Öldürülen Aydın, AİHM'deki davasında JİTEM'i suçlamış
2000 yılında İzmir'de 29 gün hapis yatan ve beraat eden Necati Aydın, haksız yere suç isnat edildiği gerekçesiyle AİHM'ye gitti. Aydın, suç duyurularının JİTEM tarafından yönlendirildiğini öne sürdü
LUBE AYAR Malatya
Malatya'daki Zirve Kitabevi'nde boğazı kesilerek öldürülen Necati Aydın, 2000'de İzmir'de misyonerlik yaptığı suçlamasıyla 29 gün hapis yattıktan sonra, varlığı resmen kabul edilmeyen ve jandarma istihbarat birimi olarak tanımlanan JİTEM hakkında suç duyurusunda bulundu. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın "takipsizlik" kararı üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) dava açan Aydın ve Ercan Şengül'ün, dava dilekçelerinde haklarında suç uydururularak cezaevinde tutulduklarını anlatılıyor.
Milliyet'in ulaştığı dava dilekçesinde kendilerini, "İsa Mesih Topluluğu üyesi" ve "Hıristiyanlığın Protestan mezhebine mensup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları" olarak tanımlayan şikâyet sahipleri, 2000'de İzmir Kemalpaşa, Urla ve Karaburun'da haklarında açılan soruşturmaları yürüten JİTEM mensubu olduğunu öne sürdükleri ve soyadını belirleyemedikleri Uğur Astsubay'ın yargılanmasını talep ediyor. ,
'JİTEM devreye girdi'
Dilekçede, şikâyet sahipleri haklarında o dönemde düzenlenen bütün suç duyurularının JİTEM ve jandarmanın diğer birimlerince yönlendirildiği iddia ediyor. Şikâyet sahipleri, İncil dağıtmak için gittikleri yerlerde haklarında işlem yapılmamasına rağmen, JİTEM'in devreye girmesiyle birkaç ayrı savcılıkta soruşturma açıldığını öne sürüyor. Mensubu oldukları "İsa Mesih Topluluğu" üyelerinden Seydo Kim'in 1 Şubat 2000'de yayımlanan bir haber programında "Kuran'da da bazı şeylerin yanlış olduğunu" söylemesinin ardından, haklarında seri soruşturmalar açıldığını iddia eden şikâyet sahipleri, haksız yere 29 gün tutuklu kaldıklarını savunuyor. AİHM'nin yakın zamanda karara bağlaması beklenen dosyada, yargılama için sahte delil yaratıldığı, din ve vicdan hürriyetlerine yönelik ağır bir saldırının gerçekleştirildiği ve kişilik haklarının zedelendiği öne sürülüyor.Dilekçelerinde 1 Mart 2000'de Kemalpaşa'daki çeşitli köylere Hz. İsa'nın hayatını anlatan video ve teyp kasetlerini bıraktıklarını, dönüşte jandarma tarafından gözaltına alındıkları anlatan Şengül ve Aydın, sorgularının ardından çıkarıldıkları Kemalpaşa Sulh Ceza Hâkimliği'nce 2 Mart 2000'de tutuklandıklarını belirtiyorlar. 30 Mart'ta tahliye edilen şikâyet sahipleri, 11 Mayıs 2000'de beraat etti. İç hukuk yolları kapanınca davayı AİHM'ye taşıdı.
'Haksız yere suç isnat edildi'
Avukat Orhan Kemal Cengiz, önceki gün AİHM'ye taşınan dava hakkında şu bilgileri vermişti:"Ceza Kanunu'nda misyonerlikle ilgili bir madde bulunmuyor. Aydın'ın misyonerlik yaptığı iddia edilen köyde yaşayanlar, duruşmada kimsenin kendilerini zorlamadığını ve şikâyetçi olmadıklarını söyleyince müvekkilim serbest kaldı. Bunun üzerine suçlamayı yapan jandarma yetkilileri hakkında müvekkilime haksız yere suç isnat ettikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunduk. Dilekçemiz kabul edilmediği için AİHM'e başvurduk. AİHM'nin bu yıl içinde kararı açıklamasını bekliyoruz."


