
M. Ali BİRAND
Bu çocukları siz katil yapıyorsunuz…
Eminim sizlerinde içi yanmıştır.
Hemen öldürülenleri düşündükçe, hem de şu ülkeyi bir yere getirebilmek için, tuğla üstüne tuğla koyarak büyütmeye çalışırken karşımıza çıkan manzarayı gördükçe hayıflanmışsınızdır.
Dünden beri yabancı gazeteleri, televizyonları izliyorum ve gözlerim yaşarıyor.
Şu anda, dünya kamuoyunda Türkiye'de yaşananlarla Irak'ta rehineleri boğazlarından kesen İslam terörirstleri arasında hiçbir fark yok. Oradaki cinayetler de din adına işleniyor, buradakiler de din adına hareket ediyorlar.Onlar da hırıstiyanları boğazlıyorlar, buradakiler de kah boğaz kesiyor, kah kurşunluyorlar.
Aralarında hiçbir fark yok.
Hedef hep aynı : Gavurlar!
Mesajları ne?
Hep aynı.
Vatan için yapıyoruz…Vatan bölünüyor, elden gidiyor…Dinimize tehdit oluşturuyorlar.
Katiller kimler ?
15-20 yaş arasındaki gencecik çocuklar.
Büyük bölümü işsiz, okumaya çabalayan veya okula giremediği için sokakları arşınlayan gençler.
Asıl önemli olan, bu çocukları ele geçiren, kahve köşelerinde veya arkadaş evlerinde onları yönlendiren, ellerine silah veren ve hedef gösterenler.
Vatanın elden gittiğini söylüyorlar. Avrupa Birliği tarafından bölünmek üzere olduğunu, Amerikalılar tarafından peşkeş çekildiğini anlatıyorlar. Sokaklarda işsiz güçsüz dolaşan bu gençlere bir ideal veriyorlar. "Gelin vatanı kurtaralım" diyorlar. Yabancıların ülke topraklarını satın aldıklarını, dinimize karşı önemli bir tehdidin yoğunlaştığını söyleyip "Haydi arkadaşlar şınlara bir ders verelim" diye tahrik ediyorlar.
İçlerinden bir ikisini ayırıp, onlara özel misyonlar veriyorlar. Hedefi gösteriyorlar. Saydıkları tehlikelerin nasıl durdurulabilineceğini söylüyor ve cinayete özendiriyorlar.
İdealsiz, işsiz, bilgisiz o genç çocuk farkına varmadan kendini ateşe atıyor ve birden katilleşiyor.
Asıl sorumlular ortada.
Onları hepimiz biliyoruz.
Kimi televizyonlarda konuşuyor, kimi siyasi partilerde. Bir bölümü de sokaklarda gösteriler düzenleyip, katilleştirilen gençleri heveslendiriyorlar. Baskın yapıyorlar, tehdit ediyorlar.
Onları polis de tanıyor. Ne yaptıklarını biliyor. Ancak harekete geçmiyor.
İşte asıl sorun da bu…
"Aman bu gençler dindar, üstlerine gitmeyelim. Bırakalım gösteri yapsınlar" deniyor.
"Aman cezalandırmayalım, Ermeni konusundaki duyarlıklar var…Milliyetçi hislerini gösterenlerin üstüne gitmeyelim." diye göz yumuluyor.
Başbakan olsun, İçişleri bakanı olsun, sürekli şekilde "olayı kınadıklarını" söylüyorlar.
Hayır, kınama yetmiyor beyler. Bu katilleri yetiştirenleri yakalayın. Yakalayabilecek yeteneğiniz var. Milliyetçilik ve Din adına cinayet işlenmesini durdurun.
"Bizim alıştığımız veya görmek istediğimiz, çatık kaşlı bir Türk subayı idi. Oysa baktık ki, karşımızda güler yüzlü, son derece uyumlu, esprili biri var…Hareketleri kontrollü değil. Senin, benim gibi bir insan…Basın toplantısında bir meslekdaşım tarafından sorulan soruya verdiği yanıtta bizi şaşırttı…Hiç kızmadı. Oysa biz kızacağını sanmıştık. Yumuşak bir tonda yanıtladı. Türk- Yunan ilişkilerine verdiği önemi gösterdi. Çok hayret ettik…"
Org. Büyükanıt, tanımayanları daima şaşırtır. Anlaşılan Yunanlıları da şaşırtmış. Türk-Yunan ilişkileri bu ziyaretten sonra, özellikle Yunan basını nezdinde farklı algılanmaya başlanmış.
Yunan basınına göre," Büyükanıt yumuşama ortamına büyük katkı yapmış."
Görüyor musunuz, nereden nereye geldik.
Siyasi hayatı boyunca, kimseyi kırmadı.
Kimselere kaba davranmadı.
Sözleri mantık doluydu.
Konuşması kibardı.
Bugünkü Meclis'imizi dolduran yüzlerce milletvekilimize örnek bir davranış içindeydi.
Allah rahmet eylesin.
(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )
mabirand@e-kolay.net

