|
 |
|
|
İTO Başkanı Ekrem Demirtaş’ın tercihi
Satır Arası / Deniz Sipahi
Yeni Asır’daki köşesinde değerli büyüğüm Ahmet Yazıcıoğlu, İzmir Ticaret Odası Başkanı Ekrem Demirtaş ile yaptığı söyleşiyi yayınlamış.
Demirtaş diyor ki...
''Başkanlıkta da siyasette de yokum. Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanlığı’na adaylığımı koymayacağım. Belediye başkanlığını da milletvekilliğini de kesinlikle düşünmüyorum. Siyasete girmemekte kararlıyım. Demirel, ‘Hiçbir şey için erken konuşmayacaksın’ der ama, böyle konuştuğum için son derece rahatım. Ben Ege’nin çocuğuyum. Tütün parasıyla okudum. Toprağa hep ilgi duydum. Evimin bahçesinde kendim için domates, patlıcan, biber, kavun karpuz yetiştirdiğim için mutluyum. Şimdi Ege’nin toprağına yönelik projeler üretmek en büyük hayalim. Tarıma dayalı sanayiye gönül verdim. Bundan sonraki yaşamımda hedefim, İdol’deki gibi bir çalışma olacak...''
Ticaret Odası başkanlığını bilemem ama ben Demirtaş gibilerin siyasette olması gerektiğini düşünüyorum.
Yirmi yıla yaklaşan oda başkanlığı sırasında İzmir’in sayısız sorununa el atmış, sayısız konusunu masaya yatırmış ve projeler üretmiş bir kişi olarak Demirtaş, belki de daha önce aktif siyasetin içinde yer almalıydı.
Ben, Yeni Türkiye Partisi’nden yaptığı milletvekilliği denemesini saymıyorum.
Çünkü Demirtaş da seçime girerken sonucu çok iyi biliyordu.
Ama İsmail Cem’e verdiği sözden geri dönemedi.
Siyasette birçok insanın yapamadığı şeyi yaptı Demirtaş...
Cem’in önce yanında duran on binlerce insan gibi yapıp durum netleşince fotoğrafın dışına çıkmaya çalışmadı.
İlk gün yapılan konuşmaların arkasında durarak Yeni Türkiye Partisi’nden aday oldu.
Sonuç çok önemli değil.
Elbette bu kararlar kişisel tasarruflar, kişisel tercihlerdir.
Çünkü siyaset zor bir sanattır.
Ama eminim İzmir gibi bir yerde ticaret odası başkanlığı da siyaset yapmak kadar zordur.
İzmir’in sorunlarını iyi bilen ve İzmir’i yaşayan insanlar, siyasetten uzak durmamalı.
Öncelikli problem
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’nun şu sözlerini çok önemsiyorum.
''Orta yaş grubunda işsizlik artıyor. Bunların çoluğu, çocuğu, geçindireceği hanımı ve evi var. Bu insanların işsizlik sorunundaki artış, yarın sosyal olarak müthiş bir problem olarak karşımıza çıkacak...''
Hemen her gün birkaç özgeçmiş önüme geliyor.
Araya girip ricacı olduğum insanların sayısı az değil ama...
Eş, dostun ricası bitmek bilmiyor.
Keşke elimizde imkan olsa da yetişmiş, iyi okumuş, yabancı dilleri olan, genç, dinamik bu insanlara iş imkanı yaratabilsek. Yapılabilecekler sınırlı. Oysa Avrupa’nın sıkıntısı genç ve nitelikli insan bulamamak.
Türkiye büyüyor ancak istihdamdaki büyüme istenilen düzeyde değil.
Üniversiteli işsizler ordusu, bu ülkenin en önemli ve öncelikli problemi...
Siyasetçilerin kafa yorması gereken asıl konu budur.
dsipahi@milliyet.com.tr
|
|
|

|