçası şoka uğradım ve çok mutlu oldum. Yolumuza ışık tuttunuz, teşekkürler." Başarılı modacılar, ödül töreni sonrası birer defile düzenledi.
Moda tasarımının önü açıldı
Önceden üvey evlat muamelesi gören moda tasarımı artık Türkiye'de de öncelikli bir alan. Aydın Doğan Ödülü de bunu tasdikler nitelikte
BOY aynası
MELİS ALPHAN
11 yıldır farklı alanlardan kişilere verilen Aydın Doğan Ödülü bu yıl moda tasarımcılarının oldu. Ümit Ünal ile Özlem Süer'in paylaştığı ödül 1996 yılından beri sanat, bilim, kültür, edebiyat ve eğitim alanlarında hem mesleklerine hem de Türkiye'ye iyi hizmetler sunan kişilere verilmişti.
Bu yılki ödülün moda tasarımı alanında verilmesi bu alanın artık Türkiye'de farkına varıldığının bir işareti aslında. Bu demektir ki, moda tasarımı artık ülkemizde de kabuğundan çıkmaya ve kitlelere ulaşmaya başladı.
Moda tasarımını moda ya da trendlerle karıştırmamak gerek. Hem Ümit Ünal hem de Özlem Süer, kendi koleksiyonlarının yanında sektör için çalışan tasarımcılar. Trendlerin ve modanın hayli farkındalar, ancak iş kendi koleksiyonlarını hazırlamaya geldiğinde trendler amiyane tabirle vız geliyor, tırıs gidiyor. İkisi de kendi tasarımlarında trendler üstü davranmaya çalışıyor. Dünyada da kabul gören bu zaten. Ödül töreninde sergiledikleri kreasyonlarında da bu açıkça görülüyordu.
Onlarınki sıradan bir defileden çok bir nevi performans sanatını andırdı. Süer'in "Zamanlararası Diyalog" adını verdiği koleksiyon bu gece için hazırlanmış. Barkovizyonda "Geleceği hatırlıyorum" sözlerinin yazılı olduğu bir metinle başlayan defile, modanın kendi içindeki zaman sorgulamasını vurguladı. Art arda sahneye çıkan 11 manken bir settelermiş gibi davranarak yerlerine geçti. Ardından ünlü fotoğrafçı Nihat Odabaşı objektifini onlara çevirdi ve o anda bir moda çekimini izlemeye başladık. Malum, zamanı durdurabilen, anı yakalayabilen tek şey fotoğraf.
Gecede daha sonra Ünal'ın mini defilesini izledik. Ümit Ünal o güne dek yurtdışında yaptığı defilelerin görüntülerini barkovizyonda gösterdikten sonra sahnede bu defilelerin bir kolajını sundu.
Bir an komedyen Karl Valentin'in uzantısı modellerden biri elinde topuyla sahnede belirirken ardından mitolojik bir kahraman karşımıza çıktı. Ünal'ın dramatik şovu, bugüne dek modellerin birbirinin peşi sıra yürüdüğü sıradan defileleri izlemiş seyircilere hafif bir şok yaşattı. İyi anlamda bir şoktu bu, sanatla modanın iç içeliğinin yarattığı bir şaşkınlık belki de.
Ümit Ünal da bu ödüle hak kazandığını öğrendiğinde ufak çaplı bir şok yaşamış. Yıllardır bu alanda mücadele veren Ünal konuşmasında, "Moda, Türkiye'de hiç öncelikli olmamıştı. Demek ki artık öncelikli" derken mutluydu. Türkiye'nin, çizginin dışındaki tasarımcıların anlaşılır olduğu aşamaya gelmiş olması onu mutlu etmeye yeterliydi.
Ünal konuşmasında gerçeğe de vurgu yaptı. Koleksiyonlarını hazırlarken kendi kendine "Gerçeğe uygun şeyler yapmalısın" diye hatırlatmalarda bulunduğunu söyledi ve ancak İrlanda kasabalarında veya Tünel'de yaşayabileceğinden bahsetti. İlk başta birbiriyle ilgisiz yerler gibi gelebilir, ama Ünal aralarında bir bağ oluşturmuş bu iki yerin: "Çünkü buralarda gerçek insanlar var. Buralarda insanlar birbirleriyle makyajsız karşılaşabiliyor."
Babasını da andı
Bu yüzden Ünal, Tünel'de yaşamayı seçmiş. Röportajlarında sık sık babasına atıfta bulunan Ünal, bu kez de onsuz geçmedi. Terzi olan babasının yanında çalışırken bir fermuarı unutmanın cezasını dayakla çektiğini ifade etti.Bu geceden anlaşıldığı gibi, tasarım artık Türkiye'de de kabul gördü. Aslında dokunduğumuz, elimize aldığımız, gördüğümüz, etrafımızdaki her şey birer tasarım, ama sadece biz bunun yeterince farkında değildik. Farkına varmaya başladık ve sadece moda değil, her anlamda tasarımcılık cazip bir meslek haline geldi.
Aydın Doğan Ödülü de bunu tasdiklemiş bulunuyor. En sonunda moda tasarımcılarının önü açıldı.


