
Nail GÜRELİ
Onuncu ses
Büyük mutabakat
17 adımda Çankaya - 7
10.Cumhurbaşkanı'nı seçecek Türkiye'de, daha öncekilerde olduğu gibi, yine siyasi çalkalanmalar yaşandı, tartışmalar oldu, çeşitli parti ve kişisel hesapların sarkacında bir krizin kapısından ötekinin eşiğine gidip gelindi. Ancak sonunda Meclis dışından bir isim, Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer, Meclis'teki bütün partilerin onayıyla Çankaya'ya çıktı.
Aslında bu noktaya gelininceye kadar, Ecevit'in kafasında başka bir formül vardı. Ecevit, Cumhurbaşkanı Demirel'in bir dönem daha görevde kalmasını hedefliyordu ve bunun için bir formül arıyordu. Demirel'in cumhurbaşkanlığı süresini uzatmak için aranan formül sonunda bulundu.
Hükümet, ortağı üç lider; Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz, yardımcılarıyla birlikte 30 Ocak 2000'de Başbakanlık konutunda yaptıkları toplantıda, Anayasa değişikliği için meşhur 5+5 formülü üzerinde anlaştı. Buna göre, cumhurbaşkanları 5'er yıllık süreler için üst üste iki kez seçilebilecek, böylece Demirel beş yıllık bir süre daha Çankaya'da kalacaktı.
Anayasa değişikliğinin Meclis'ten geçmesi için hazırlanan öneri milletvekillerinin imzasına açıldı ve yeterli imza toplandı. Bu sırada muhalefetteki Çiller'in DYP'si ile Kutan'ın RP'si 187 imzalı ortak bir öneriyi Meclis Başkanlığı'na verdi. Muhalefetin ortak önerisinde cumhurbaşkanını halkın seçmesi isteniyordu.
Anayasa değişemedi
Böylece, iktidar ve muhalefet 5+5 formülü üzerinde anlaşmış oldu; aradaki fark, seçimin Meclis tarafından mı, halkoylamasıyla mı yapılacağı noktasında kaldı.
Muhalefet ortakları, Anayasa değişikliği önerisini 15 Şubat 2000'de TBMM Başkanlığı'na verdi. Bu öneri TBMM Anayasa Komisyonu'nda 2 Mart'ta reddedildi.
Fazilet Partisi'nin (FP) kapatılması için daha önce Yargıtay Başsavcılığı tarafından açılan davanın sürmekte olduğunu da bu arada belirtelim.
Bu koşullar altında Anayasa değişikliğinin gerçekleştirilebilmesi için hükümet çeşitli önlemleri göz ardı etmemişti.
İlk olarak Anayasa'nın 101. maddesine 5+5 formülü konuldu.
İkinci olarak 69. madde değiştirilip parti kapatma zorlaştırıldı. Böylece FP kurtulacaktı.
Üçüncü olarak da milletvekillerinin özlük haklarını iyileştiren 86. maddede yeni bir düzenleme yapıldı.
Böylece iktidar hem FP'ye hem de milletvekillerine mavi boncuk dağıtmış oluyordu.
Bütün bunlara ve ince hesaplara karşın, Anayasa değişikliği önerileri TBMM'nin 29 Mart 2000 günkü toplantısında, gerekli en az oy sayısı olan 330'a ulaşamayıp 300'de kaldı.
Evdeki hesap çarşıya uymayınca Demirel'in adaylığı gündemden düştü. Aday olarak 13 milletvekilinin adı kulislerde dolaşıyordu, bunlara Meclis dışından da adaylar ekleniyordu.

Bu karmaşadan çıkış yolu aranıyordu. Koalisyon partilerinin genel başkanları 24 Nisan'da saatlerce süren bir toplantı yaptılar ve sonuçta Anayasa Mahkemesi Başkanı Ahmet Necdet Sezer'in adı üzerinde anlaştılar.
Temaslar sonunda DYP ile FP'nin de desteği sağlanarak Meclis'teki 5 parti liderinin imzasıyla Ahmet Necdet Sezer'in adaylığını içeren önerge Meclis Başkanlığı'na verildi. Ve ilgili tabloda görüldüğü gibi, Sezer 3. turda 330 oyla 10. Cumhurbaşkanı olarak seçildi.
O ana kadar Sezer'in adı hiç geçmemişti, tartışmalar hep Demirel ve 5+5 formülü üzerinde yapılmıştı. Biz de doğal olarak, bu yazı dizisi seçim tartışmalarını konu aldığı için, Cumhurbaşkanı Sezer'den söz etmemiştik.
Ahmet Necdet Sezer için bir değerlendirme yapmak gerekirse, Ahmet Turan Alkan'ın, seçimden 5 ay sonra Zaman gazetesinde 30 Ekim 2000'de yayımlanan yazısından şu satırları aktarmak uygun olur:
"Seçildiğinden bu yana icraatıyla Cumhurbaşkanı, 'yanında suç işlenebilir veya çizgi dışına çıkılabilir' bir insan olmadığını gösterdi. Böyle bir liderlik tipi, Türk siyasi hayatının pratiği için başlı başına mühim bir kazançtır; nitekim alçakgönüllülüğü, hukuka saygısı, lüzumsuz teşrifattan sıkılması ve yerleşik kurallara riayeti ile Sayın Sezer, daha şimdiden geniş ve anlamlı bir kamuoyu desteği sağlamış bulunuyor. Kamuoyunun Cumhurbaşkanı'nı desteklemesi ise sevinmemiz gereken bir başka vakadır."
59 yaşında Çankaya'ya çıkan Sezer, aynı zamanda hukukçu olan ilk cumhurbaşkanı. Bu arada 10 cumhurbaşkanından altısının asker kökenli olduğunu belirtelim.
Türkiye'nin 10 cumhurbaşkanının mesleklerine ve Çankaya'ya çıkış yaşlarına şöyle bir göz atalım da biraz magazin olsun! (Parantez içinde önce yaşları, sonra görevde kaldıkları yıllar gösteriliyor)
Gazi Mustafa Kemal Atatürk: Asker (42, 1923-1938)
İsmet İnönü: Asker (54, 1938-1950)
Celal Bayar: İktisatçı (67, 1950-1960)
Cemal Gürsel: Asker (65, 1960-1966)
Cevdet Sunay: Asker (77, 1966-1973)
Fahri Korutürk: Asker (70, 1973-1980)
Kenan Evren: Asker (65, 1982-1989)*
Turgut Özal: Elektrik Müh.: (62, 1989-1993)
Süleyman Demirel: İnşaat Müh.: (69, 1993-2000)
Ahmet Necdet Sezer: Hukukçu (59, 2000-2007)
*Evren, 1980-82 arasında Devlet Başkanı olarak görev yaptı.
Yeni cumhurbaşkanının seçimi sürecinde hiç gündemden düşmeyen, en çok tartışılan isim, görev süresi 16 Mayıs 2000'de sona erecek olan Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'di.
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki cumhurbaşkanlığı seçimine aylar kala, konuyu ilk kez gündeme getiren DSP Genel Başkanı ve Başbakan Bülent Ecevit oldu. Ecevit, 7 Ocak 2000'de yayımlanan demecinde, Cumhurbaşkanı Demirel'in görev süresinin bir dönem daha uzatılmasını önerdi. Ve hemen siyaset kulisleri dalgalandı. Ecevit niye olağan olan yeni bir cumhurbaşkanı seçimini bırakıp da (eskisiyle demek ayıp kaçarsa) görevdekiyle (ya da mevcut olanıyla diyelim) neden Demirel'in uzatmalı cumhurbaşkanı olmasını istiyordu?
Genel seçimler 18 Nisan 1999'da yapılmış, 550 üyeli yeni Meclis ve hükümet işe başlayalı henüz bir yıl olmuştu. Önlerinde daha dört yıllık zaman vardı. Niye yeni bir cumhurbaşkanı seçilmeyecekti de görevdekiyle yola devam edilecekti?
Ecevit'in aklındaki
Kafaların içindeki, daha doğrusu öneri sahibi Ecevit'in aklındaki hesap neydi?
Önce şu saptamaları yapalım:
Bir: Başbakan Ecevit'in cumhurbaşkanı adayı olma şansı yoktu. Çünkü Anayasa cumhurbaşkanlığı için yükseköğrenim koşulu getirmişti.
İki: Daha önce de cumhurbaşkanının görev süresini uzatma formülü (örneğin önceki genelkurmay başkanlarından Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay için) gündeme gelmişti. Hatta 12 Eylül 1980 darbesinin siyasete soktuğu Başbakan Özal da, darbenin liderliğinden Anayasa oylamasıyla cumhurbaşkanlığına gelen Kenan Evren'in görev süresini uzatmayı önermişti. Ama öneri, Evren'in benzetmesiyle söylersek, Özal'ın "cin gibi top çevirmesiyle" hayata geçirilmemişti.
Aslında bu süre uzatma ya da bir dönem daha seçme konusu, krizi açma anahtarı olarak görülmekteydi. Bu açıdan bakıldığında, "Acaba Ecevit olası bir krizi düşünerek mi şimdiden bu yolu gündeme getiriyor?" sorusu akılları kurcalıyordu.
Bu soruların yanıtını yan sütunlardaki tabloyu göz önünde tutarak aramalıyız.
İç ve dış dengeler
Tabloda görülen partilerden üçü (DSP, MHP ve ANAP) DSP Genel Başkanı Ecevit'in başbakanlığında üçlü koalisyon hükümetini kurdu; Fazilet Partisi (FP) ile Doğru Yol Partisi (DYP) muhalefetteydi.
Demirel'in görev süresinin uzatılması için Ecevit'in gerekçesi, oldum olası her derde deva gösterilen "istikrar"dı. Oysa siyaset kulislerinde farklı yorumlar yapılıyordu. Bir yoruma göre; Ecevit'in Demirel'i istemesinin başlıca birkaç nedeni vardı.
Öncelikle muhalefetteki ANAP lideri Mesut Yılmaz'ın da gönlünde cumhurbaşkanlığının yattığını tahmin etmekte ve Yılmaz'ın kulis çevirmede ne kadar becerikli olduğunu bilmekteydi. Tabii cumhurbaşkanı Yılmaz'ın altında başbakan kalmayı da içine sindirememekteydi. Bir diğer görüş de; Ecevit'in orduyla arası pek iyi değildi. Demirel ise bu işleri idare etmekte biçilmiş kaftandı.
İşte bu nedenlerle Ecevit, Demirel'in süresinin uzatılmasının yollarını arıyordu. Ancak yukarıda belirttiğimiz gibi Demirel'in görev süresinin uzatılmasının yolunu açacak Anayasa değişikliği Meclis'ten geçmeyince Sezer Çankaya'ya çıktı.
ANAP'ın etkin isimlerinden Manisa Milletvekili Ekrem Pakdemirli, çeşitli konuşmalarında şu görüşleri dile getirdi:
"Türkiye bir muz cumhuriyeti mi ki, yeni bir isim çıkaramıyor? Kişilere bağlı Anayasa değişikliği yapıyor. Bugün, Clinton, ABD'ye altın çağını yaşatıyor. Kim çıkıp da onun bir dönem daha görev yapmasını düşünüyor, öneriyor? Bu uygulamaları belki Afrika ülkelerinde görürsünüz.(...) İstikrar için Demirel'e oy verin diyorlar. Ancak, bakıyorsunuz, Demirel döneminde 7 yıl içinde 10 hükümet kurulmuş. Bu istikrar değil, istikrarsızlık. Buna mı oy vereceğiz?"
ANAP'ın Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısında yine etkin isimlerden Trabzon Milletvekili Eyüp Aşık, Genel Başkan Mesut Yılmaz'ın tutumunu eleştirerek şunları söyledi:
"Her gün çıkıp değişimden söz eden Mesut Yılmaz, şimdi statükoyu savunuyor. Burası ikinci sınıf demokrasinin uygulandığı bir ülke mi ki, Demirel'i yeniden seçiyoruz. Siz üç genel başkan karar veriyorsunuz, getirip bizden imza isteyeceksiniz. Hadi sizin tahakkümünüze dayanarak imza verdik, 351 imza oldu. Ya oylamada bu rakam çıkmazsa, millet bize de, Meclis'e de, üç lidere de küfreder."

Yarın: Ahmet Necdet Sezer
nailgureli@milliyet.com.tr

