
Taha AKYOL
Objektif
Çankaya reformu?
ERDOĞAN aday olacak mı, olmayacak mı? "Olmayacak" diyenlerin gerekçeleri bana da haklı geliyor: Kamuoyunda tansiyonu düşürmek lazım... Tayyip Bey'in Türkiye'de milli geliri 10.000 dolara çıkarma taahhüdü var, bu taahhüt iki dönem başbakanlık yapmayı içerir... 'Feragat'ta bulunması saygınlığını artırır, ekonomiyi olumlu etkiler. "Olması" halinde siyasi gerilimler artar.
Bu gerekçeleri ben de doğru buluyorum.
Ama "olacak" diyenler, "siyasetin kendi dinamikleri" olduğuna dikkat çekiyorlar: Çankaya'ya çıkarsa başlangıçta tepkiler olur ama zamanla laikliğin elden gitmediği görülür, Türkiye'deki neredeyse yüz yıllık kavga bu şekilde sona erer... Aday olmazsa, tepkilerden yılmış görüntüsü çıkar, bu da istikrarı olumsuz etkiler...
Erdoğan en yakınındaki arkadaşlarına bile sinyal vermemiş. Onlar da hepimiz gibi "Şu sözü şu anlama gelir" diyerek yorumlar yapıyor.
Son kararı, son günde Erdoğan-Gül ikilisi verecek.
Neden ikisi? İkisi de partide itiraz edilemeyecek güçlü isimler.
Neden son günde? Partide dalgalanmalara ve kararın kamuoyunda tartışmalarla 'örselenmesine' meydan vermeden Çankaya seçimlerini başlatmak için. Görüştüğüm iki bakanla Erdoğan'ın yakınındaki iki arkadaşı bana bunları anlattı.
Çankaya'nın yetkileri
Uzun vadede, kimin Çankaya'ya çıkacağından daha önemli olan, Çankaya'nın yetkileridir. 1982 Anayasası, Evren'e göre hazırlandığı için, Çankaya'ya aşırı yetkiler veriyor.
Sorumsuzluğuyla parlamenter sistemin sembolik cumhurbaşkanına benziyor. Ama yetkileriyle, hele de hukuken siyasi sorumluluk gerektiren yetkileriyle, ABD veya Fransa'daki gibi halkın seçtiği 'devlet başkanı'na benziyor...
Sayın Ahmet Necdet Sezer Anayasa Mahkemesi Başkanı iken bunu görüyor, konuşmalarında cumhurbaşkanının yetkilerinin azaltılmasını istiyordu. Ama kendisi oraya çıkınca bu yetkileri sevdi! Elbette Anayasa'da verilmiş görevleri yapmıyorum diyemezdi, yapacaktı tabii.
Ama Sayın Sezer, yetkilerinin olağan parlamenter rejimlerdeki düzeye indirilmesi için kamuoyuna ve parlamentoya önerilerde bulunabilirdi, bunu yapmadı.
Sistem ve istikrar
Türkiye aşırı yetkili ve sorumsuz cumhurbaşkanı ile siyaseten sorumlu hükümet ve parlamento arasında gerilimlere, tıkanmalara yol açan "iki başlı" bir sistemle yönetiliyor.
Ya Çankaya'nın yetkileri İngiltere Kraliçesi'nin, İtalya Cumhurbaşkanı'nın 'sembolik' düzeyine indirilmelidir.
Veya, cumhurbaşkanını halk seçmeli, böylece kararlarının siyasi sorumluluğunu da üstlenmelidir. Bu detaylı bir 'sistem ameliyatı' olur, zordur, birçok paralel düzenleme yapılmasını gerektirir.
Fransız tecrübesi gösterdi ki cumhurbaşkanını halk seçerken genel seçimlerde de iki turlu oylama ve partiler arası ittifak sistemine geçilirse, "iki kanatlı demokrasi" güçleniyor. Unutmamak gerekir ki Türk demokrasisinin en zayıf tarafı, sağ yelpazenin istikrarsız, sol yelpazenin zayıf ve dağınık olmasıdır. Fransız sistemi toparlanma getiriyor.
Çankaya reformu yarınlarımızla ilgilidir. Bugünün en önemli meselesi seçimlerin krizsiz, kavgasız yapılmasıdır.
Türkiye beş yıllık bir istikrar dönemi daha yaşarsa, milli gelirimiz 10.000 doları aşacaktır, ekmeğimiz büyüyecek, ülkemiz güçlenecektir.
t.akyol@milliyet.com.tr

