
Hurşit GÜNEŞ
Gösterge
Sakın ha inanmayın! Mali disiplin palavra -2-
Mali disiplinin en önemli unsuru faiz dışı fazla yaratmak değildir. Faiz dışı fazlanın yaratılması kamu borcunun azaltılması için bir ara hedeftir. Hem bu ara hedef için, hem de mali disiplinin özü için faiz dışı kamu harcamaların frenlenmesi gerekir. (Tabii eğer büyüme yeterince yüksekse buna ek olarak doğrudan vergiler de artırılabilir)

Yukarıdaki grafikte son 15 yılın mali disiplini ele alınıyor. 1994, 1996, 1998, 1999, 2001, 2004 yıllarında reel olarak kamu harcamaları daralmış. Ya da artışlar TÜFE'nin altında kalmış. Bunun dışında hep reel artışlar söz konusu. Ancak dikkat edilirse, hiçbir dönemde 3 yıl üst üste reel artış olmamış: AKP iktidarı haricinde!
Yüzde 138 harcama artışı
Konuya devam edelim. 2003 yılından bu yana (yani AKP iktidara geldiğinden beri) bütçe harcamaları kümülatif olarak (2007 sonuna dek) yüzde 138 artmış. Oysa tüketici fiyatları o günden bu yana sadece yüzde 59 artmış. Bu durumda AKP çıkıp diyebilir ki "Biz halka daha fazla harcama yaptık". Bu doğru olur. Ancak çıkıp da biz mali disiplin uyguladık derseler, söyledikleri palavra kategorisine girer.
2002 seçim döneminde kamu harcamalarının artması dikkat çekmektedir. Deniz Gökçe sık sık bu gerçeğe dikkat çeker. 1999'da olmasa da 1995'te aynı olgu yaşanmıştır. 1997 yılında ise ülkeyi (şu anda Köşk'e çıkmaya çalışan kişinin o zamanki partisi) yönetiyordu! Reel artış yüzde 60'a dayanmış, ortalığı mahvetmiş. Daha sonra iki yıl bu telafi edilmeye çalışılmış.
15 yıldır bu biçimde sürekli artan kamu harcamaları neden sorun olmuyor? Hemen yanıtlayalım: Bir güzel oluyor zaten. Bu süreçte iki büyük kriz oldu. Öte yandan, maliye sürekli dolaylı vergileri artırarak kaynak yaratıyor. Üstelik kabul edilsin edilmesin, kredi kartları hızla kayıtdışı ekonomiyi ortadan kaldırıyor. Bu da vergi gelirlerini artırıyor.
Elbette kamu harcamalarında reel artışlar kötüdür diye bir kural yok. Ancak ekonomide talep aşırı canlı yahut kamu borcu çevrilemez bir düzeye geldiyse veyahut kamu harcamalarında ciddi savurganlıklar, verimsizlikler söz konusuysa kamu harcamaları elbette keserin altına girmelidir.
Diğerlerinden fark yok
Hadi 2002'de seçimler vardı. 2003 yılında faiz dışı kamu harcamaları neden arttı? 2004'te buna son verildi sandık. Yanılmışız. 2004 yılından sonra her yıl faiz dışı harcamalar enflasyonun epey üstünde artmaya başladı. IMF'nin de sınır getirmeye çalıştığı bu.
Tekrarlayalım: Bu hükümet diğerlerinden farklı değildir. 2003'ten bu yana faizler hızla aşağıya indiği için (bunda sıcak para girişlerinin büyük katkısı oldu) bütçede faiz harcamaları düştü. Öte yandan ekonomi canlı olduğu için tüketimden ve ithalattan alınan vergiler patladı.
Bunun yanı sıra özelleştirmede de oluşan yüksek fiyatlar hayal bile edilmeyen gelirleri doğurdu. Böylece hem bütçe açığı daraldı, hem de faiz dışı fazla hedefi tuttu. Ama bu ciddi bir mali disiplinle olmadı. Kimse etrafı yanıltmasın. Yanlış ezberlere girmesin.
hgunes@milliyet.com.tr

