
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
Uzlaşmayı bilmeyenin siyasette işi yok
17 adımda Çankaya - 6
Milli Mücadele'nin içinden gelenleri; Mustafa Kemal Atatürk'ü, İsmet İnönü'yü, Celal Bayar'ı ayrı tutarsanız, Süleyman Demirel cumhurbaşkanları arasında siyasal geçmişi, deneyimi, birikimleri en fazla olan devlet başkanıdır. Sosyal bakımdan da toplumun en renkli, en çok konuşulan, tartışılan, hakkında en çok kitap yazılan siyasetçisidir. Kırk yıllık siyaset yaşamında "6 kez gidip 7 kez gelme" saptaması onundur.
Şimdi "aktif" siyasetin içinde değildir, ama politikayı bırakmamıştır; 1962'de başlayan siyasal yaşamının 45. yılındadır; hemen her siyasal dönemeçte bir başvuru kaynağıdır.
"Çoban Sülü" lakabı onundur, "Baba" takma adı olmuştur, "Bir Bilen" şifreli unvanıdır. Bugün bir isim de biz ona takalım ve "Demirel siyasetin CEO'sudur" diyelim.
Ege'de gelen haber
Burada elbet Siyaset CEO'sunun yaşamından değil, Türkiye'nin Dokuzuncu Cumhurbaşkanı'nın seçiminden (zorunlu olarak) kısaca söz edeceğiz. Elbet geçmişi tarayarak, günümüze "ışık" tutması düşüncesiyle bazı "nokta"ların notlarını aktarmaya çalışacağız.
Başbakan Demirel, 17 Nisan 1993 günü Aydın Havaalanı'nın ve Adnan Menderes Üniversitesi'nin açılışı için Ege'deydi. Açılış törenleri sırasında Ankara'dan gelen iki mesaj Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın ani ölümünü bildiriyordu. Deneyimli ve sorumlu bir başbakanın aklına ilk gelen elbet "bundan sonra ne olacağı, cumhurbaşkanlığına kimin geleceği" yolundaki sorular olmalıydı. O anda Demirel'in içinde Çankaya'ya çıkma ateşi yandı mı, bilinmez. Çünkü, malum, "Kendim için bir şey istiyorsam namerdim" sözü onundur.
Gazeteci Yavuz Donat'ın aktardığına göre, Özal'ın cenaze töreninde Demirel, kortejde yanında yürüyen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Doğan Güreş'e şunları söylüyor:
"Paşam bak... Önümüzde kim yürüyor? Cumhurbaşkanı Vekili Hüsamettin Cindoruk, DYP'nin eski genel başkanı... Onun arkasında kim yürüyor? TBMM Başkan Vekili Yıldırım Avcı, o da DYP'nin eski genel başkanı... Paşa, diğer yanımda kim yürüyor? Beni yedi yıl süreyle dört duvar arasına kapatan Kenan Evren... Ve şimdi hepimiz bir aradayız... Ve hepimizin arasında uyum var, uzlaşma var... Kin, husumet yok... Zaten, uzlaşmayı bilmeyenin siyasette işi yok."
Ne olacağı konuşuldu
Demirel, Özal'ın ölümü haberini aldığı günün akşamı başkente dönerek Bakanlar Kurulu'nu topladı. Toplantıda genel çerçevede acı olay üzerinde duruldu. Toplantıdan sonra ise Başbakan Demirel ile bazı bakanlar arasında "bundan sonra ne olacağı" yoğun biçimde konuşulmaya başlandı.
Demirel, lideri olduğu DYP ile Erdal İnönü'nün genel başkanlığını yaptığı SHP koalisyonunun başbakanıydı. Cumhurbaşkanlığı konusunda Demirel'in birincil düşüncesi, "SHP yardımcı olursa, çözmek kolaylaşır" şeklindeydi. Bu olmazsa, elbet aklında moda deyişle "B planı" vardı, belki de C!
23 Nisan'da çocuklara söylediği gerçekleşti. Çocuklara ne demişti:
"Hiç düşünmedim, ama üstüme kalacak gibi görünüyor."
Göründüğü gibi oldu. DYP Grup Başkanvekili Güneş Müftüoğlu, Başbakan Demirel'i cumhurbaşkanlığına aday gösteren 180 imzalı önergeyi 5 Mayıs 1993 günü TBMM Başkanvekili Yıldırım Avcı'ya bir demet çiçekle birlikte sundu.
Elbet başka adaylar da vardı. Kâmran İnan ANAP'ın adayı idi. CHP, İsmail Cem'i aday gösterdi. Lütfi Doğan da RP'nin adayı oldu. Millet Partisi, aday göstermek istediği Aydınlar Ocağı Başkanı Prof. Nevzat Yalçıntaş için 13 milletvekilinden imza toplayabildi; parlamento dışı adaylar için 90 imza gerekli olduğundan bu istek gerçekleşmedi.
Bülent Ecevit'in partisi DSP ve öteki partiler pek öne çıkmadı. Ancak ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın çağrısıyla Meclis'te toplanan DSP, MP, MHP, BBP, RP ve HEP temsilcileri, cumhurbaşkanının geniş bir uzlaşmayla seçilebilmesi için Demirel'in adaylıktan çekilmesini istemekle yetindiler.
244 oyla seçildi
Toplam üye sayısı 450 olan Meclis'in 8 Mayıs 1993 günü yapılan toplantısına 12 milletvekili katılmadı. Birinci tur seçimde Demirel 234 oy aldı. Hükümet ortağı SHP 13 fire verdi; ANAP'ın ise firesi yoktu.
İkinci tur 12 Mayıs'ta yapıldı, yine sonuç alınamayınca, 16 Mayıs'ta üçüncü tura geçildi ve 244 oy alan Süleyman Demirel, Türkiye'nin 9. Cumhurbaşkanı oldu. (Seçim turlarının dökümü, aşağıdaki tabloda görülüyor.)
Cumhurbaşkanlığına hazırlanan Başbakan Demirel'in kafasında A ve B planı vardı. Cumhurbaşkanlığı için 1966'da yapılan seçimde lideri olduğu Adalet Partisi'nin Demirel'i Çankaya'ya çıkaracak çoğunluğu vardı, ama kendisi istemiyordu. Şimdi ise 1993 Nisan'ında Demirel istiyordu, ama partisi Doğru Yol'un Meclis'te onu tek başına seçebilecek çoğunluğu yoktu.
Çoğunluğu varken istemiyordu da çoğunluğu yokken niye istiyordu dersiniz? Çünkü, 27 Mayıs 1960 darbesinin Genelkurmay Başkanlığı'ndan gelen Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel'in komaya girmesinden sonraki koşullarla sivil Turgut Özal'ın ölümünden sonraki koşullar farklıydı.
Demirel, hesap ve denge adamıydı ya. Ordu, 1966'da Genelkurmay Başkanı Orgeneral Cevdet Sunay'ın seçilmesini istiyordu. Demirel de ülkenin yüksek çıkarlarını düşünerek, herhangi bir gerilime ya da krize yol açmamak için Çankaya'ya istekli olmamıştı.
Bu kez ise "cihet-i askeriye"nin böyle bir talebi olmadığından, Demirel gönlündeki isteği ve kafasındaki planları uygulamaya koyabilirdi.
A planı, hükümet ortağı SHP'nin onayını ya da desteğini almayı öngörüyordu. Çünkü, DYP ile SHP'nin oyları Çankaya yolunu açmaya yetiyordu.
Elbet B planı da vardı, ama aslında bu plan A planının önünü açmayı öngörüyordu.
Hesaplar ve planlar
Önce Demirel niyetini belli etti.
Özal'ın toprağa verilişinden birkaç gün sonra 23 Nisan'dı. Egemenlik ve Çocuk Bayramı'nın geleneği uyarınca her 23 Nisan'da çocuklar başbakanı da ziyaret ederler, onun koltuğuna otururlardı. O gün, çocuklar Başbakan'a, "Cumhurbaşkanı olmak istiyor musunuz?" diye sordular. Demirel'in yanıtı, "Hiç düşünmedim, ama üstüme kalacak gibi görünüyor" biçiminde oldu.
Ertesi gün (24 Nisan 1993 Cuma), partisinin grup toplantısında Başbakan ve DYP Genel Başkanı Demirel, cumhurbaşkanlığına adaylığını açıkladı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde cumhurbaşkanlığı seçimi 8 Mayıs'ta başlayacaktı. Özal'ın ölümünden sonra, 17 Nisan'dan 8 Mayıs'a kadar yaşanan gelişmelere, kulislerde olup bitenlere şöyle bir göz atalım.
Başbakan Demirel, Meclis'te üçte iki çoğunluğu sağlayarak cumhurbaşkanı seçilmesinin güç olduğunu biliyordu. Bu noktada, Demirel'in yaklaşımını anımsamakta yarar var.
Siyasetin bir tanımını da "ittifak kurma sanatı" olarak yapan Demirel'in A planında SHP milletvekilleri vardır. Bunu sağlamak için uygulayacağı B planı Anavatan'la (ANAP) temastır. Ama bu durumda, hükümet ortağı ve Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü'yle arasının açılacağını düşünür. Ayrıca, Turgut Özal'ın cumhurbaşkanlığına karşı çıkması ve Çankaya'daki Özal'ı sert şekilde eleştirmesi, ANAP'lıların desteğini kazanmasının önünde bir engel oluşturabilecektir.
Demirel, 25 Nisan'da SHP lideriyle yaptığı görüşmeden olumlu sonuç alamadı. İnönü, koalisyon protokolünde, cumhurbaşkanlığının boşalması durumunda partilerin nasıl davranacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığını belirterek, "partilerin kendi anlayışlarına uygun hareket etmekte özgür olduklarını" söyledi. Bunun üzerine Demirel, DYP grup başkanvekillerine adaylık önergesini bekletmelerini bildirdi.
Daha sonra İnönü, Demirel'in ANAP ile koalisyon yapma olasılığını, bunun ise 3. Milliyetçi Cephe'ye yol açacağını belirterek, SHP'nin Demirel'e desteğini sağladı.
Demirel'in şu cümlesini anımsamak, onun stratejisini anlamaya yardımcı olur:
"Otuz yıllık politikacıyım, köylüyüm, sabırlıyım, tohumu atar beklerim."
Muhalefetin taktiği
Bu arada muhalefet, TBMM Başkanı Hüsamettin Cindoruk'u aday olursa destekleyeceğini açıkladı. Cindoruk'un Başdanışmanı Murat Sökmenoğlu, ANAP lideri Mesut Yılmaz'la görüştü, ama olumlu yanıt alamadı.
Refah Partisi lideri (RP) Necmettin Erbakan da Demirel'in önünü kesmek için Cindoruk'un adaylığını destekledi. SHP'den de Cindoruk'a telkinler geldi. Deniz Baykal, "SHP net tutuma girerse, Demirel'in emrivaki parlamento derbesi önlenir" derken, SHP'yi "kardeş parti" olarak niteledi. ("Darısı bugünün başına" mı diyorsunuz?!)
Bütün bunlara karşı Cindoruk'un tavrı, "Demirel varken ben çıkmam; muhalefet adayı olmam, Demirel çekilirse düşünürüm" şeklinde oldu.
Yarın: Ahmet Necdet Sezer
nailgureli@milliyet.com.tr

