
Çetin ALTAN
Şeytanın gör dediği
"...diye düşünüyorum" yorumları ve Köyceğiz Gölü'nün kefalları
Neredeyse Osmanoğulları'nın taht kavgalarına benzer, kükremeli ve pençe pençeye gelmeli bir hırlaşma sürüp gidiyor Ankara'da; cumhurbaşkanı şöyle olmalı, asla öyle olmamalı...
Ve yine çalkantılı bir dönemin kendileri yanmakta.
* * *
Issız ve sessiz uzanıp giden Köyceğiz Gölü'nün kıyılarında ise amatör köylü balıkçılar, yan yana dizdikleri şişelere bağladıkları oltalarını göle atmışlar, bekleşiyorlar.
Upuzun boylu, yemyeşil yüzlerce okaliptüs ağacının hazır olda beklediği o güzelim korunun yanından, bayatlamamış bir bekaretin maviliğindeki göle doğru yürümek...
Ve azıcık yarenlik köylü dostlarla:
- Rast gele... Ne çıkıyor bakalım?
- Arada sırada kefal. Siz nasılsınız, iyi misiniz?
- Eh işte, idare etmeye çalışıyoruz henüz.
* * *
Gölden çıkan kefallar da, köylü balıkçılar da, Ankara'nın yelesi tıraşlı aslanları da; ne 36 padişahtan 14'ünün neden devrildiğini biliyorlar, ne 1453-1821 arasında 44 sadrazamın neden idam edildiğini, ne İttihatçılar'ın nelere mal olduğunu, ne de İstiklal Mahkemeleri'nin kaç bin kişiyi yargılayıp, kimleri neden sehpalara gönderdiğini...
* * *
Kimse hiç üstünde duruyor mu, Türkiye'deki "yaşam kalitesi"nin, neden Kanada ile Finlandiya'nın 93 basamak, Yunanistan'ın da 65 basamak altında kaldığının?
Artık sayıları 180 bine ulaşmış olan resmi arabaların, alım ve bakımları için son 80 yılda kaç yüz milyar dolar harcanmış olduğunu da kimse kurcalamıyor, aynı süre içinde belediyelerdeki itfaiye teşkilatına ne kadar yatırım yapılmış olduğunu da...
O tür konular, cızz...
* * *
Daha neler ve neler hiç kurcalanmıyor?
Mısır Hidiv'i Abbas Hilmi Paşalar'ın Sudan'dan önce Adana'ya, sonra da Köyceğiz dolaylarına, pamuk tarlalarında çalışmaları için getirdikleri Afrikalı kölelerin ne olduğu, hiç kurcalanıyor mu?
Yok canım, o kadar önemli mi yani?
Önemli olan cumhurbaşkanının kim olacağı.
* * *
Köyceğiz gecesinde, esmerimsi 2 genç kız oturuyor karşımızda. Ataları Sudan'dan gelme. Ama onlar tam bilmiyorlar atalarının kimler olduğunu.
Bir tanesi:
- Benim babam buralı, ben melezim, diyor.
Evlendiğinde bebeği beyaz da olabilir, esmerimsi de...
Genç bir kızın evlendiğinde, bebeğinin esmerimsi mi, beyaz mı doğacağı çok mu önemli yani?
Önemli olan cumhurbaşkanının kim olacağı.
* * *
Ankara'nın yelesiz aslanları pençe pençeye gelirlerken, bendenizin de, -onları ekranlardan izlerken- aklımdan şu hergelece sorular geçiyor:
- Vatan, millet, devlet, bayrak sevgisinin tekelini ellerinde tutan yiğitler; acaba Hazine'den geçinmeli olmasalar, hayatlarını nasıl kazanacaklardı? Makamlarına bağlı bir pozisyonları bulunmasına karşın, bir meslekleri olmadığına göre, herhalde sokak aralarında simitçilik yaparak...
* * *
Köyceğiz Gölü'nün amatör köylü balıkçıları da, Ankara nutukçuları arasına katılsalar acaba neler söylerlerdi?
Bendeniz elimden geldiğince, yardımcı olurdum kendilerine:
- Milletimiz, rejim -yahut yerine göre- demokrasi düşmanlarına karşı parmağını uzatmış, "hayır, bu vatanı sana teslim edemem" diyor; bu sese kulak vermeyenler, mutlaka ödeyecektir bedelini, bu böyle biline...
Onları göl kıyısında, şayet başlasaydım talim ettirmeye Ankara'ya layık olabilmeleri için...
Yakalanınca olta ucunda çırpınmaya başlayan kefallar bile, kim bilir nasıl gülmeye başlarlardı?
* * *
Varsın yana dursun çalkantılı bir dönemin kandilleri.
Ne Köyceğiz çarşısında, ne de kıyı lokantalarının genç garsonları arasında, kimsenin aldırdığı var, çoktan modası geçmiş taht kavgalarına.
c.altan@prizma.net.tr

