Sık Kullanılanlara Ekle  Açılış Sayfası Yap  Sitene Ekle  İletişim    Kurumsal 20 Nisan 2007 / Cuma  
   Milliyet Online    Blog    Emlak    Arabam    İnsan Kaynakları    Cumartesi    Pazar    Ege    Seri İlanlar    Mobil 
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
  Sağlık
  Bilim ve Teknoloji
  Kültür ve Sanat
  Eğitim
  TV Rehberi
  Tatil
  Otomobil
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik Bülten
"Kaliforniya şarapları Pamela Anderson gibidir"

Şarap konusunda Türkiye'nin en tanınmış ismi Mehmet Yalçın'ın şarap kursunda şarap tadımı yapmanın yanı sıra tarih, felsefe konuşuluyor, anılar anlatılıyor

MELİS ALPHAN


Barış istemiyorsa felek, işte savaş / İster serseri deyin bana, ister ayyaş / İşte şarap, duruyor ortada, kıpkızıl / İçmeyen taşa çalsın başını, işte taş!" (Ömer Hayyam)
İranlı matematikçi, astronom, filozof ve şair Ömer Hayyam tutkuyla sevdiği şarap ve şaraba adadığı dizeleri yüzünden şarapçı damgası yemiş. Aradan 10 yüzyılı aşkın bir süre geçti ve insanlar Hayyam'ın dediğine geldi. Şaraba artık sadece içki olarak bakılmıyor; şarap bir kültür ve şarap bilgisi elit zevkin göstergesi.
Birçok kişi bugün bu içki kültürlerini artırmak, şık sofralarda cahil kalmamak ve içtiklerinin tadına varmak için kurslara katılıyor. Gusto Dergisi Yayın Yönetmeni ve Milliyet Pazar ekinde "Şişedeki Balık" köşesinin yazarı Mehmet Yalçın'ın verdiği Gusto Şarap Kursları'na katılım hayli fazla. Beş yıldır 700 kişi geçmiş bu kurstan.
Derslerin nasıl geçtiğini yerinde görmek için salı gecesi Hyatt Regency otelindeki kursa katıldım. U şeklindeki ince uzun masanın tam orta yerinde, yani "kraliyet mevkiinde" yerimi aldım. Herkesin önünde irili ufaklı dokuz bardak vardı. Yani dokuz farklı şarap tadacaktık. Kursta her hafta belirli bölgelerin şarapları tadılıyor.
Gittiğim gece Kaliforniya, Yeni Zelanda ve Arjantin gibi yükselen bölgelerin şarapları tadıldı. Bir hafta önce denedikleri başarılı bir şarabın yarattığı beklentiyle bu gece denenen şaraplar herkeste biraz hayal kırıklığı yarattı. Bu durumdan mutsuz olan Yalçın dersin sonunda zulada tuttuğu 100 dolarlık şarabı açtı. Yine de sanırım, bir hafta öncesinin tatmini pek yaşanmadı. Bu da benim şanssızlığım artık.
Kursa katılanların yüzde 65'i kadın. Bankacı, doktor ve bilişim sektöründen çok insan var. Yaş ortalaması 35 civarında ama 18 yaşında annesiyle beraber katılan gençler de oluyor, 75 yaşındakiler de. Kurs üç etaptan oluşuyor ve ilk etapta 50 YTL'yi pek geçmeyen şaraplar tadılıyor; ikinci etapta 100 dolarlara çıkılıyor. Üçüncü etapta bin dolarlık Petrus de tadılıyor. Dört haftalık birinci etaba katılmak için 350 YTL vermeniz gerekiyor, ikinci etap 400 YTL, üçüncü etap ise 500 YTL.
Kursta sadece şarap tadılmıyor; bu içki üzerinden dünya yorumlanıyor. Yalçın kendi anılarından yola çıkarak şarap konusunda bilgi veriyor. Bu yolla bilgiler de akılda kalıyor aslında. Yalçın Kaliforniya şarabını kendini gösterişli bir şekilde ortaya koymasından dolayı Pamela Anderson'a, Avrupa şarabını ise kibirli hali nedeniyle Liz Hurley'ye benzetiyor.
Ders 21.30'da bitecekken uzayan sohbet nedeniyle 22.30'a sarktı. Ve inanın, saat 22.30'da bu kadar kişiyi yemek vermeden bir masanın etrafında kolay kolay tutamazsınız. Tek bir dersle şarap kültürünü hatmettiğim söylenemez ama öğrendiğim bir şey var: Ridge marka şarabı gördüğünüz yerde alacaksınız.

"Bazı şarapları bulduğunuz yerde almanız lazım"

Türkiye'de son yıllarda şarap bilinci yükseldi mi sizce?
Çok ciddi yükseliyor. Hâlâ "Türk milleti şaraptan anlamaz" sanısıyla beşinci sınıf şarapları cicili bicili şişelere koyarak piyasaya giren yeni firmalar oluyor, bunlar hızla batıyor ya da darda kalıyor. Çünkü insanlar şaraptan anlar, iyiyle kötüyü ayırt eder hale geldi. İnsanlar artık şunu biliyor: Tuğla rengine dönmüş kırmızı şarap yaşlıdır. Beyaz şarap konyak rengindeyse içmemek lazım; bayatlamıştır.

Sizinki nasıl bir kurs?
Kurs kelimesini esneten bir hava var burada. Kursta tarih sohbetinin, felsefenin ne işi var? Biz kendimize göre bir şey yapıyoruz.

Bağlarda tadım yapılacak
Kursu tamamlayanlar kendilerini geliştirmeye nasıl devam ediyor?
Üç etap var. Bunları bitirdikten, hele üçüncü etabı da yaşadıktan sonra insanlar yerinde duramıyor. Çok güzel şeyler tadıyor ve hayatta bu güzellik sürsün istiyorlar. Bu güzellik aynı dalga boyunda, aynı hazzı alacağınız dostlarla tadabileceğiniz şaraplarla ilerliyor. O yüzden, "Bir şeyler yapalım, beraber olmaya devam edelim" diyen arkadaşların baskısıyla üç yıl önce Gusto Şarap Kulübü'nü kurduk. Orada bir tema etrafında tadım yapıyor, seçme şaraplar tadıyoruz. Bu yıl Almanya'ya gideceğiz ve oradaki bağların içinde tadım yapacağız.

Katılımcılar ne bekleyerek geliyor?
"Emekliliğimde bağ dikeceğim" diyenler var. "Yabancı dostlarımızın yanında mahcup oluyoruz" ya da "Merak ettim" diyen de var; "Sevmezdim ama bir gün bilmem ne içtim, çok güzelmiş. Arkasını gıdıklamaya geldim" diyen de var.

Kursta birçok farklı şarap tadılıyor. Bunları Türkiye'de bulabiliyor muyuz?
Bugün tattığımız dokuz şaraptan beşi Türkiye'de satılıyor. Kulüpte herkes seyahat ediyor. Gitmeden "Şuraya gidiyorum. Ne alalım kulübümüz için?" diye soruyorlar. "Orada şu dükkana git" diye görev veriyorum. Hoşuna da gidiyor çünkü kendine de alıyor, keşif oluyor.
İyi numuneleri bulmak kolay değil. Bazı şarapları ele geçirmeniz ya da bulduğunuz yerde almanız lazım.

Buraya ne seviyede geliyor ve ne seviyede buradan ayrılıyorlar?
Burada şarabın kusurlarını ve erdemlerini ayırt etmeyi; en önemlisi de şarabın fiyatıyla, markasıyla, üzerindeki isim ve şöhretiyle değil, çıplak olarak kendisiyle değerlendirilmesi gerektiğini öğreniyorlar.

Neden kursa katılıyorlar?

"Ne içtiğimi bilmek için geldim"
Serap Taşkentli (Gıda mühendisi)

Bu kursa ne içtiğimi bilmek için geldim. Şarap sadece içki değil, bir kültür. İçkinin altında daha başka anlamlar var bence. Sonuçta bir emeği görüyorsunuz. Dolayısıyla bilmek gerekiyor. Ben bundan sonra daha bilerek içmeyi tercih edeceğim. Daha önce bu kursa katılmış olan bir arkadaşım vardı, kursu ondan duydum. Tedarikçilerin de kursları var. Onları tercih etmedim çünkü bunu tarafsız birinden öğrenmek önemli.

"Amacım kendi şarap bilgimi derleyip toparlamaktı"
Ahmet Kip (Tekstilci)

Şarap konusunda epeyce akademik bilgiye sahip olduğum halde bu kursa katılıyorum. Sebebi de bütün bu bilgileri bir format altında toplamak istemem. Eşimi de kursa kaydettirdim. Onunla birlikte geliyoruz. Gastronomiyle ilgili hiçbir konuda tek başınıza bir paylaşım yapamıyorsunuz. Bunlar başkalarıyla paylaşıldığında güzel olacak konular. Çoğunlukla da dışarıda değil, evin içindeyiz. Hiç değilse evin içindeki iki kişinin kendi aralarında bir yorum ve değerlendirme yapabilmesi lazım.

"Kursa başladıktan sonra doktor alkolü bırakmamı söyledi"
Mehmet Ilgaz (Bankacı)

Hep bir şarap kursuna katılmak istiyordum ama çalışırken mümkün olmuyordu. Şimdi vaktim olduğu için değerlendirmek istedim. Ne neyle içilir öğrendim. Çok yağlı olan bir yemekle daha tatlı bir şarap içileceğini öğrendim mesela. Garip bir şey oldu çünkü bu kursa başladıktan sonra doktor alkolü bırakmamı söyledi. Şimdi sadece tadıyorum, sonsuza kadar bırakmayacağım tabii ki ama bir süre. Kurstan memnunum şimdilik. İstediğimi veriyor bana.


CUMARTESİ
Gömleklere kitaplar hayat verdi
"Julio Iglesias için 12 kilo kahve sipariş ettik"
"Kaliforniya şarapları Pamela Anderson gibidir"
Her yer çiçek açtı
"Giysilerime makine değmez"
Gençleri uçuran ayakkabı
ne var, ne yok
En moda En yeni
Her bebek dilediği gibi gelir(miş)!
Ece Aksoy Asmalımescit'e taşındı





Melis Alphan
Menderes Özel
Cemal Saydam
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2006 Milliyet