Milliyet'ten okurlarına
'Kırılgan demokrasimize zarar verildi'
Doğan Akın
Her haber bir olaya dayanır, ancak her olay bir haber değildir. Bir olay ancak "önemli", "ilginç", "yeni" ve insanlara "yakın"sa haber olmaya adaydır.
Bütün haberlerin bu ölçütleri aynı anda içerdiği söylenemez. Haber değerlendirmesinde "önemlilik" unsuru diğer ölçütlere göre daha büyük bir ağırlık taşır.
Magazin yayınlarının tartışma konusu olması da bu ölçütle yakından ilgilidir. "İlginçlik" unsuru öne çıkan ve genellikle özel hayatlar konusunda "merak" duygusunu hedef alan magazin yayınları için "önem taşımama" iddiası eleştirilerin odak noktasıdır.
Magazin dünyasının sınırlarını aşan tartışma, "ciddi olayların magazinleştirilmesi"ne de uzanıyor.
Yayınları bu tartışmaların dışında kalan gazetemiz, magazin dünyasını "ilginçlik" ve "önem" taşıma ölçütlerini birlikte gözetip özel hayat ihlallerinden uzak durarak değerlendirmeye çalışıyor.
Tecavüz görüntüsü
Milliyet'in tutumunun, basında temel haklara saygı anlayışının yerleşmesi açısından da önem taşıdığını düşünüyoruz.Yaklaşık 1.5 yıl önce bir tecavüze ilişkin cep telefonu görüntülerinin gazete sayfalarında da yer bulabilmesi düşündürücüydü. Milliyet, sayfalarını internette de yayılan bu görüntülerden uzak tuttu. Başından itibaren olayı mağdurun hakları açısından bir hukuk sorunu olarak ele aldı. Hukuk otoritelerinin, "internet suçu" açısından henüz içtihadı gelişmemiş bu olaya ilişkin görüşleri sayfalarımızda geniş şekilde yansıtıldı.
Olay, yaklaşık 1.5 yıl sonra Milliyet'in vurguladığı hukuki boyutuyla tekrar gündeme gelmiş bulunuyor. Saldırının manken ve oyuncu olan mağdurunun açtığı davada daha önce "tecavüz"den suçlu bulunan sanık Gökhan Demirkol "görüntüleri internette yaydığı için" 3 yıl, Salih Yıldırım da 1 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edildi.
Milliyet neden farklı?
Genelde magazin olayı olarak ele alınan bu vahim dosyaya ilişkin sürece, "Milliyet'in neden farklı olduğu" sorusunun önemli yanıtlarından birisi olarak da kayıt düşüyoruz.Sanık haklarını da gözeten temel haklara saygı, yayın politikamızın doğal çerçevesini oluşturuyor.
Ancak gazetemiz, temel haklar, özel hayat ihlalleri, çocukların korunması gibi istisnalarla sınırlı kalması gereken "doğal" yayın kısıtlamalarının aşılmasının ifade ve basın-yayın özgürlüğü açısından yaratacağı ciddi sorunları da sayfalarına yansıtıyor.
Nitekim salı günü birinci sayfamızda "İnternet güvenliği sansüre dönüşüyor" başlığıyla yayımlanan haberde, internet suçlarıyla mücadele için hazırlanan yasa tasarısındaki tartışmalı hükümler irdeleniyordu. TBMM Genel Kurulu'nun gündeminde bulunmasına karşın geçen hafta sadece Milliyet'in üzerinde durduğu bu tasarı, daha yasalaşmadan ciddi tartışmalara aday görünüyor.
Nokta'ya baskın
Manşetten duyurduğumuz Nokta dergisi baskını da, Milliyet'in basın-yayın özgürlüğü ve Türkiye'nin imajı açısından kabul edilemez bulduğu bir görüntü yarattı.Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin tarafından kaleme alınan Milliyet'in başyazısında, "kırılgan demokrasimize verilen büyük zarara" işaret edildi. Cumartesi günü yayımlanan başyazı, baskının mesleğimize bıraktığı derin izi tasvir eden şu satırlarla bitiyordu:
"Çok büyük mesafeler kat ettiklerini düşünen insanların gerçeklikte bir arpa boyu yol almadıklarını fark ettikleri anda yaşadıkları duygu neyse, Türk gazetecileri dün onu hissetmiş olmalıdırlar."
Nokta dergisine yapılan baskını bir başyazı eşliğinde manşetine çıkaran tek gazete Milliyet oldu.
Özkök'ün yazısı...
Yazarımız Serpil Yılmaz'ın, Milliyet muhabiri Namık Durukan ile birlikte gittiği Kuzey Irak'ta Türk girişimcilerinin yarattığı iş hacmini çarpıcı ticaret öyküleriyle aktaran yazı dizisi, geçen hafta gazete ve televizyonlarda en çok alıntı yapılan dosyalardandı.Şu satırlar, Hürriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün çarşamba günü "Kovboy Kürtler" başlığıyla yayımlanan yazısından:
"Bir gazeteci olarak bugün rakip bir gazetenin genel yayın yönetmenini ve bir yazarını gönülden kutlamak istiyorum.
İçimdeki 'gazetecilik hasedini' büyük bir maharetle 'gıptaya' çevirip bu duygularımı aktaracağım.
Milliyet gazetesi, bence, bu yıl gazetecilik ödüllerine şimdiden aday olacak güzel bir iş yaptı.
Kuzey Irak'ta, yani hepimizin gözü önünde olup bitenleri hem merak çekecek, hem de bilgi verecek şekilde bize aktardı..."
Özkök'ün, ilgiyle takip ettiği bir dosya için izlenimlerini dile getirirken "rakip" bir gazeteden esirgemediği bu satırlar, basında özlediğimiz bir tutumu da ifade ediyor.
dakin@milliyet.com.tr

