FATİH AKIN'IN CANNES'DA DÜNYAYA TANITACAĞI KÖY, 53 BELEDİYENİN ÇÖPLÜĞÜ OLDU
Köyünü kurtarabilecek mi?
'Yaşamın Kıyısında' adlı filmiyle Cannes'da yarışacak olan Fatih Akın, adını yemyeşil çamlarından alan, ancak çöplüğe dönüşen köyünü 'kurtarmak' için belgesel çekiyor. Ankara'ya giden Akın, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe'den de yardım isteyecek
ALİN TAŞÇIYAN
Yeni filmi "Yaşamın Kıyısında"nın Cannes Film Festivali'ne seçildiğinin açıklandığı sırada Fatih Akın, Trabzon'dan yeni dönmüş, İstanbul'da "Çamburnu" belgeseliyle uğraşıyordu.
Her yönetmenin rüyası olan Cannes Film Festivali'nin başlamasına üç hafta kala Akın işi gücü, reklamı bırakıp bir idealin peşine düştü.
"Yaşamın Kıyısında"nın Cannes'daki dünya prömiyerinde uluslararası izleyici topluluğunun göreceği, adını çamlarından ve denize bakan tepesinden alan Çamburnu, artık 53 belediyenin kullandığı bir çöplük!
'Kesilmiş köpek bile var'
Çamlar, çöp kamyonlarının geçeceği yolun yapımı için kesiliyor, çocukların geçtiği yerlerde tıbbi atıklar bulunuyor. Çektiği fotoğrafları gösterirken duruma isyan ediyor Akın: "Burası vahşi bir çöp alanı. Şehir içinde çocukların geçtiği yerde tıbbi atıklar, kanlı iğneler var! Kesilmiş bir köpek kafası bile vardı! Luis Bunuel filmi gibi."Akın, atalarının mezarlarının bulunduğu köyün bu uygulamaya karşı başlattığı hukuk savaşına destek veriyor. Dün konu hakkında görüşlerini almak için Ankara'ya Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe ile konuşmaya gitti.
Onun bu projeye angaje olması "İstanbul Hatırası"nın çekimlerine uzanıyor: "Aynur ve Siya Siyabend gibi sanatçıların fikirleri, duruşları dikkatimi çekti, hoşuma gitti. Bu romantik idealizmle hâlâ mücadele edenler var burada. Batı'da kalmadı artık bu tür bakışlar, felsefeler. O sıralarda Hanna Schygulla'nın İstanbul'da kayıp kızını aradığı Costa Gavrasvari bir film projesi üzerinde düşünüyordum. Martin Scorcese'nin Bob Dylan belgeselini izledim. Dylan'ın "Chronicles" kitabını okudum. Babaannesi Trabzonluymuş. Ben de Trabzonluyum. Babam, ortağım Andreas ve ben 2005'te Trabzon Çamburnu'na gittik. "Ne kadar güzel bir yer, film burada bitmeli" dedik Andreas ile. Sonra bize bu güzel yerin biteceğini, üzerine çöplük yapılacağını söylediler. O zamandan beri bu mücadelenin içindeyim.
Şimdiye dek başarı kazanamadık. O ağaçları kesiyorlar, Trabzon'un, Rize'nin, 53 belediyenin çöpünü döküyorlar. Deniz kenarından gitsin çöplük, tepelere çıksın. Pisliği halının altına süpürelim, kimse görmesin. Etik bir mesele bu. Çöp bir sorundur. "Başka bir yere koyun da bizim köye koymayın" demiyoruz. Bir sorunu başka bir sorunla çözmemeliyiz. AB standartlarından falan da söz etmiyorum. Bütün dünyada göstereceğim bu belgeseli, başka çaremiz yok. Kendi kanunlarımız var Türkiye'de: Çöp alanı kurulursa bin metre çap içinde yerleşim bölgesi yer almamalı. Çamburnu Belediye Başkanı ruhsat vermedi, verse kanuna karşı gelecek. Buna rağmen suçlu çıktı, Trabzon Valiliği ona dava açtı."
'Orası benim köyüm'
Hakiki bir sinemasever olan, her gün bir film izleyen Akın şöyle devam etti:"Ben belgeseli çok seviyorum. Al Gore'un 'Uygunsuz Gerçek'ini çok sevdim. Mutlu son istiyoruz. Hasankeyf'i kaybettik. Bu daha küçük bir proje. Daha az destekçisi var. Ama bunu kazanabilirsek bir umut doğabilir. Yalnız Türkiye'de değil her ülkede var haksızlık, adaletsizlik... Ama trajik bir son da olabilir: Bu çöplük durursa o köy ölecek. Yağmurlarla çöpler tepeden köye inecek. Orası eski bir bakır madeni. Dinamit patlatmaktan boşluklar oluşmuş kayalarda. Yeraltı suyunu zehirleyecek çöpler. Yöre halkı çay yetiştiriyor. Fareler, martılar gelecek çöplere. Orası benim köyüm; çocuklarım, torunlarım bizi sattılar, hiç mücadele etmediler demesin. İlginç bir öykü: Küçük bir köy koskoca devlete karşı mücadele ediyor. Sinema bu!"
|
DİĞER HABERLER |
YAZARLAR |
|

